Vicdan

Kâinat sessizliğe bürünmüş, karanlık ve gölgeler içinde. Karanlık içindeki aydınlıktalar. Karanlık aslında aydınlıktır: Işığın ve sessizliğin olmadığı değil, tüm ışıkları ve sesleri içinde barındıran büyük bir güçtür.

(Bu yazının okunması yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)

Vicdan bir zırhtır, kıyafettir. Canını, kanını, benliğini taşımalı, o seni giymeden sen onu giymelisin. İdrak et, senin vicdanın olabileceğin en yüksek mertebedir. Güneşe doğru uçan İkarus’u unutma. Unutma ki ibret al, hakikatle yüzleş. Yükseklerde uçamaz ancak alçalabilirsin. Her şeyi bir tarafa bırak ve kendinle yüzleş. Kendine baştan aşağıya sahip ol ve yaklaşan akıbetini düşün. Gölgeleri dağıt, zihnini sadece hakikate odakla. Kâinat sessizliğe bürünmüş, karanlık ve gölgeler içinde. Karanlık içindeki aydınlıktalar. Karanlık aslında aydınlıktır: Işığın ve sessizliğin olmadığı değil, tüm ışıkları ve sesleri içinde barındıran büyük bir güçtür. 

İnsan herkesi kendi gibi görür. Karşısındaki yoktur, kendi gibidir herkes. Hele seviyorsa daha da bütünleşir. Dünyası tektir. İçi bütün ama dışı ayrıdır. Fakat yanan oldukça canı, yüreğinin her bir parçasında artık karşısındaki insanlar olmaya başlar. Kendi gibi görmek istediği tek dünyası olur karşısında. Canı yandıkça etrafı kalabalıklaşır. Kendi ve diğerleri olarak, kendinin ve diğerlerinin dünyaları olur artık. İçi ayrı dışı ayrıdır artık. Hakikat senin kıblendir. Vardığın, gittiğin, görmek isteyip bulamadığın yollar içinde bir yerdedir. Hakikatinle yüzleşmekten korkma, sarıl. Hakikate ulaşamadığında sırlarla dolu karanlık dehlizlerde, azap çukurlarında kaybolur gidersin.

Ey canımı canınla mühürleyen yüz. Muhibbi “Ben gönlümü senden yana gönderdim. Onun benden yana gelmesi bir daha mümkün değildir.’’ der. Gönül kapısını kapatan gizli hazinem; seni karanlık dehlizlerde, uçurumlarda, bağ ve bahçelerde aradım. Aradıkça sana dokundum. Kalbinin haritasına baktıkça karanlıkta yolunu bulan, hep aradığı diğer yarısını sırlarında bulan, bulduğu sırlarla yalnızlığı arşa yükselen canım. Bu gece onun güzelliğini seyre dalarken uyuduğun için hiç üzülmüyorsun. Bu yüzü unutma. Bu gözleri, bu elleri unutma. O senin koca dünyada sahip olduğun hazinendir. Uyurken unutamadıklarına sahip çık, terk etme. Karanlığıyla bizi örten geceler bilir ki uyku nereye giderse o meclis viran olur. Canıma can katan gizli hazinem, sen uyudun ama ben dün gece de uyumadım. Dün geceden daha da uykusuzum, uyumuyorum. Sabaha kadar düşünüyorum. Geceleri aydınlatan ay benim şahidim oldu. Ayın ışığında parlayan yüzünü görür oldum. Hayal ve hakikat arasında canımı çoktan yoluna koydum.

Ağaçlar, kuşlar susmayın; başardın deyin. Başardın fakat yüzün gülmeyecek deyin. Gölgelerle dolu karanlıkta hakikati görmüyorsun deyin. Göremediğin hakikat nedir? Gök kubbeden yükselen güneş değildir. Güneş olsa seni ısıtmaz mıydı? Soluduğun hava, bastığın toprak seni içine almaz mıydı? Ruhun azap içindeyken nasıl karışacaksın toprağa? Hakikatin perdesinde dalgalanırken küle dönmedin mi? Rüzgâr her bir zerreni savururken yanmadın mı? Gecenin ışığı senin karanlığındır. Ayın ışığı, vicdanın ve hakikatin arasındaki zerrendir. Bu nasıl bir gecedir ki sesim toprağa gömüldü. Yüreğimin gürültüsünü duyuyorum. Yalan ve hakikatin kokusu genzimi yakıyor. Baharın kokusunu duymak istiyorum. Sadece aşkı ve vicdanımı yanıma alıyorum. Unutmamak için uyumaya gidiyorum. Bilsin bunu insanoğlu, bilsin ve duysun sesimi: Bağları ve bahçeleri süsleyen ışık kayboldu, bitti bu rüya.

Yazar: Göktuğ Akşahin

Görsel Kaynak: https://socialwork.nyu.edu/content/dam/nyusilver/silver-education/ogll/trauma-informed-clinical-practice.jpg/_jcr_content/renditions/nyusilver.style.1600.900.jpg

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.