TPÖÇG Blog 2. Dönem Yazarlarından Veda

AYŞE ŞAMLIOĞLU

Onca yazı yazdıktan sonra bu veda yazısıyla son vermek biraz hüzünlü oluyor benim için ve aklımda olan her şeyi sığdıramayacağıma da eminim. Ama söylemem gereken en önemli şey şu ki hayattaki en değerli ve eşsiz tecrübelerimden biri oldu bu blogda yazar olmak. Zamanım geldiğinde yazımı eksiksiz bir şekilde teslim etmek için kaygılandım tabi ki ama hep okudum, bir  sonraki yazı için araştırdım. Aklımda hep acaba bu ay ne yazsam, bu konu üzerinde yoğunlaşsam verimli bir yazı çıkar mı? vs. gibi sorular vardı. Bu da beni sürekli araştırmaya, okumaya itti. Bir sene hem okuyucunun vaktini ayırdığına değer hem de insanlara güzel şeyler katacak yazılar için uğraştım, bu da son yazım. Çok güzel insanlar tanıdım, arkadaşlar edindim. TPÖÇG’un neşesine, çalışkanlığına ve almadan vermesindeki güzelliğe yakından şahit oldum. İyi ki başvurdum, iyi ki kabul edildim, iyi ki bir yıl buradaydım. Bir sene emek ettim ve artık bir nevi emekli olsam da Tpöçg ailesine katıldım. Blog sayesinde yazmaya başladım ve devamını da getirmek istiyorum. Benim için çok güzel bir adım oldu burası.

Bizden sonra gelecek yazarlara da tavsiyem çok stres yapmadan ve düzenli olarak çalışarak yazılarını rahatlıkla yetiştireceklerinden emin olmaları olur. Her zaman okumak ve üretmek için araştırmak size blogun katabileceği en kıymetli alışkanlıklardan biri olacaktır. Kaleminize kuvvet!

Yazıların siz değerli okuyuculara ulaşmasında emeği geçen, bir yıl sürekli irtibatta olduğum arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Özellikle editörümüz Ezgi bizi hep dinç tutan ve ekipte tutkal görevi görüp en küçük gevşemede bizi toparlayan ve kendi azminden hiçbir şey kaybetmeyen üye oldu. Ona çok teşekkür ediyorum.

Vedalar her zaman zordur, o yüzden bitirmek de kolay olmuyor. Son olarak şunu söylemek istiyorum; artık yazar olmasam da yeni yazarların yazısını okumayı hiç ihmal etmeyeceğim ve yorumlarımı, gerekirse desteklerimi esirgemeyeceğim. Blogumuz ve azmimiz daim olsun!


