(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakika sürmektedir.)
Normlarımız her gün değişiyor, sakin karşılayabildiklerimizin yerini öfke nöbetleri,
saygı duyduklarımızın yerini yadırgadıklarımız alıyor. Durup düşünüyorum ve tek çıkış
yolum şu oluyor: Dönüşüyoruz, var olduğumuzdan beri yaptığımız gibi dönüşüyoruz. Bu
çağın gerektirdikleri bana hiç bir zaman hitap etmemiştir, hatta dönüşen ve değişen normlara
ayak uydururken hep zorlanmışımdır. Biliyorum ki var olan ya da olmayan her şey dönüşüme
mahkumdur ve yine biliyorum ki yegane değişmeyen şey insanlıktır. Dinler, diller, ırklar
değişebilir ama insanlık var olduğundan beri bir bütündür. Bugünün insanı geçmişin izlerini
ve geleceğin planlarını taşır. Bu yüzden insan var olduğundan beri insana hizmet eder, insan
insan için yaşar. Yaptığı ve yapacağı her şey yine kendisine etki edecektir. Dolayısıyla
kendini kötülüğe adayan insanın karşılaşacağı şey yine kötülüktür. Ahlaki değerler ve sınırlar
farklılık gösterebilir fakat tüm insanlık adına ortak bir payda bulunmaktadır vicdan.
Olağanüstü bir farkındalık gerektirmeyen, uzun uğraşlarla kazanılmayan, sade, sıradan bir
vicdan ki fikrimce bahsini ettiğim bu sade sıradan vicdanla doğar her insan. Onu köreltmek
de gürleştirmek de insanın elindedir. Her gün değişen normlardan, yer değiştiren ya da
tepetaklak olan algılarımızdan bağımsız vicdanlı olmaya umut ediyorum. Sade, sıradan bir
vicdan.
Ne ala başkasının kavrulduğu ateşle ısınmak,
Ne ala ayazını bilmediğin soğukta kırılmak.
Ne fena bilgi olmadan fikir sahibi olmak,
Ne fena sahipliğin kibriyle konuşmak.
Ne bencildir giremediği suyu bulandıran,
Ne bencildir sınırları zorlayan, sesi gür çıkan.
Ne çaresizdir art arda gidenlerin yanı başındaki arda kalan,
Ne çaresizdir anlaşılmak için çırpınan.Ne kararsızdır bu vicdan hep sağa sola yalpalar,
Ne hürdür ki sesini yalnız insan duyar.
Ne bakidir ki güneşi beklemez gölgesi,
Ne fanidir bu vicdan toprakla bir olur, yok olur külleri.
Eslem Uyar