(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)
Çoğumuzun belki de hepimizin hayatında metaforlaştırdığı şeyler mutlaka vardır.
Bazen bir canlıya, bazen bir nesneye, bazen de bir duruma ya da olaya derin bir anlam yükler,
kendi bakış açımızla bir hikâyeye dönüştürürüz. Kelebeklerin hayatı da bu metaforlardan
biridir.
Kelebeklerin ömrü bir gündür, der eskiler. Tabii ki kelebeklerin ömürlerinin bir gün
olmadığını biliyorlardı. Sadece kelebeklerin ömürlerinin kısalığını vurgulamak amacıyla
kullanılan bir cümleydi.
Eskiler, kelebeğin ömrünü metaforlaştırıp insan ömrünün -kaç yıl yaşarsa yaşasın-
kısalığını ve yılların su gibi hızlıca akıp geçtiğini ifade etmişlerdir. Anlatmak istedikleri bu
düşüncede çok da haksız sayılmazlar. Hatta bu düşünce insanı biraz kaygılandırabilir bile. Bu
kaygı ya insanı yaşamla ilgili harekete geçirir ya da boş vermişliğe sürükler. Tercih hakkı
yine insanın kendisine aittir ama insan hangisini tercih ederse etsin zaman durmaz, hayat
devam eder.
Yazımın en başında metaforları kendi bakış açımızla oluşturduğumuzu söylemiştim.
Mesela benim için kelebekler farklı bir metaforun içerisinde yer alıyor. Metaforumda
eskilerin söylediği gibi kelebeklerin ömürlerinin bir gün olduğunu -her ne kadar bir gün
olmadığını bilsem bile- temel alıyorum fakat her gün yeniden doğduklarına inanıyorum.
Belki çiçeklerle dolu bahçeye ulaşmaya çalışırken yorgun düşüyor, belki kanatları çırpmaktan
yıpranıyor; belki bir fırtına, belki de kanatlarına düşen ağır bir yağmur damlası günün
sonunda verdiği son nefes oluyor fakat kelebek bir sonraki gün güneş doğduğunda farklı bir
bedenle ve farklı bir ruhla yine yaşamaya devam ediyor. İnsanlar gibi…
Biz insanlar da mecazi olarak her gün yeniden doğarız aslında çünkü dünde bırakırız,
bırakmalıyız birçok şeyi. Kırgın bir kalbi, öfke dolu sesleri, endişeli bakışları, korku dolu
anları bazen de yağmur damlalarıyla yarışır biçimde akan gözyaşlarını… Bir sonraki gün
güneş gökyüzüne konumlandığında yeniden doğabilmek ve dünün tüm zorluklarına rağmen
çabalamaya devam edebilmek için bırakırız, bırakmalıyız. Böylece ömrümüzün sonuna kadar
her gün daha güçlü bir biz hâlinde uyanırız.
Her şeye ve herkese rağmen kanatlarını çırpıp uçmaya devam eden tüm cesur
kelebeklere…
Kübra Fatma Demir