Lodos: Keşkelerin Ötesinde

'Keşkeler kapımıza dayanıyor. Kırık bir pusula gibi; yön gösteriyor sanırken insanı aynı döngüye hapsediyorlar. İyi kiler ise sağlam bir gemiden atılan çapanın gücüne bedel; insanı hayata bağlıyor, savrulsa da kopmasına izin vermiyor.''

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 3 dakika sürmektedir.)

Bazen en saf duyguların, sessizce kapıyı çarpıp ruhu terk edişine tanık oluruz; merhametin kalbimizden günden güne eksilişine, avuçlarımızdan kayan zamanın ardından bakakalırız. Göğsümüzde biriken yükler, boğazımızda düğümlenen sözler hepsi toplanır savaş açar bize. İnsanın içi, söyleyemediklerinden örülmüş bir suskunlukla dolup taşar.

Her daim güçlü kalmak mümkün değildir belki de hayatta. Bazen yalnızca çetin bir lodosun ortasında devrilmeden durabilmek de bir maharet göstergesi oluverir. Zorunda kaldıklarını bir kenara bırakıp kalbinin aynası olabilmek; herkese avuç avuç dağıttığın anlayışın ufak bir kırıntısını kendine de çok görmemek… Başarısızlığın bir yenilgi olmadığını, her küçük zaferin kutlanmaya değer olduğunu; gözlerinden dökülen her damla yaşın, yaşanmışlığın sessiz bir yankısı olduğunu bilmek gerekirmiş.

Zaman hiç kimseye aldırmadan kendi ritminde akıp giderken, geriye yalnızca küçük anların kalacağını bilerek yaşamak lazımmış. Yaşanılan her an, geçip gittikten sonra hatıraların ağırlığıyla suratımıza tokat gibi çarpıyor. Afallıyor insan ilk zamanlar, sonra alışıyor. Her yeniliğe aşina olduğumuz gibi. Acıya, özleme, sevgiye insan alışıyor. Esas olan kaybetmeden alışabilmek, varlığında kıymetini anlayabilmek.

Keşkeler kapımıza dayanıyor. Kırık bir pusula gibi; yön gösteriyor sanırken insanı aynı döngüye hapsediyorlar. İyi kiler ise sağlam bir gemiden atılan çapanın gücüne bedel; insanı hayata bağlıyor, savrulsa da kopmasına izin vermiyor. Kimi zaman kalbin, kimi zaman bedenin, kimi zaman ise zihnin keşkelerle haykırmak ister. Tam o anda tutuyorum kolundan, usulca sarsıyorum: İyi kilerle dolu bir yaşamı hak ediyorsun kendine gel, diyorum.

Bunca çaba, onlarca yaşanmışlık, birbirinden özenle saklanmış anılar; tek bir çaresiz keşkeye sığamayacak kadar eşsiz. Hayat yalnızca yarım kalanlardan ibaret değil; tamamlanmış suskunluklar, söylenmemiş ama hissedilmiş cümleler saklı içinde.

Şu an ise masmavi, yosun kokan bir denizin ortasında kendi benliğime yelken açıyorum. Bazen fırtına çıkıyor içimde; dalgalar üstüme üstüme geliyor, yön duygum kayboluyor. Bazen yoğun bir pus çöküyor, ne geçmişi seçebiliyorum ne geleceği öngörebiliyorum. Gece olduğunda, tek bir yıldız yetiyor yolumu bulmama.

Belki rotam net değil ama yönüm bana ait. Ve artık biliyorum: Bir liman aramıyorum, denizin içinde var olmayı öğreniyorum. 

 Yazar: Melike Karabaş

Görsel kaynağı yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.