BATUHAN UÇAR

Tam bir yıl önce çok ümitsiz biçimde başvurmuştum blog ekibine. Seçildiğim haberini alınca bu muhteşem ekibin bir parçası olmak beni çok heyecanlandırmıştı. İlk başlarda yazı yazmanın stresini biraz yaşadım. Bizden önceki grubun kaliteli yazılarını gördüğüm zaman yetersiz kalmanın korkusu kapladı beni. Ama zamanla ekibimin büyük desteği ile bu korkuyu bir kaç yazı sonunda yendim. Her ay yazı kalitemizi arttıran harika bir görev oldu. Yeni öğrendiğim şeyleri paylaşmak ayrı konusunu belirlediğim yazının araştırmasını yaptırmak ayrı keyifti. Aslında yazı yazmak hayatın her zorluk ve stresinden sizi koruyup kollayan bir olaydı. Mesela sınav haftalarının o baskısından yazı yazarak kurtuldum. Bu güzel ekip için çalışmak en kötü durumlarda nefes almamı sağladı. Bundan sonra yazı yazmaya başka platformlarda devam edeceğim. Ama bu ekipten ayrı yazmanın burukluğu her daim içimde kalacak. TPÖÇG ailesinin parçası olmak ve güzel arkadaşlıklar biriktirmek yaptığım işten keyif almamı sağladı. Blog ekibimindeki görevimizin bitmesi TPÖÇG ailesiden kopacağımız anlamına gelmemekte. Psikoloji adına büyük işler yapan bu topluluk için her daim desteğimiz olacaktır.
Veda yazılarının kısası makbul olur diyerek teşekkür kısmına geçiyorum. Teşekkür kısmında öncelikle istikrarlı okuyucularımıza teşekkür ederim. Editörümüzün Ezgi AKTUĞ’a 1 yıldır hiç bıkmadan usanmadan yazılarımla ilgilendiği için teşekkür ederim. Yazılarımın en kritik eleştirilerini yapan yakın arkadaşlarım, can dostlarım Murat TARHAN ve Beyzanur ÇETİN’e yanımda oldukları için teşekkür ederim. Yazılarımın en zor kısmı olan anlatım bozukluklarını ve noktalama hatalarını 1 yıldır büyük bir sabırla düzelten sevgili arkadaşım Suna KESİCİ’ye yine emeklerinden dolayı teşekkürlerimi bir borç bilirim. Ve en son benim burada olmamı sağlayan verdiği fikirlerle yazılarımın perde arkasındaki mimarı, dünyanın en güzel kalpli insanı canımdan öte arkadaşım Seda ERDOĞAN’a verdiği tüm destekler için teşekkür ediyorum. Ve Tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ederim. Yeni gelecek ekibi de şimdiden başarılar dilerim. Sevgi ve huzurla kalmanız ümidiyle!


BERKAY ÇAKMAK

An itibariyle saat sabah 10.00. Egenin nemli rüzgarı vücudumu hafifçe okşuyor ama aynı zamanda çok büyük bir sıcağın habercisi olduğunu bilenler için durum üzücü. Denizin dalgaları, bu saatlerde her zaman olduğu gibi, davetkar bir şekilde salınıyor. Bense aşağı yukarı bir sene önce büyük bir heyecanla başvuru yazımı yazdığım otelin tamı tamına aynı sandalyesinde (İflah olmaz bir romantiğim) veda manifestosu temasını icra etmek üzere bulunuyorum.

Birazdan cehenneme dönecek bu havanın son demlerinin tadını çıkarmamamın ise haklı sebepleri var. Öncelikle, sabah saatlerinde sahilde çalan o rezalet pop şarkıları… Gerçekten, bir insan periyodik 3 notanın altına koyulmuş 4/4’lük ritimle nasıl bu kadar ünlü olabilir, aklım almıyor. Bununla beraber, asıl sebebim farklı, konuyla alakalı. Her ne kadar veda manifestosu yazmam gerekse de, ben veda etmem gerektiğini düşünmüyorum.

Bu platform hiçbir zaman salt bilgi vereceğim veya insanları etkilemeye çalışacağım, literatürdeki gelişmelerden bahsedeceğim bir yer olmadı benim için. Gereğinden fazla sivri dilli olmak endişesi haricinde yazarken kaygı taşımadım. Çünkü burası benim için sadece bir blog değil, çok daha fazlasıydı. Bir konudan bahsederken satır aralarında kendimi aktardım, bazı ünlü yazarların okuyucu ile aralarına koyduğu perdeyi de hiç koymadım. Bu yüzden veda manifestosu yazmama rağmen, veda etmeyeceğim. Benden birkaç parça, yazdıklarım buradayken, yirmi yıl sonra bile ben hep köşede bir yerlerde, burada yaşamaya devam edeceğim.


