Psikolog Eda Kurtuluş ile Bir Psikoloğun Yolculuğu

1-Eğitim hayatınızla birlikte pek çok kurum, kuruluş ve projede yer aldınız. Aynı zamanda kuruculuğunu üstlendiğiniz bir kurum da var. Şu an karşımızda olan Eda Kurtuluş’a bu süreçler neler kattı? 

Birçok farklı proje ve kurumda çalışmam tam olarak şu andaki Eda’yı oluşturdu aslında. Bu cümleyle anlatmak isteğim şu; hangi ekolle çalışmak istediğime karar verdim. Geştalt Terapi Yaklaşımı eğitimi almadan önce birçok farklı ekolün eğitimini, süpervizyonunu tamamlamıştım. Bu eğitimler de bir şeylerin benim için eksik kalması ile arayışım hep devam etti. Ararken bulduğum her bir unsur, şu anki Eda’nın oluşmasına katkıda bulundu. 

Geştalt Terapi Yaklaşımı hayatıma girdikten sonra insana, terapiye karşı bakış açımın farklılaştığını ve terapiye Geştalt çerçevesinden bakmayı seçtim. Bu yaklaşımın, hümanistik doğası, her insanın biricikliğini vurgulayan fenomolojik yaklaşımı, onu benimsememde etkili oldu. 

Kurucu ortaklarından olduğum Keşif Psikoloji’de bunca yılın, deneyimin sonucunda kendime ait bir yerde çalışma isteğinden doğdu.

2-Farklı birçok alanda çalışma ve araştırmada bulundunuz. Bu durumun en büyük artısı ve eksisi nelerdir? 

Mesleki hayatımda bugüne kadar çok farklı gruplarla çalışma şansım oldu. Bunun bana en büyük katkısı, o grupların içinde bulunarak kendimin farklı yönlerini fark etmeme, kendimi geliştirmeme ve büyütmeme olanak sağlaması olarak görüyorum. Her yeni insan, yeni ve farklı bir iş insanın kendinde yeni bir özelliğini keşfetmesine vesile oluyor. Bu açıdan, bu denli farklı alanlarda ve araştırmalarda bulunmamı bir zenginlik olarak görüyorum. Bugüne kadar bu durumun bir eksisi olduğunu düşünmemiştim bu soruyla tekrar bir gözden geçiriyorum ve ilk söylediğime sadık kalıyorum. (: 



3-İstanbul Bilgi Üniversitesi, Göç Araştırmaları Merkezi’nin Avrupa Birliği Projesi olarak hayata geçirdiğiniz Tarlabaşı Toplum Merkezi’nde çalışmalarınıza devam ettiniz. Bu sürecin size katkıları ve sizin projeye katkılarınız nelerdi, ne gibi deneyimler elde ettiniz? 

Aslında projeyi ben hayata geçirmemiştim, hali hazırda hayata geçmiş olan bu projeye dahil olmuştum. Tarlabaşı’nda çalışmaya başlamadan önce de dezavantajlı gruplarla çalışma deneyimim vardı. Ancak Tarlabaşı toplum tarafından etnik kökeni, cinsel yönelimi… ötekileştirilen birçok insanın bir arada yaşadığı bir bölge. Var olan dezavantajlı grup deneyimlerimden oldukça farklı şeyleri öğrenmemi, uygulamamı gerektirecek bir gruptu. Tarlabaşı, benim çalıştığım dönemde İstanbul’un sanat ve eğitim merkezi olarak kabul edilen Taksim’in sadece biraz aşağısında tüm bu bahsettiğimiz iştah açan konulardan uzak düşmüş bir bölge. Yoksulluğu ve yoksunluğu bir kış günü sıcak bir evden bir anda dışarıya çıktığınızda yüzünüze çarpan buz kesmiş hava gibi net bir şekilde hissedebileceğiniz bir yer. Bu sebeple, bu projenin yoksunluğunu hissettiği pek çok alanda bu bölgede yaşayan kadınlar, çocuklar ve gençler için bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Bu oluşumun içinde bulunmak benim için o dönem heyecan vericiydi. Tarlabaşı’nda çalıştığım dönem boyunca çocuklarla, ergenlerle ve yetişkinlerle çalıştım. Bu şu açıdan zordu; bir uzmanın tüm alanlarda uzmanlaşması pek mümkün değildir. Hem çocuk, ergen hem de yetişkin ile çalışmak kendimi geliştirmeme, eğitimden eğitime koşmama vesile oldu o dönemde. Tüm bu eğitimler hem çocuk ve ergen grubuna hem de yetişkin grubuna güzel dönüşler sağladı.

