Çağın en güzel rüzgarları esmeye başlamıştı sanki. Nereden geldiğini, kaç tenden geçtiğini, hangi aşina olmadığım topraklara estiğini bilmediğim rüzgarlar… Bu rüzgarlar nedendir bilmem ama bana hep beni, bizi ve insan olmayı hatırlatıyor.
Bazen tatlı tatlı yüzümüze vuruyor bazense dengemizden ediveriyor bizi. Öyle ki ayakta kalmakta zorlanıyoruz. Bir de sanki bize her geçen yılla yıllanmış, geçtiğimiz her yolla birikmiş ve harmanlanmış bir mirası da hatırlatıyor; korku. Bu rüzgarlarda savrulmaktan, düşüp kalmaktan, tutunamamaktan veyahut yanlış bir şeye tutunmaktan nasıl da korkuyoruz hepimiz. Şu an kime sorsak bu korkunun nedeni olarak yüzlerce haklı neden sayacaktır bize. Sahi neden? Neden bu kadar korkmaya, içimize kaçmaya başladık?
Sanırım cevap her sokak başında, her kalp sızısında, her pişmanlıkla, her ayrılıkta bize kendini hatırlattı. Biz de pek duymak istemedik sanki. Güven dedi, sadece güven… Düşersen kalkabileceğine gerçekten güven. Güven, en az sarılmak kadar ihtiyaç bence. Bir de hani derler ya en çok neyden kaçarsan içteniçe ona yakalanmak istersin. Aslında tam da öyle bir şey güven duymak. Herkesin bu hayattaki yolu ve tecrübeleri başka. Edindiğimiz bu tecrübelerin doğurabileceği en kötü sonuçlardan biri güvenimizi yitirmek olur sanıyorum ki. En sarsıcı olan ise hiç şüphesiz kendimize olan güvenimizi yitirmek. İşte bazen yüze vuran basit bir rüzgar kalemimi buralara kadar sürükler. Nereden bilsin aciz aklım bir rüzgardan neleri düşüneceğimi. İşte içimi açan rüzgarın gelişini hafif hafif hissettiğimde aklıma hep aynı şeyler gelir. Bakalım derim, bakalım bu kez nereye sürükleyecek? Aslında fark etmem ve varmam gereken yer neresi? Sonra bırakırım essin rüzgarlar.
Ne yani korkularıma, güvensizliklerime sarılıp rüzgarı engellemeye ve ondan kaçmaya mı çalışacaktım. Önce kendimize sonra başkalarına duyduğumuz güveni, korkularımız yüzünden kara kutularda saklamak, yokmuş gibi davranmak öyle kötü ki. Bizi bize götüren her şeye sıkı sıkıya bağlansak acısıyla tatlısıyla, belki de o dayanıklılığı hissederiz. Güven kadar güvensizlik de bize ait ümit kadar keder de. İşte bundandır ki ‘güven’ kelimesinin ikinci bir ada ihtiyacı olsaydı ikinci şans derdim. Bazen sevdiklerimize, bazen hayata bazense kendimize verdiğimiz ikinci bir şans…
Bırakın rüzgarınız çağın en güzel rüzgarları olsun değdiği her tene can, yaşam enerjisi katsın, haydi hep birlikte bırakalım essin.
Yazar: Edanur Tiryaki