HALE İPEK KAYIKLIK

Çoğu zaman yaşadığımız değişimler kaybolup gidiyor zaman treninde. Durup düşünmek bir yana farkına varmak bile oldukça zor. Fakat bazı somut şeyler var ki değişimlerin en güzel temsilcileri onlar. Bir yıl arayla çekilmiş iki fotoğrafı yan yana koyduğunuzda yüzünüzde oluşan gülümseme veya bir fotoğrafta en yakınınızda olan kişinin artık dünyada olmayışının boğazınıza yerleştirdiği düğüm… Huzur da hüzün de fotoğraflarda gizli çoğu zaman. Bu blogda yazdığım yazılar benim aydan aya çekilmiş fotoğraflarım gibi. Her bir yazının ardında telaş, heyecan, çoğunlukla ciddiyet, kimi zamansa samimiyet var. Bazen uykusuz kalmış gözler, bazen gururlu bir gülümseyiş, bazen engellenememiş cümleler, bazense “Ne olacaksa olsun artık! dediğimi görüyorum yazıların ardında. İlk yazımda yaşadığım heyecanı paylaşmak istediğim insanlardan kimler kalmış son yazıma, hangi ayda en çok kararlanmışım yeni adımlara, ne kadar üzülmüşüm eylülden ekime, marttan nisana; hepsi saklanmış satır aralarına. Ve şimdi vedalaşma vakti bu güzel aynalarla.

Her ay yazılarını hayranlıkla okuduğum 7 güzel ekip arkadaşıma, en sabırlı editöre, ekibe bir şekilde yolu düşmüşlere, sanal dünyadan da olsa tanışma mutluluğuna erişebildiğim güzel kalpli okurlara ve daha nicesine en içten teşekkürlerimi ve iyi dileklerimi sunarım. Yazan yazdıran, okuyan okutan herkese selamlar olsun!


SEDA CAN

Bir yağmur damlası… Bir çırpıda kendisini yere atmanın yolunu arar gibi… Bir hışımda, çabucak… Tıpkı onlar gibi bizler de kendimizi başka başka mekânlarda, başka kimselerin yanında buluyoruz. İsteyerek mi alıyoruz o yolu, öyle hızlıca? Bilemiyorum… Fakat bugün oturduğum koltuktan bu yazıya başlarken şunu düşündüm; iyi ki! Koskoca yıl geçti ömrümden ben bu toplulukta yazarlığa başlayalı. İnsan o bir yıla neleri sığdırmaz ki! Bana kalırsa çok şey sığdı. Bir yaş daha aldım mesela… Büyüdüm, değiştim, dönüştüm… Ama en önemlisi o bir yıl içinde hissettiklerimi yazdım! Kalemim konuştu ve sizlere ulaşmak istedi. Doğrusu ben de izin verdim gönül rahatlığıyla. Bu ne güzel histir! Bir yazımda şöyle demiştim; yazmak; yaşarken sonsuz olmak… Öyle düşünüyorum hala. Yazmak çok başka bir eylemmiş, bilirdim fakat tekrar şahit oldum. O şahitlik ne büyük tecrübe oldu yaşamımda. Çok şey kattın bana TPÖÇG! Yeni insanlar girdi hayatıma, yeni bakış açıları. Yeni zihinlerle tanıştım; başka yollardan da gidilebileceğini gösteren zihinler. Ne güzel insanlardı onlar, ne temiz zihinler, fikirler.

Şimdi veda vakti bizler için, yağmur damlaları yere düşüyor bir bir. Kendi yollarını bulacak her biri. Tuttuğumuz kalemler el değiştirmeyi bekliyor şu günlerde. Bu beni mutlu kılar!

Teşekkür ederim TPÖÇG ailesi! Hayatıma dokunan, bu süreçte yanımda olan, tanışıp sohbet etme şansım olan, ya da sadece bu ailenin içinde olduğu için kendime yakın gördüğüm her bir üye; teşekkür ederim! Ve siz sevgili okurlar… İyi ki yanımızda oldunuz bu süreçte… Umarım başka yazılarda buluşuruz. Unutmayın; yağmur damlaları çoğu zaman aynı yerde toplanır!

Sevgiyle…


SENA EZGİ BEZCİ

SON KAYIT

“Bir yoldu parıldayan, gümüşten. Gittik, bahs açmadık dönüşten.”

İsterdim ki, hissettiklerim içimin neresindeyse çıkarıp buraya bırakayım fakat elimden gelen birkaç kelime bırakıp gitmek olacak. Bir yıldır her ay yapmaya çalıştığım(ız) gibi.