4-Göç Araştırmaları Merkezi’nde başlattığınız Oyun Grubu Projesi için ilhamınız neydi, amaçlarınız ne oldu, projenin sonucunda neler gözlemlediniz? 

İlhamdan daha çok çocukların ihtiyaçları bizi o grubu açmaya yöneltti. Benim çalıştığım dönemde Tarlabaşı ve çevresinde 4-5 yaş grubunun gidebileceği bir anaokulu yoktu ve bu yaş grubunda merkeze gelen çok fazla çocuk vardı. Bu çocuklar için, onların yaş dönemine uygun olabileceğini düşündüğümüz için bir oyun grubu başlattık. 

Amacımız, çocukların bir arada yapılandırılmış bir grup içinde olmalarıydı. Hem de ailelerinden bağımsız olmak üzere başka bir yetişkinle ilişki kurmaları, kuralları öğrenmeleri, sosyal hayata ufak ufak dahil olmalarıydı.

Proje süresince, çocukların bu sürece hızlıca adapte oldukları, arkadaş edindikleri ve kendi yaşıtlarından öğrenmeye çok açık olduklarını ve başladıkları günden o güne çocukların çok büyük olumlu değişiklikler yaşadıklarına şahit olduk.



5-Engelli çocuklar ve aileleriyle uzun yıllar çalışmalar yaptınız. Çalışmalarınızda ilk odaklandığınız noktalar nedir? Ailelerin tutum ve davranışları için gözlemleriniz nelerdir, ailelerde ön yargı ya da duyarlılık gibi benzerlikler görüyor musunuz?  

Yarı zamanlı 10 yıl engelli çocukların, gençlerin aileleri ile çalıştım. Bu ailelerin çocukları çoğunlukla erken çocukluk döneminde yaygın gelişimsel bozukluk spektremu içinde tanı almış çocukların aileleriydi. Bunun dışında bu 10 yıl zarf boyunca aslında eğildiğim, önceliklendirdiğim konular da zamanla şekillendi. Çünkü bir konuya hakimiyet kazanmak için o konunun içinde kalıp eksikliklerini görmek gerekiyor. Böyle böyle o konudaki uzmanlaşma sağlanabiliyor. Benim verdiğim hizmet birkaç ayaktan oluşuyordu. Birincisi aileyi tanı ile bilgilendirme, güçlendirme. Güçlendirmeden kastım; konulmuş olan tanının ne anlama geldiğini, nasıl bir süreç izleneceğini, bu süreçte nelere dikkat etmeleri gerektiği ile aileyi bilgi ile donatmak. Bu hizmetin diğer bir ayağı yapılandırılmış grup terapileri sürdürmek. Ailelerin en çok faydalandıklarını düşündüğüm şeylerden biri de bu kısım olmuştur. Çocuğu herhangi bir tanı alan ailelerin farklı gelişen çocuklara karşı daha duyarlı olduğunu söyleyebilirim. 



6-Gestalt Terapi yaklaşımını benimseyen psikoloji öğrencilerine ve mezunlarına verebileceğiniz tavsiyeler var mıdır, varsa nelerdir?

Psikoloji öğrencileri için Geştalt ile ilgili atölyelere, yaşantı gruplarına katılmak.  Kendi terapisine başlayacağı zaman, terapistini Geştalt Terapi ekolü ile çalışan bir terapist olması. Bu ekolle çalışmak isteyip istemeyeceğini anlamanıza yardımcı olacaktır. 

Bu söylediklerim aslında mezunlar içinde söyleyebileceğim şeyler, onlar aynı zamanda Geştalt Terapi Derneği’nin düzenlediği Geştalt Terapi Eğitimi’ne de başlayabilirler.

7-Podcast serinizi ekip olarak dinledik ve şunu söylemeliyiz ki çok keyif aldık. Bu paylaşım ihtiyacınız nereden kaynaklandı? Öz’ün sizin için değeri nedir? Sizin için “öz” ne demek? Bizlere bu kelimeyi nasıl tanımlarsınız? Özün bileşenlerini ve değişkenlerini neye göre ayırabiliriz?

Bu geri bildirimleri aldığımda çok mutlu oluyorum. Sizin de beğenmenize çok sevindim. 

