Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakika sürmektedir.)
Hiç görmediğimiz, gitmediğimiz, varlığından bihaber iken bilfiil ait hissettiğimiz
yerler… Köyler… Belki çocukluk anılarımız, belki bir ihtiyarın yadigarı belki de bir
merhumun toprağı… Geldiği toprağı paylaşamaz insan köyde, tutuşuverir kavgaya. Bitmez
köylerin kavgası. Gürültüdür onun telaşı. Çarşafları vardır köylerin; bazı ipe asılır güneş
kurutsun diye, bazı urgandır bir körpeye. Kuşluk vakitleri… Çürümeye yüz tutmuş zihinleri
açan cinsten ruhu besleyen kuşluk vakitleri… Gölge bir ağaç altı buldun mu köyden âlâ
memleket yoktur. İlhamdır ya bir bakıma sessizlik ya da uydurulmuş bir şair kaprisi. Hep bir
derdi vardır köyün ya muhtarıyla ya insanıyla.
Şairlere benzetirim ben köyleri. Sanatı topluma mal etmek istediğimden ya da
Çukurova’yla şahsi bir problemim olduğundan değildir bu benzetmemin maksadı. Modern
telaşlardan ve imkanlardan yoksundur köy. Şair de öyledir. Şairin telaşı da bugüne ve yarına
yetişmek üzere değildir. Ya dündedir ya andadır ve hep hayata telaşlanır şair. Hep kaygılıdır
şair imkan kıtlığından. Bu sebepten bir çiftçi gibi öngörülü olmak zorundadır. Doğru vakitte
nadasa ayırmalıdır ilhamını, ruhunu. Yine doğru vakitte beslemelidir sanata iştahını. Bir
bakıma inzivadır köy. Uğraşları ellerini kirletmez ; suyu bulanıklaştırmaz isi, pası. Vardığında
hafiflemiş hissedersin ve bu hafiflik kendin oluşundandır. Savunmasız, umarsız, üretmeye
yatkın…
Bazı zamanlar bir fani olduğumu unutuyorum, pek çok duyuyorum, pek çok
görüyorum ve de pek çok hissediyorum. Biliyorum ki pek çoğu üstüme vazife değil ama
sırtlanıyorum. Gün geçtikçe ağırlaşıyorum, vedalaşıyorum aynadakiyle. Gök kararınca
sokaklar yalnızlaşıyor, koşup sokakların kimsesi oluyorum. Güneş girmeyen evlerin penceresi
oluveriyorum da evimi bulamıyorum. Nerde bir yara görsem sahipleniyorum, ellerimle sarıp
sarmalıyorum.. Bir bela görsem üstüne atlayıp onunla boğuşuyorum. Yok olsun, ırak olsun,
sıçramasın diye. Bazı zamanlarda bir fani olduğumu hatırlıyorum, etlerim acıyarak,
kemiklerim sızlayarak. Kimsesi olduğum sokaklar beni yalnızlaştırdığında yahut penceresi
olduğum evleri yüzüme çarptığında hatırlıyorum.
Kan revan içinde kalan dizlerim,
Derya dolu gözlerim kimseleri alakadar etmiyor,Bu dizlere ve gözlere sahip beni bile.
Fark ediyorum bana faniliğimi unutturan dünya telaşını,
Fark ediyorum etten kemikten ve yegane oluşumu.
Eslem Uyar
Görsel benim tarafımdan çekilmiştir.