Geçmişin Gölgesinde Geleceğin İzinde (YGS Öğrencilerine…)

Alacakaranlığın; en soğuk, en karanlık anın ardından güneşe varmak pek bir zordur ama pek de keyiflidir açıkçası. Kibirden arınmış, bilgelikle harmanlanmış bir keyiftir bu. Şu an ülke olarak belki de alacakaranlığın tam ortasındayız. Ortasındayız ama tüm bu karamsar havaya rağmen güzel şeyler olmaya devam ediyor. Güzel ve niyetli insanlar hala içimizi ısıtıyor. Ve en önemlisi de umut, sarp kayalıklardan bize gülümsüyor. Gidenler geri gelmeyecek belki ama onların ki güzel ve onurlu bir veda oldu bizlere. Tam da Yaşar Kemal’in kahramanları gibi güzel bir şekilde o güzel atlara binip gittiler aramızdan. Ki gitmek de zor iştir aslında. O güzel insanların arkalarında gözyaşı ve korkuyu bize bırakmalarını istemem. İstemem çünkü hala umut var. Mesela bir ayı yavrusuna olan şefkatiyle içimizi ısıtan Erzurumlu vatandaş… Bu insanlar oldukça umut hep olacak.

 

 
Tam da YGS’nin olduğu gün, taze heyecanla öğrencilerin kıpır kıpır olduğu bir gün oldu o alçak saldırı. Ne tuhaf demi? Bazı hayatlar yitip giderken yeni umutlar, yeni hayatlar doğuveriyor.

YGS’yle yatıp kalkıp, hayatlarına, en güzel yaşlarına bir yıl ara veren arkadaşlarım… Bu sürecin ne kadar zor olduğunu biliyorum. Biliyorum ve endişeleniyorum sizler için. Açıkçası YGS dışında hayatta her şeyden geri kalıyoruz. Sınav sürecinde kopan arkadaşlıklar, değişen insanlar, sınavlar üzerinden insanlara tutum geliştiren insanlar gördüm. En önemlisi de yaşamı bir kenara atan insanlar… Mesela Çapa’da bir ortaokul… Yıkıldı yıkılacak. Valiliğin tahliye kararı var. Velilerse isyan ediyor. TEOG bitmeden taşınamaz diye. Söyleyecek çok şeyim var da bu konuda yorumu sizlere bırakıyorum umarsızca.

Emek vermek, geceyi gündüze katmak bir anksiyete ve beklenti yaratabilir ama unutmayın lütfen hiçbir emek boşuna değildir. Şimdi bunu anlamayabilirsiniz ama sınav sürecinin hayatınıza neler kattığını; size zaman kavramını nasıl öğrettiğini ileride anlayacaksınız ve o yıllar olmasaydı; ben de, ben olamazdım diyeceksiniz gururla, eminim.

Ve gelelim hayallere, umutlara… Hayat bir koşuşturma derler ya hah aynen öyle işte. Bitmiyor yarış ve bazen bitmesini de istemiyorsanız keyif alırsanız. Size tavsiyem temel felsefi öğretisi… Önce kendinizden başlayın ve kendinize bir kulak verin. İçinizdeki heyecanlar, istekler size doğru yolu gösterecektir. Siz denemekten korkmayın ve eğer gerçekten seviyorsanız. Emek verecekseniz inanın nerede olursanız olun başaracaksınız. Benim üniversiteden anladığım şey erişebilirlik. Yani ne kadar emek verirseniz ona ulaşıyorsunuz işte. Önemli olan bu sınav süreciyle, doğru yaşantılarla ve doğru kişilerle içinizdeki derin ama şımarık ruhu en iyi şekilde kanalize etmek.