Pandemiden önce Keşif Psikoloji‘de psikoloji ve farklı disiplinlerin kesiştiği sohbetler yapıyordum. Örneğin yaptıklarım arasında edebiyat ve psikoloji; felsefe ve psikoloji; tiyatro ve psikoloji; performans sanatları ve psikoloji. Hem beğendiğim, takdir ettiğim kişilerle birlikte proje üretebilme hem de çok önemsediğim Geştalt Terapi ekolünü daha fazla insanla tanıştırma alanını oluşturmak istiyordum. Pandemi başlamasaydı, bu söyleşilere devam etmeyi çok isterdim. Aslına bakarsınız Spotify kayıtları tam buradan çıktı. 

Pandemideki ilk kayıt Kafa Kafaya programıydı. Bu süreçte, kendi içimde ve çevremde olup bitenleri anlama ve anlamlandırma çabalarımdan Kafa Kafaya podcast serisi doğdu. En temelde kendimizi ve çevremizi anlama çabası, bizimle aynı süreci yaşayan diğerlerinin varlığı olmadan olmuyor. Benim anlamlandırma sürecimin dönüştüğü bu 10 bölümlük podcast serisinde bana her bölümde ayrı bir meslektaşım eşlik etti. Uyumlanma beceremizden, bu süreci çocukların, ergenlerin, çiftlerin nasıl geçireceğine, bu süreçte kendimize nasıl şefkat göstereceğimize ve pandemi bittikten sonra bizi nelerin beklediğine değindik. 

Öz’ün Keşfi ’de bundan sonraki podcast serimdi. Bu seride aslında şöyle bir metafor kullanmak istedim. İnsanın özünden uzaklaştığı ve dönüp özünü bulabileceği yer yine çocukluğu. Bundan sebep, bana Öz’ün Keşfi Podcast serisinde eşlik eden meslektaşlarımdan biri hariç hepsi çocuk terapistiydi. İstedim ki her bir çocuk terapisti, çocuklukta çıkaramadığımız sesimizin, soluğumuzun temsili olsunlar. Duymakta zorluk yaşadığımız çocukluğumuzu duymaya, merak etmeye ve anlamaya köprü olsunlar istedim. Serinin son bölümünde ise yetişkin terapisti meslektaşımla, terapide neler yaptığımızı konuştuk. 

Öz kelime anlamı ile baktığımızda aslında “Bir şeyi, o şey yapan, kendisi olmadan, o şeyin var olamayacağı şeydir”. Yani bir kimsenin kim olduğu, onu o yapan özelliklerin tümüdür. İnsanın özü aslında her şeydir. İyidir de kötüdür de, bencildir de cömerttir de, çalışkandır da tembeldir de… 

8-Pandemi dönemine de değinelim, siz bu dönemde en çok hangi bireylerin psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorsunuz? 

Bu süreç, belirli bir kesim için değil tüm insanlık için süre uzadıkça zorlayıcı bir deneyim haline geldi ve gelmeye devam ediyor. Daha önceden kaygı bozukluğu (panik atak ve OKB) tanısı alan kişilerde daha fazla bir uzmanın desteğine ihtiyaçları olduklarını görüyorum. Psikolojik desteğe ihtiyacı bulunanları ayırarak, herkesin desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bir arkadaşla görüşmek, bir hobi edinmek ya da kendine iyi gelecek bir öğeyi hayatına almak da bir destek şeklidir. 

9-Staj yapmak gittikçe zorlaşıyor, sizce öğrenciler staj başvurusu yaparken nelere dikkat etmeli?  

Merak ettikleri, ilgi duydukları ve daha sonra çalışmak isteyecekleri işlere staj başvuruları yapmalarını öneririm. Farklı farklı stajlarda bulunmanın mesleki geleceklerini katkıda bulunacaklarına ve onları geliştireceğine düşünüyorum.

Staj noktalarını seçerken tek bir yere odaklanmamak, olabildiğince farklı yerlere başvurarak seçeneklerini arttırabilirler. 

Olumsuz geri dönüş aldıklarında pes etmeyip arayışa devam etmelerini öneririm.

10-Genç mezunlara kendilerini geliştirmeleri ve alan seçimlerinde dikkat etmeleri için neler önerirsiniz?

Merak ettikleri, ilgi duydukları ve daha sonra çalışmak isteyecekleri işlere başvuru yapmalarını öneririm.

Çalışmak istedikleri noktaları seçerken tek bir yere odaklanmamak, olabildiğince farklı yerlere başvurarak seçeneklerini arttırabilirler. 

Olumsuz geri dönüş aldıklarında pes etmeyip, arayışa devam etmelerini öneririm.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.