(Bu yazının okunması yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)
“Leylek leylek lekirdek
Hani bana çekirdek
Çekirdeğin içi yok… ah!”
Salıncağında usul usul sallanan küçük kız, canının yanmasıyla tekerlemenin geri kalanını unuttu. Küçücük ellerini, düşmemek için sıkıca kavradığı zincirden çekemiyordu. Çekerse, düşeceğinden korkuyordu. Yine de çekilen saçının kökleri sızlıyordu. Omzunun üzerinden arkaya baktı ama kimseyi göremedi. Ne sağında ne solunda, önünde ve arkasında hiç kimse yoktu.
İçinde bulunduğu karanlığın o ân farkına vardı. Üzerindeki beyaz elbisesi dışında zar zor seçebildiği zincirlerin nereye asılı olduğunu anlamak için kafasını kaldırıp yukarı baktı ama ne bir tavan vardı ne de başka bir şey. Sadece sonsuz siyahlık içerisinde beyaz elbisesi vardı.
Peki ama saçını çeken kimdi?
Bir rüzgar esti, çıplak bacakları ürperdi ve salıncak hafiften hızlandı. Bu ürpertiyle etrafına bakınmayı kesen kız, bacaklarını ileri geri sallamaya başladı. Küçük bedenini titreten korkuya teslim olmamak için yapılan ufak bir direnişti bu hareketi.
“Leylek leylek lekirdek
Hani bana çekird- ahh!”
Aynı yerden çekilen saçının sancısı onu sinirlendirdi. “Kimsin sen!” diye bağırdı boşluğa doğru. Düşme korkusunu unutup tek elini zincirden çekti ve acıyan yeri ovaladı.
“Tekerlemenin devamı yok mu?”
Salıncak âniden hızlandı, küçük kız duyduğu sesle yerinden sıçradı. Her yer karanlıktı ama gözünü nereye çevirse sanki orası daha çok kararıyordu ve orada, üzerine atlamak için hazırda bekleyen bir canavar varmış gibi hissediyordu. Ellerini zincirden çekmek, salıncaktan inip karanlıkta kaybolmak istedi. Belki karanlıkta kaybolursa karanlığın kendisi olan canavar ona zarar veremezdi ama yapamadı. Ellerini o zincirden çekmeye cesaret edemedi.
“Tekerlemenin devamını söyleyeceğim ama daha fazla saçımı çekmeyeceksin?”
Kendince pazarlık yaptığı canavarın sesini ne kadar beklese de duyamadı. Âniden var olup yine aniden yok olmuştu. Bu düşünce küçük kıza hayatı anımsattı. İçinde çırpınıp durduğu dünyada böyleydi aynı. İnsanlar âniden dünyaya geliyor ve âniden ölüyorlardı. Geriye sadece yarım kalmış işler ve ağlayıp gülen birkaç tanıdık yüzün hatırası kalıyordu. Tıpkı şairin dediği gibi; her ölüm zamansızdı.
“Leylek leylek lekirdek
Hani bana çekirdek
Çekirdeğin içi yok!”
Ayaklarının altındaki karanlık âniden kaydı. Nereye bağlı olduğunu bilmediği salıncağın yerle teması olmamasına rağmen alt üst olması, kayanın sadece yer değil içinde bulunduğu boşluk olduğunu gösterdi. O kadar âni olmuştu ki salıncağın zincirinden kayan ellerinin bile farkına varamadan karanlığın içinde kaybolup gitmişti. Tıpkı simsiyah gecenin tam ortasında kayan bir yıldız gibi.
Sarı saçlı küçük kız tekerlemenin bittiğini sanıyordu ama hâlâ söylenmemiş bir cümlesi daha vardı. Karanlıktaki canavar salıncağın sarı iplerini yeniden bağlarken onu tamamladı.
“Sarı kızın saçı yok!”
Yazar: Züleyha Yıldırım
Görsel Kaynak: https://pin.it/5kOUHh7