Üniversiteye başlayınca hemen yelkenleri indirmeyin… 18-24 yaş arasındaki bu dönem için 20 yıl sonra 30 yıl sonra meslek çarklarının içine girdiğinizde hayatımın en güzel devresiydi diyebilecekseniz işte o zaman siz başarmışsınız bence. Geleceğin izini ararken üniversitede, hiçbir zaman geçmişin gölgesinden ayrılamıyor insan. Sıfırdan yeni bir hayat söz konusu olmuyor yani hatta bölünüyor insan. Parçalarını bırakıyor temas ettiği her yüzeyde insan. Şimdi gelelim teknik sorulara ve cevaplara:

1-) YGS hiçbir şey asıl önemli LYS demi? Zaten bu yıl %29’u alınacakmış.

O puanlar boşuna zaten. Psikolojik eleme yapıyorlar millet kopuyor bırakıyor falan hani. İşte 29… 2 +9=11 11+29=40 yapar… Sen bekle %29… LYS müfredatının da %40’ı YGS…

2-) Ya bide zordu bu yıl TÜBİTAK mı hazırladı?

 Olur mu hiç? NASA hazırladı bu yıl sıkılmışlar Mars falan.

3-) Babuş sen kaç net yaptın? Kaç puanla yerleştin?

Yani bütün yaşantını benim üzerimden kurgulayacaksın, beni idol alacaksın. Nenem derdi zaten sen büyük adam olacaksın diye…

4-) Babuş 980 binden 9 bine çekebilir miyim?

Sen barajı geçtin mi ya?

5-) Hacı sizin maaşlar nasıl? 2700 diyor. PDR’ciler sizden çok alıyormuş (eheheheh)

O döner sermaye ya.

6-) PDR’ciler diyor ki siz ilaç yazamıyormuşsunuz. Yüksek lisans yapmayana aş yokmuş. Ne diyorsun hacı? Formasyon da yokmuş size? Psikiyatriler de size adam değiller diyor ne iş reis? Allah hesabını sormayacak mı?

Alemin derdi biz olmuşuz demek zamanında çok…

7-) Sizin bölümde kız çok var mı ya?

Öz varlıktan önce gelir. Bu uzun konu ya…

😎 Matematik, Coğrafya, Türkçe bitti şimdi n’apıyım?

Git şükür namazı kıl.

9-) Sizin kaç hoca var?

20 Tane var. Ne yapacaksın? Sorularını mı çözdüreceksin? Etüt mü lazım?

10-) Erasmus olanakları nelerdir?

Ha kazandın bölümü yaptın 3.80 ortalamayı Erasmus’u soruyorsun.

11-) Sizin tarihi kapı(İstanbul Üni.) arkasında ne var ya, çok merak ediyorum?

Kapının ardı özgürlük!!! Rektör Salı günleri striptiz yapıyor, kapının ardında kızlar teklif ediyor. Bir de danslar, şovlar, köpük partileri oluyor işte.

12-) Ya Hacettepe’yi mi yazsam, sizi mi? Karar veremedim.

Gelme sen buraya Hacettepe’ye git. Hacettepe’ye. Hatta özele git paranı ben vereceğim.

13-)Hemen de kızıyorsun. Sen nasıl psikolog olacaksın?

He ben kızamam zaten. Gayet normal KPSS’yle olacağım. Sen çok şe’yapma.

1

(Ana kapının ardında ne var diye merak eden güruh…)

YAZAR: Halil BABACAN

Halil Babacan

TPÖÇG Blog Yazarı | İstanbul Üniversitesi Psikoloji Öğrencisi

Geçmişin Gölgesinde Geleceğin İzinde (YGS Öğrencilerine…)” için 2 yorum

  • 23 Mart 2016 tarihinde, saat 23:26
    Permalink

    Çok kaliteli ve güzel bir yazı olmuş.. Emeğine sağlık Üstadım 🙂 Devamını bekleriz nasipse..

    Yanıtla
  • 24 Mart 2016 tarihinde, saat 21:03
    Permalink

    Teşekkürler hocam 🙂

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir