Çek Elini

Umarım bir gün bu korkuyu yenebiliriz sevgili okur. Yine güzel bakabiliriz yarınlara. Çekeriz elimizi gözümüzün önünden. Belki kollarımızı yine açarak koşarız, ne dersin?

(Bu yazının okunması yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)

Çaresizlik zor bir his değil mi? Büyük küçük birçok duygu bizi çaresiz hissettirebilir. Küçük gördüğümüz birçok problem bir araya geldiğinde içinden çıkılamaz hale gelebilir. Bazen içinde bulunduğumuz duygudurum sebebiyle bize zor gelen küçük olayları mantık seviyesinde değerlendirip küçük olduğunu fark etmek bile bizi daha çaresiz hissettirebilir. Çünkü basit bir olaydan bile bu kadar etkileniyorsak ya daha büyük olaylar olursa o zaman ne yapacağız? 

Sanırım bu duruma biraz da büyümek deniyor. Duygular, olaylar farklı hissettiriyor. Kimi şeyler çok basit. Bazıları ise bir zamanlar olduğundan daha zor. Hayata baktığımız yer biz büyüdükçe değişiyor. Umutla baktığımız hayat her köşesinden yeni bir macera beklediğimiz o güzel yol değişiyor. Gittikçe daha yavaş yürüyoruz o yolu. Daha temkinli… Bir zamanlar kollarımızı açarak koştuğumuz bu yolda korku filmi izlercesine elimizle yüzümüzü kapatarak yavaş yavaş yürüyoruz. Belki bir taş vardır önümüzde ya da birden bir şey çıkar önümüze, düşeriz. Tuhaf olan elimizi gözümüze kapatmamız kendimizi gerçekten korkulabilecek durumlardan korumamızı da engelliyor olabilir. Korkumuzla o kadar meşgul oluyoruz ki gelen tehlikeyi fark edemiyoruz. Daha da acısı kaçırdığımız güzellikler… Ama bizim için önemli değil. Çünkü hangi güzellikler? Güzel bir şey olalı çok zaman oldu, neden olsun? Biraz da karanlık bir düşünce, değil mi sevgili okur? Umarım sen daha mutlusundur ancak varsa aranızda ara sıra da olsa düşüncelerinin karanlıklarını kapılıp giden biri, gelin devam edelim.

Sanırım bu umutsuzluk o çaresizliğe götürüyor bizi. Sorun güzel şeylerin olmaması değil aslında, ne olursa olsun kötü şeylerin de olacak olması. Bunu engelleyemeyecek olmamız. Yaşamak, kaybetmek, ağlamak zorundayız. Bu korkutucu, çok korkutucu. Bu korku henüz sorun yaşamadığımız günleri yaşamamızı engelliyor. Zehrediyor. Etmemeli. Nasıl? Anda yaşayarak mı? Çok zor. Değil mi? Her köşeden bizi o çaresizliğe sürükleyen büyük küçük olayların çıkmasını bekleyerek yaşamaya çalışmak çok zor. 

Hayatın her köşesinde bizi iyiliğin beklediğini düşünmek ne kadar gerçek dışıysa kötülüğün beklediğini düşünecek kadar umutsuzluğa düşmek de bir o kadar gerçek dışı aslında. Sartre’nin de dediği gibi umutsuzluk insanoğlunun kendine karşı hazırlayabileceği suikastlerin en kötüsüdür. Hayatın getireceği güzel şeyleri göremeyecek kadar korkmak bizi korktuğumuz şeylere götürebilir. Keşke olsa dediğimiz şeyleri kaçırmamıza sebep olabilir. Umarım bir gün bu korkuyu yenebiliriz sevgili okur. Yine güzel bakabiliriz yarınlara. Çekeriz elimizi gözümüzün önünden. Belki kollarımızı yine açarak koşarız, ne dersin?

Görsel Kaynakça

https://tr.pinterest.com/pin/595671488228902135/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.