(Bu yazının okunması yaklaşık 3 dakika sürmektedir.)
Denizden kendisine doğru gelen serin rüzgâr saçlarını okşuyor, dalgaların sesi ise bir ninni misali uykuya sürüklüyordu genç kadını. Birkaç kişinin olduğu sahil kenarında, kumların üzerinde oturmuş, uyumamak için direniyordu. Huzurluydu ve belki de bu uykusunu getiren en büyük nedendi. Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar huzurluydu…
“Üşüyeceksin.”
Omuzlarının üstüne atılan ceketle hafif irkildi, galiba huzura fazla dalmıştı. Kafasını kaldırıp ceketin sahibine baktı gülümseyerek. Sesinden anlamıştı kim olduğunu.
“Güzel bir histi, uyumamı engelliyordu.” Hafif sitemle verdiği cevap tamamen doğruydu; şu an bulunduğu durumda üşümek bile ayrı bir huzurluydu.
Ceketin sahibi gülümseyerek yanına oturup genç kadını kendine doğru çekerek yaslanmasını sağladı. Artık huzur tam anlamıyla bulmuştu genç kadın.
“Uyumak istiyorsan uyuyabilirsin, ben de eşsiz manzarayı seyretmeye fırsat bulurum.”
Hafifçe kıkırdadı genç kadın ve kafasını karşısındaki denize çevirdi.
“Bu eşsiz manzarayı seyretmek için uyumuyorum zaten ben de.”
“Bahsettiğim manzara o değildi.”
“Biliyor musun, denizler aslında cinayet işlemezler.”
“O ne demek?”
“Denizler işte, cinayet işlemezler.”
Hafifçe kıpırdandı ceketin sahibi, genç kadın böylece ona bakma ihtiyacı hissetti. Meraklı gözler ise kendisine dikilmişti.
“Nasıl yani?”
Yavaşça gülümseyip tekrar denize çevirdi bakışlarını ama o meraklı bakışlar hâlâ üstündeydi, farkındaydı.
“Denizler cinayet işlemez, sadece çok severler. Öyle çok sever, öyle çok severler ki o kişi hep yanlarında olsun isterler. Yanlarında olsun, onları hiç bırakmasın… Demek istediğim, hani insan birini çok sevince hep yanında olsun ister ya, o misal. Tabii korumak da başka bir amaçları; yani senin anlayacağın hem yanlarında olsun sevdikleri hem de başına bir şey gelmesin. İşte bundan dolayı çeker alırlar onları bu kirli karadan. Onu en diplerine, kalplerine en yakın yere çeker, bir daha da bırakmazlar. Bilmezler ki bu yaptıkları sevdiklerinin sonu olmaktan başka bir şey değil. İnsanın bile sevince gözü bir şey görmüyor, onlarınki nasıl görsün? Aslında sadece korumak isterler aşklarını. Suçlu olduklarını bilmeden suç işlerler. Yine de huzurludur onların kucağında olmak, kalplerine doğru giden yolculuk en sakin, en sessiz yolculuktur. Sırf bu yüzden birçok kişi denizlere bırakır kendini, onları çok seven denizlere.”
Sözünü bitirdiğinde farkında olmadan sağ gözünden akan yaşı sildi yavaşça genç kadın. Derince soludu denizden gelen havayı ve dolu gözleriyle seyretmeye devam etti durgun dalgaları.
Bu sakin dalgaların sahibi nasıl katil olabilirdi ki zaten? Bu uçsuz bucaksız mavi, nasıl korkulması gereken bir yer olabilirdi ki?
İşte bu sebepten, en güvende hissettiği yer burasıydı: kalbi kocaman denizin tam yanı. Hep mahrum kalsa da deniz, onun en güvenilir hazinesiydi.
Yazar: Merve Coşkun