AHRİMAN

(Bu yazının okunması yaklaşık 3 dakika sürmektedir.)

“Bu köşkü bir yerden hatırlıyorum.” Korku tüm bedenimi sarmıştı, bacaklarım titriyordu. Kahverengimsi gri köşkün önümde durduğunu biliyordum, her ne kadar orada olmamasını dilesem de. Ancak göremiyordum. Buğulu gözlerim ve yanan genzimle duruyordum oracıkta, kalakalmıştım. “Bu köşkü bir yerden hatırlıyorum.” Gözyaşlarımla ıslanan çatlamış dudaklarımdan dökülen son cümleydi belki de bu, hatırlıyordum. Soğuk bir Haziran gecesinde, yeniden buluşmuştuk köşk ile.

– Okulun son haftası sınav mı olur? 

– Sırf devamsızlık yapmayalım diye böyle ayarladılar.

– Aptal gibi devamsızlık hakkımı okulun son haftasına saklamıştım.

Arkadaşlarımın gülerek söylediği sitem dolu cümlelere hafif bir tebessümle karşılık verdim. Okul nihayet bitmişti, yaz tatilinde bitireceğim kitapları düşünüyordum merdivenlerden inerken. Gökyüzünde yağmur habercisi kara bulutlar vardı, hava serindi. “Tatil planınız ne?” diye sordu Ahriman, ama sadece benimkini merak edercesine gözlerini üzerime dikti. “Bu sene yazlığa gitmeyecekmişim, annem farklı planlarının olduğunu söyledi.” Benim bu cevabım üzerine herkes tatil ile ilgili konuşmaya başladı, her zamanki gibi Ahriman’ın sorusunu duymamışçasına.

Eve gittiğimde annemin kesin emri üzerine valizimi hazırlamaya başladım, sanki acelemiz varmış gibi hemen yarın yola çıkacaktık. Evde tuhaf bir hava vardı, annem de babam da endişeli görünüyorlardı ancak bugüne özel değildi. Beni Ahriman ile konuşurken gördüklerinden beri böyleler. İsmi farklı olduğu için okuldaki çocuklar tarafından dışlansa da benim en yakın arkadaşımdı. Acaba o da geliyor mu bizimle?

Babamın valizleri bagaja yerleştirmesine yardım ettikten sonra arka koltuktaki yerimi aldım. Kemerimi takmak için sol tarafa uzanmışken yanımda birinin oturduğunu fark ettim, Ahriman’ın gülümseyen suratı tam önümde duruyordu. Bana göz kırptı, ben de gülümseyerek karşılık verdim. Önüme döndüğümde annem bana bakıyordu, gözlerinde derin bir dehşet saklıydı ancak o kadar çabuk önüne döndü ki ne gördüğümden emin olamadım ve soru sormadım.

Yol boyunca kimse konuşmadı, Ahriman bir keresinde midemin bulanıp bulanmadığını sorduğunda hayır diye cevap verdim. O andan itibaren babam dakika başı dikiz aynasından beni kontrol edermişçesine bakmaya başladı, sürekli göz göze geldiğimiz için rahatsız oldum, kemerimi çözüp Ahriman’ın dizine yattım. Saçlarımı okşarken uyuyakalmışım.

Annem beni uyandırdığında hava kararmaya yakındı, dağların arkasında solan güneşin turuncu rengini hayal edebiliyordum. Yerimden doğrulup bulanık gören sağ gözümü ovuşturmaya başladım, uykulu ve kısık bir sesle anneme Ahriman’ın nerede olduğunu sorarken. Cevap vermedi, başına kötü bir şey gelmiş olabileceğini düşünmedim değil ama bu fikrin aklımdan silinmesi uzun zaman almadı çünkü alışkındım onun ortadan kaybolmasına. Bazen tamamen gider, aylar sonra her seferinde geçerli bir bahaneyle geri dönerdi. Ama her seferinde dönerdi, ebediyen yanımda kalacağına söz verdiği gibi.

Kahverengimsi gri bir köşkün önünde duruyorduk, görünürde uçuşan kuşlar yoktu ama karga sesleri duyuyordum. Köşkün duvar boyası yer yer dökülmüş, alt kattaki camları gazetelerle kaplanmıştı. Ağaçlar yaz aylarında değilmişiz gibi çırılçıplaktı ve rutubet kokusu başımı döndürüyordu açık havada.

Hava kararıyordu, tam anneme burada mı kalacağız diye soracakken bembeyaz önlüklü iki adam kollarımdan tutup beni köşkün içine doğru sürüklemeye başladı. Birkaç denemeden sonra güç bela arkamı dönünce annemi ağlarken gördüm, babam da yanında onu teselli etmeye çalışıyor gibiydi. Ayaklarımı yere sürterek ve çırpınarak onları birkaç saniyeliğine de olsa durdurmayı başardım.

“Bu köşkü bir yerden hatırlıyorum.” Korku tüm bedenimi sarmıştı, bacaklarım titriyordu. Kahverengimsi gri köşkün önümde durduğunu biliyordum, her ne kadar orda olmamasını dilesem de. Ancak göremiyordum. Buğulu gözlerim ve yanan genzimle duruyordum oracıkta, kalakalmıştım. “Bu köşkü bir yerden hatırlıyorum.” Anılar ve bu yer hakkında tüm bildiklerim aklıma şimşek gibi çakıyordu, şoktan başka bir şey söyleyememiş ve kıpırdayamamıştım, sonrasında beni içeri sürüklediler.

Doktorlar başucumda şakaklarıma tuhaf kokan soğuk bir jel sürüyorlardı, el ve ayak bileklerim kahverengi deri kemerlerle üzerinde olduğum yatağın korkuluklarına bağlıydı.  Her şey algılayamayacağım kadar hızlı gerçekleşti, kafama ağır bir alet yerleştirdiler, şakaklarıma değen demirin soğukluğunu hissedince tüylerim diken diken oldu. O sırada Ahriman’ı gördüm, “Korkma, tıpkı çocukken yaptıkları gibi, çok acıtmayacak.” diye fısıldıyordu, sadece benim duyabileceğim bir ses tonuyla. Beynimden tüm vücuduma yayılan elektrik etkisi ile titrerken, Ahriman hala yanı başımda bana gülümsüyordu.

Yazar: Özgür Özben

AHRİMAN” için 2 yorum

  • 20 Mart 2021 tarihinde, saat 21:43
    Permalink

    Yazıdaki elektrik sıçrayıp içime girdi ve ben de çarpılmışa döndüm… Çok etkileyici!
    (Ahriman korkma gitmeyeceksin).

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.