İlk kez bir kitabı okumayı bitirdiğim günü, şimdi hâlâ her kitabımın son sayfasında anımsarım. Tıpkı çok sevdiğin evinden artık taşınmak zorunda olmak gibi. Ev yerinde durduğu sürece dilediğin zaman onu görebilir, içeri girip odalarında dolaşabilirsin ama ne kapının eşiğine takılıp kafanda küçük bir delik açtığın günün anne korkusuyla dolu üzüntüsünü bir daha aynı biçimde yaşayabilirsin ne de duvarlarına el baskısı yaptığın günün mutluluğunu. Sokak kapısından her çıktığında bir kere daha üzüleceğini bilirsin ama hiçbir yeni vedanın, ilki kadar boğazına düğümlenmeyeceği de kesindir. İşte ben de ilk kez bir veda yazısı yazmanın gururlu sevinç/üzüntüsünü tam da bu şekilde yaşıyorum. Biliyorum, istediğim ve inandığım sürece herkese, artık bir mürekkepte hayat bulmalarına izin verdiğim kelimelerimle seslenebilirim. Biliyorum, istediğim sürece birçok bloğa, gazeteye, dergiye hatta kitaba veda etme şansını ellerimde tutuyorum ama söyledim ya, ilk kez bir veda yazısı yazıyorum. Her yeni veda, heybemde yeni bir tecrübeye dönüşecek ama bana ilk kez sesimi duyurma fırsatı veren TPÖÇG BLOG ailesini ne olursa olsun sırtımda taşıyacağıma eminim. Garip olan, buraya sizler için bıraktığım ilk yazımı yazarken ne hissettiysem şimdi de aynını hissediyor olmam çünkü biliyorum, gümüşle parıldayan yollardan dönülmez. Bu yola birlikte çıktığımız bütün arkadaşlarıma (“yazını çok beğendik, kabul edildin” dediği an hayatımda ilk kez kendim için gerçekten bir şeyler yapabildiğimi fark etmemi sağlayan Ulaş Bahar, aklınıza getirebileceğiniz her konuda desteğini esirgemeyip bütün cümlelerimizin ilkinden son harfine kadar yanımızda olan Ezgi Aktuğ, sizlere ulaşabilmemizin vizesini sihirli parmaklarında taşıyan Büşra Polat ve Elif Böğürcü, bir süre güzel neşesiyle ekibimize renk katan Selin Cennet Gülmez ve asıl ilhamımı onların varlığıyla aldığımı bildiğim yazar arkadaşlarım Batuhan Uçar, Hale İpek Kayıklık, Berkay Çakmak, Seda Can, Ayşe Şamlıoğlu, Gözde Demir, Büşra Duman.) teşekkür ederim.

Sizleri unuttum sandınız değil mii, okuyucu unutulur mu hiç? Sizlerle bir arada olabilmek için arka tarafta ne emekler ne emekler.. İyi ki varsınız sevgili okuyucu, hep var olun. Bir zamanlar kendi kendine yazmakla yetinen bir gençliğin asıl yaratıcısı sizlersiniz. En büyük teşekkür sizin.

Dilerim, söz uçsa da yazı kalır ve yazı kaldıkça biz de aynı yolda…

Kocaman sevgilerimle…

 

 

 

 

 

 

 

 

TPÖÇG Blog 2. Dönem Yazarlarından Veda” için 2 yorum

  • 30 Ağustos 2017 tarihinde, saat 17:58
    Permalink

    Blog benim için çok değerli bir yapı olmuştu TPÖÇG’de ilk dönem yazarlarının ardından ikinci dönem yazarlarımızı da mezun ettik blogtan ve son 1 2 yıldır emeğim olmasa bile hâlâ gurur duyuyorum bu ekiplerle. Hepinize çok çok teşekkür ederim güzel yazılarınızla dünyalarınızı bize açtınız.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.