Yılların Eskitemediği Anlar

“Belki fotoğrafı yok edebiliriz ama hissettirdiklerini çok zor. Çünkü derinlere usul usul işleyen, yılların geçip gitmesine rağmen evrenin bir yerinde varlığını koruyarak zamanı durduran tek ‘an’.”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 3 dakikadır.)

Zamanı durdurmak istediğimiz bazı ‘an’lar vardır, bir fotoğrafın içinde ölümsüzleştirmek istediğimiz, defalarca dönüp dönüp bakabileceğimiz. Fakat an’ın büyüsüne öyle kapılırız ki telefonu çıkartmak, fotoğraf çekmek aklımıza bile gelmez. Oysa o fotoğraf çekilse ve yıllar sonra tozlu raflardan eski albümleri çıkartıp tekrar gidebilsek keşke o anlara.

“Eğer hikâyeyi sözcüklerle anlatabilseydim, yanımda sürekli bir fotoğraf makinesi taşımaya ihtiyaç duymazdım.” demiş ünlü bir fotoğrafçı. Sanırım sözcüklerin anlatmaya yetmediği ama kadrajların da zamana meydan okuduğu anlardan bahsetmek istedi. Çünkü fotoğrafa bakınca hissettiğiniz duygu öyle kuvvetlidir ki yaşınız kaç olursa olsun ilk günkü heyecanıyla hatırlarsınız. Belki de bir koku hiç unutmak istemediğiniz ya da bir ses kulağınızda yankısını kaybetmemiş; baktıkça derinlere dalarsınız, anılar birbiri ardına gelir ve bir bakmışsınız saatlerdir aynı fotoğraf elinizde. Fotoğrafa karşı içinizdekilere direnciniz kırılır, kendinizi fotoğrafın size anımsattığı mutluluğa, kedere veya heyecana mağlup olurken bulursunuz.

Hikâyemize eşlik eden kişiler hep yanımızda olsun isteriz, insani duygularımıza dayanarak. Bazen hayat koşulları bazen hayat koşuşturmaları bazen de hayattaki tercihler buna müsaade etmez. Yanımızda olmaları kadar o sıcaklığı hissedemeyiz kimi zaman ama bir kış gününde sessizliğe açılan onlarca kapıdan birinin anahtarını elinde tutar fotoğraflar. Poz vermeye bile kalmadan çekilen yüzlerce an’ı ilmek ilmek dokuruz içimize. Hatırlayamadığımız dakikalar için kızarız kendimize ve sonra küçük bir tebessüm belirir yüzümüzde, koşarak telefonu alıp aramak isteriz çok uzak olmasına rağmen çok yakın hissettirenleri. Zaman durmuş gibi gelir, siyah beyaz kareler geçer gözümüzün önünden, duvar gibi yıkılmaz dayanaktır onlar bizim için.

Zihnimiz öyle güzel kurgular yazar ki bizim için bir fotoğrafa bakıp o sahneyi defalarca canlandırmayı mümkün kılar iyi de olsa kötü de olsa. İçimizden şöyle cümleler geçer: “Keşke anın tadını daha fazla çıkarsaydım, daha çok gülseydim, daha çok gezseydim, daha çok sarılsaydım, daha çok eğlenseydik”. Bu noktada yaşadığımız deneyimin somut halinin elimizde olmasını göz ardı ederiz ve keşkeler silsilesine yakalanırız. Tam da bu noktada hayatımızın her alanına sığdıramadığımız ama bir fotoğraf karesine dizilen sevdiklerimizi düşünüp bu düşüncelerden uzaklaşma eğilimi yaşamın her evresinde kendi gösterir.

Öte yandan, fotoğrafını çekmek istemediğimiz, unutmaya yüz tutmuş bir sürü anıya da sahibizdir. Değil o fotoğrafı görmek tek bir anın karesini bile hatırlamak istemeyiz. Elindeki bir fotoğrafa bakıp saatlerini geçiren, gözyaşlarına hâkim olmayan ve bu şekilde geçmişe kafa tutan anıları zihnimizden çıkaramadığımız günler olur. Artık o fotoğraf karesindekiler bizim için her gün gördüğümüz, tanımadığımız ama bildiğimiz yüzler gibi gelir. Fotoğraftaki mutluluk, heyecan yerini derin bir keder, üzüntü ve hayal kırıklığına bırakmıştır. Fotoğrafın çekildiği yere gitmek, o anları tekrar canlandırmak benliğimizle aramızda derin uçurumlar oluşturur. Belki fotoğrafı yok edebiliriz ama hissettirdiklerini çok zor. Çünkü derinlere usul usul işleyen, yılların geçip gitmesine rağmen evrenin bir yerinde varlığını koruyarak zamanı durduran tek ‘an’.

Her şeye rağmen kötü deneyimler olabilir ama kötü an’ların sonsuza dek yaşaması çok olası gelmezdi küçükken. Şimdi dönüp baktığımda elimde kalan fotoğraflara, hepsi ayrı ayrı içimi ısıtıyor, bazılarına bakıp tekrar gülüyorum bazıları gözlerimi dolduruyor ama o fotoğrafın çekilen anındaki hislerim yerini hala koruyor. Sevdiklerime, tekrar yaşamak istediğim zamanlara, güldüklerime ve heyecanlarıma bir fotoğraf kadar uzakmışçasına.                                                                                                         

Yazar: İpek Salman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.