(Bu yazının okunması yaklaşık 4 dakika sürmektedir.)
Benden sana bir veda mektubu olsun istiyorum bu yazı. Birkaç saat önce bana yazdığın o uzun maili kaç kez okuduğumu hatırlamıyorum. Yazdığın her bir cümle beni anılarımızla baş başa bıraktı. Biliyorum, son zamanlarda pek de ulaşılamaz bir insan oldum. Beni anladığına sığınıyorum hep, görüyorum ki kurduğumuz bu iletişim biçimi de kendine özgü. Olur da bir gün sen gidecek olursan ben hep seninle kalacağım. Senden hiç kaçmayacağım. Bir süre için senden bir ricam var, beni özgür kıl!
Şimdi hayatlarımızın yeni bir noktasında onlarca yön arasında yerimizi belirlemeye çalışıyoruz. Belki biraz yorgun, belki biraz heyecanlı, belki de epey kaygılı… Bana daha fazla güvenmene ihtiyacım var.
Yaş almış ama oldukça umutlu kimselerle tanıştım. Hem de bu insanlar geriye kalan zamanı değil de yaşadıkları zamana odaklanan insanlardı. Onları örnek almayı denedim. Hani hep derler ya “Bardağın dolu tarafını görmek” diye… Bu bir gerçek ki ben de seninle bunu öğrendim.
Hak veriyorum, birbirimizi çok kırdık! Bu cümlenin daha doğru biçimi, benim seni çok kırdığım hakkında aslında. Ayrıldığımız her noktada, birbirimize daha bir yakınlık kattığımıza inanıyorum. Bu satırları doldururken aklımda, zihnimde ve kalbimde sadece sen varsın. Sen ve seninle olan irili ufaklı keşiflerimiz hep benimle olacak. Dünyanın bir ucuna gidecek olsam dahi yeni tanıştığım insanlara anlatacağım bir yakınım olarak kalacaksın.
Hatalarımdan dolayı kimseyi de sorumlu tutamıyorum, kendimi bile… Bir hata yapıldığında doğrudan bir suçlu bulamıyorum ben. Kim bilir, belki de o esnada yapılabilecek en iyisi buydu! Hani denemeden bilemezsin ya… Sonuç da böyle hissettiriyor bana. Sonuç, bir süreçte ilerleyen sayısız faktörün neticesidir. Yani, kontrol edebildiğimiz ve edemediğimiz etkilerin sonucunda kim suçlu kim suçsuz bilinmez.
Hayır, bunları kendimi affettirmek için yazmadım. Artık seni kırmaktan kaçındığımı ve arkadaşlığımıza çok fazla değer verdiğimi bilmeni istediğim için uzun uzun bahsettim. Seni nasıl açıklarım başkalarına, hiçbir fikrim de yok. Evet, seninle aramızda geçenler benim için de en unutulmaz anların tabiri. Maalesef, asla geriye dönemiyoruz. Zaman doğrusal, geçmişe gidemiyor olmak daha da acımasız. Bu yüzden anılarımız var. Beraber çekildiğimiz fotoğraflarımız ve birbirimize verdiğimiz hediyelerimiz var.
Kimseyle aynı kulaklığı paylaşarak o yollardan geçmedim. Başkasıyla dünya mutfaklarını tatmak için yeni mekanlar araştırmadım. Aylar sonra dönüp geldiğim o şehirde başka hiç kimseyi görmedim. Bu kadar gözü yaşlı çıkacağımı tahmin edemezdim, biraz mola vermeliyim, ekranı göremiyorum artık, bana hangi duyguları yaşattığını şimdi daha iyi anlıyor musun?
Son olarak eklemek isterim ki bu bir veda mektubu falan da değil. Bir süre sonra yeniden karşılacağımız da pek olası bir senaryo. Kafeinsiz kahve sipariş edeceğiz birlikte. Anlaşılan o ki bana ayrılan sayfaların sonuna yaklaştım. Ben de sana teşekkür ederim bu huzurlu ve öğretici arkadaşlık için. Ben bu deneyimden çok minnettarım, yalnızca pişmanlıklarım yaptığım hatalardan dolayıdır. Ama fark ettirmek isterim ki ben de farkındayım yaşadıklarımızın.
Yazar: Samet Can Avcu
Görsel Kaynağı: Sahibi Benim