Asla Kaybettim Sanma

  “Özgürsün, kendi ayakların üzerinde durduğun kadar; fikirlerini davranışlara döktüğün kadar özgürsün”

   Söze “çocukluğumdan beri” diye başlayamayacağım; çünkü hiç çocuk hissetmedim ben. Her zaman güçlü bir kadın olmam gerektiğini söylediler; kendi ayaklarım üzerinde durmayı, gerektiğinde küçücük bedenimle kendimi savunmayı, zorda kalırsam diye 8 yaşında yemek yapmayı öğrendim. Çocuk hissetmedim dedim ama aynı zamanda büyüdüğümü hissettim ben; sokakta bisiklet sürecek yaşı geçtiğimde, daha önce bisiklet sürmeyi öğrenmediğimi fark ettim. Boyama kitaplarında gökyüzünü pembe, denizi mor boyamak istediğim zamanlarda aksine masamın üzerinde test kitapları duruyordu. Hiç evcilik oynamadım mesela bebeklerimle; oyundaki ev gerçek, o evin getirdiği sorumluluklar da gerçekti. Kabullenemedim tabi başta kızdım bağırdım herkese çocukluğumu yaşayamadığım için. Benden çalmışlardı çizgi film izleyebilmek için sabahın köründe uyandığım günleri, parklarda oynanan saklambaçları, kumdan kalelerimi ve daha nicelerini…

    Ancak bir kere öğrenmiştim kendi ayaklarım üzerinde durabilmeyi, eksik hissetsem bile pes etmedim. Sonunu düşünmeden çıktığım bisiklet yolculuklarında rüzgarın sesini dinlemeyi sevdim; aldım kağıdı elime gökyüzünü pembeye boyadım, denizi mor. İlk iş araba sürmeyi öğrendim ardından istediğim kariyer için imkansız kelimesini hayatımdan çıkardım, kendi öykümde imkansızı başardım. Yıllar geçti üstünden ilk gördüğümden beri huzur bulduğum şehre taşındım. Sonunda ailemi burada buldum her zaman güçlü olmamı istese de yaşayamadığım çocukluğu yansıttığımda bile gözleri parlayan, her güne mutlu uyanmamı sağlayan ailemi İstanbul’da buldum.

  Şimdi ise düşünüyorum da toplumun bize dayattığı tabulara inat, özgürlüğe olan inancımı kaybetmediğim sürece her zaman tadabilirim çocuk olmayı. Düşünüyorum da belki 5-6 yaşında tek başıma aldığım sorumluluklardan geliyor özgüvenim; eksik kalsa da çocukluğum başıma gelen her olayı pozitif düşünerek aşabiliyorum artık.

   Zamanında çocukluğumu çaldığını sandıklarımdan özür diliyorum; çünkü biliyorum yıllar geçse de torunlarımla boyama yaparken her zamanki gibi gökyüzünü pembeye, denizi mora boyayabilirim ve minnetlerimi sunuyorum; yaşam denilen bu savaşta dimdik durmayı, özgürlüğümden asla ödün vermemeyi öğreten aileme…

Yazar: Simay Çomak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir