Aşk Devri

"Bu sefer kalbin hızla attığında uçurumdan düşüyor gibi hissetmeyeceksin, uçuyor gibi hissedeceksin. Midendeki kelebekler ölü çıkmayacak bu savaştan, kanat çırpacak ve özgürlüğe kavuşacaklar."

(Bu yazının okunması yaklaşık 4 dakika sürmektedir.)

“Ellerini kaldır!” Diye bağırdı karşısındaki, yüzünü buruşturarak. İç çekerek bir adım geriledim ve ellerimi yavaşça havaya kaldırdım. “Tamam, sakin ol.” Derken gözlerimi üzerine diktim. Karşımda durmakta olan, oldukça uzun süredir görmediğim eski bir dostumdu. Bunca zaman sonra karşıma çıkmış ve beni eski günlerdeki gibi himayesi altına alabileceğini düşünmüştü. 

“Bana teslim olacaksın biliyorsun, değil mi? Seni önceki gibi yavaş yavaş rehin alacağım. Bütün hücrelerin benim düşüncemle zangır zangır titreyecek. Sonra bir gün bakacaksın, gözlerinin ardında parlayan bir şeyler var. Ben olacağım bakışlarının arkasındaki o ateş. Alev alev yanacak ruhun, daha çok teslim olmayı arzulayacaksın. Sonra, ateşkes imzalamak isteyecek ancak savaş alanında sıkışıp kalacaksın. Sen ve ben göğüs göğüse, birbirimize karşı çarpışacağız. Üstelik ben kazanacağım, işte o zaman eskiden nasıl biri olduğunu ve şimdi kim olmadığını anımsayacaksın.” Dedi bir çırpıda. Bütün bunları yüzüne yerleşmiş korkunç bir şehvetle söylemişti. Dudaklarımı ısırdım ve ona bir süre sessizce baktım.

“Eskisi gibi kolay olmamalıydı beni bulman. Artık toy bir çocuk değilim; öyle boyumdan büyük düşlerim, içimden taşan heveslerim yok benim. Sana teslim oluyorum, tamam ama unutma ben yıllar önceki gibi değilim. O kadar kolay olmayacak beni ele geçirmek, önce bütün duygularımı yenmen gerek.” 

Bana doğru bir adım attı ve yüzüne yerleştirdiği pis bir sırıtışla elindeki silahı bana yaklaştırdı. “İstediğin kadar değiş, istediğin kadar büyü. Sen, aşkın çocuğusun. Bana bütün varoluşunla dirensen bile eninde sonunda mağlup olacaksın. Senin kalbin bana atıyor.”  Silahın tetiğine yerleştirdi parmağını. İçimde yersiz bir korku oluşmaya başlamıştı. “Dur! Kabul, evet ben değişsem bile içimde yadsınamayacak kadar büyük bir yerin var ama biliyor musun kırık bir yer orası. Çatlaklarından hüzün akan kırıkların var senin içimde. O yüzden ben teslim olsam dahi ruhum teslim olmaz sana. Öyle hemen ele geçiremezsin beni. Ben aşkın değil, bu devrin çocuğuyum artık: kirli, dağınık, kalabalık…” 

Parmağını tetiğe bastırdı ve ben cümlemi dahi bitiremeden vurdu beni. Tam göğsümden dışarı kanamaya başladım o an. Yüzümü buruşturarak elimi göğsüme götürdüm ve ona baktım, “Beni tekrar kanatıyorsun demek.” Dedim elime gelen ıslaklık hissiyle. Bir adım daha attı bana doğru ve bana aptalmışım gibi baktı bir süre. “Elini aç ve bak.” Dedi sonrasında. Bakışlarımı ondan çekerek elime baktım ve gördüğüm şey karşısında afalladım. Avuçlarıma bulaşmış kan yoktu, kanamıyordum. Aksine parmaklarıma huzur bulaşmıştı, içinde de biraz mutluluk vardı.

 Kaşlarımı çatarak ona baktım. Yıllar önce teslim olduğum o, beni kanatmış ve yaralamıştı. Şimdi, içimi garip bir kıpırtıyla dolduruyordu. Bu duruma şaşırıp konuşmaya başladım: “Nasıl yani? Beni kanatmayacak mısın, esaretin altına alıp bana acı çektirmeyecek misin?” Bana doğru bir adım daha attığında aramızdaki mesafe neredeyse kapanmıştı. “Bu sefer değil. Bu sefer kalbin hızla attığında uçurumdan düşüyor gibi hissetmeyeceksin, uçuyor gibi hissedeceksin. Midendeki kelebekler ölü çıkmayacak bu savaştan, kanat çırpacak ve özgürlüğe kavuşacaklar. Bu seferki yenilgin galip edecek seni. Sana güzel günler, hep anmayı dileyeceğin dünler bahşedeceğim.” Aramızdaki mesafenin neredeyse yok denecek kadar az olması beni gererken içimden dışarı akan huzuru daha çok hissetmeye başladım. “Neden peki? Ne değişti?” 

Yüzüne manidar bir gülümseme yerleştirerek bir yeri işaret etti. Kafamı kaldırdım ve gösterdiği yere baktım. Orada genç bir adam vardı. Gözleri ışık saçan, tüm ışığıyla bana doğru bakan bir adam… içimdeki huzur büyürken damarlarıma yayılan mutluluğu daha derinden hissetmeye başladım. Sonra ona dönerek gülümsedim. 

Elinde tuttuğu silahı tam kalbimin üzerine yaslayarak karşımdaki hissin gözlerinin içine baktım ve tetiği kendi ellerimle çektim. İşte şimdi aşkın çocuğuydum tekrar. Ona teslim olmuştum bütün benliğimle. Karşımda duran, kocaman gülümsedi. “Sana söylemiştim. Bana teslim olacaksın, dedim. Şimdi git ve bütün benliğinle yaşa beni.” Genç adamı gösterdi tekrar. “Orada, seni bekliyor.” Son kez gözlerine baktım ve genç adama doğru döndüm. 

Galiba şimdi tekrar yaşama zamanıydı. Devir, aşk devriydi…

Almina Kesler

https://pin.it/5mT02UCAT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.