Sınırsız

"Ve biz, ironik bir şekilde, parçası olduğumuz bu sistemde bir gözlemci gibiyiz. Tabii ki, evreni görebilmek için onu basitleştiririz, sınırlarla sınırlandırırız. Çünkü ne hayret vericidir ki, sınırlar koymamıza rağmen hepimiz sınırsızız."

(Bu yazının okunması yaklaşık 3 dakika sürmektedir.)

Hayret vericidir ki, biz insanlar her gün konuşuruz. Konuşmak aslında o kadar da hayret verici bir şey değildir, değil mi? Ama şu hayret vericidir ki Türkçe, yaklaşık 600.000 kelimeden oluşur ve bu kelimeler, sadece 8 ünlü ve 21 ünsüz harften türetilir. Bir başka hayret verici şey ise, bu harflerin hepsinin düz, yuvarlak ve kısa çizgilerle, noktaların birleşiminden oluşmasıdır. Gerçekten de fark edersiniz ki, bu harfler birbirine oldukça benzerdir. Dahası, şu da dikkat çekicidir ki, gördüğünüz bir çizginin içinde sonsuz nokta vardır; bizim dillerle süslediğimiz bu dünyanın en küçük parçalarında, başka dünyalar gizlidir.

Oysa konuşmanın ne kadarı hayret vericidir, değil mi? Halbuki biz farklı bilinçlere ve dünyalara sahip varlıklarız ve konuşmak; birbirimizle tanışmamızı, birbirimizin varoluşuna dokunmamızı sağlar. Ne çok şeyi fark ederiz, rutinlere dönüşen eylemlerin arasında, konuşulmadıkları için unutulup giden. Ve çoğu zaman özel olduğumuzu düşünmeyiz, çünkü bizim gibi 8 milyar insan daha vardır, daha fazlası olmuştur ve daha fazlası olacaktır; bu noktada artık biz, çok da hayret verici değilizdir. Artık bizden daha iyi konuşanlar vardır, daha hızlı koşanlar vardır, daha iyi düşünenler vardır. 

Fakat noktaların dünyasında noktalar sonsuzdur, ve niceliğin önemi kaybolduğunda form, nitelik kazanır. Bizim bu büyük ve bir o kadar da küçük dünyamızda ise gerçekler, insanın dalgınlığına pervane olmuştur gibi görünür. Bilir misiniz, görüp de aslında göremediğimiz pek çok şey vardır; ve gördüklerimizi tanımlamak için bazen küçültmeye çalışırız. Kendimizi ne kadar mantıklı görsek de aslında sezgilerimizin esiri olabiliriz. Baktığımız dünyayı ise genellikle kendimiz gibi görmeye meyilliyiz. Evet, gerçekten de bizden daha iyi konuşan, koşan ya da düşünen biri olduğunu düşünürken haklı olabiliriz ancak kendimizde başka bir şey kalmadığını düşünmek için yine biz kendimize izin veririz. Bu durum ise hep hayret vericidir çünkü tüm bu sınırların hiçbiri gerçek değildir.

Sık sık cehaletin, eti ve kemiğiyle şekil bulmuş halleriyiz. Bilmediklerimizin korkusundan ve basitleştirdiğimiz şeylerin gücünden dolayı sürekli zarar veririz. Belki de bu kocaman dünyada, sadece bir nokta gibi hissederiz, kendi sözlerimizi işitmeyi reddederiz. 

Ne hayret vericidir ki, konuşmaktan bile çoğu zaman bu yüzden çekiniriz.

Çünkü bu kadar büyük bir evrende… cümlemizin devamı gelmez, çünkü aklımız, bu büyük evrenin nerede olduğunu bize anlatmaya yetmez. Çünkü evren, yalnızca gördüğümüz gökyüzünün ötesinde ya da göremediğimiz en küçük tepelerde değildir; evren, aynı zamanda bizdedir. Ve biz, ironik bir şekilde, parçası olduğumuz bu sistemde bir gözlemci gibiyiz. Tabii ki, evreni görebilmek için onu basitleştiririz, sınırlarla sınırlandırırız. Çünkü ne hayret vericidir ki, sınırlar koymamıza rağmen hepimiz sınırsızız.

Ve hepimiz birbirimize bakar, birbirimizin içindeki evreni gözleriz. Kendimizle dans eder dururuz, insanın tekilliği tarafından kör edilmemek umuduyla. 

Ece Şevval Kamiloğlu

https://pin.it/ZuOJ3wwBw

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.