Sabaha Karşı

“ Senin için oluşan şu anın huzuru geçmişe çoktan eklenmiş, geleceğe zemin hazırlayan bir anı olmuş durumda bile.”

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)

Soğuk bir kış gününde dışarı çıkıp yürüyorsun. Gece yarısı olmasından dolayı oluşan

karanlık hava ya da sana bu saatlerin getirmiş olduğu ve neden kaynaklandığını bilmediğin

hüzünle yoldaki çakıl taşlarına takılıyor gözlerin. Etrafa düzensizce dağılmışlar ve her adım

attığında asfaltla oluşturdukları çıtırtı sesini duyuyorsun. Sessizlikte çıkan bu ses seni

rahatlatıyor çünkü insan kendiyle baş başa kalmak istediği zamanlarda bile tenhalıkların

içinde oluşmuş bir kalabalığa ihtiyaç duyuyor. Yanında olmasa da o kalabalığın varlığını

hissedebileceğin kadar uzakta bir yerde olması sana iyi geliyor. Yürüdüğün her sokakta,

attığın her bir adımda geçmişten kalan insanların birer parçasını geride bırakıyorsun. Evlerde

yanan lambaların ışıkları sokağa vuruyor. Kafanı kaldırıp pencerelerde gözlerini

gezdiriyorsun. Hepsinde farklı hayatların varlığını düşünüyor, o hayatların nasıl ilerlediği

konusunda tahmin yürütüyorsun. Belki de kimileri mutlu ve huzurlu bir şekilde vakit

geçirirken kimileri çözemediği sorunlarla boğuşuyor. Herkesin çabaları ve amaçları farklılık

gösteriyor.

Gözlerin ileriye doğru bakıyor. Boş sokağın başında birini görüyorsun, tahmin

yürütüyorsun. Akşam yiyebilecekleri yemek için gecesini gündüzüne katıp yorgun bir şekilde

bu saatte eve dönen birisi belki de o ya da bu saate kadar dışarlarda faydasız yerlerde kendini

tüketmiş, parasını başkalarına yedirmiş bir insandan ibaret sadece. Eve giriyor, kapı kapanıyor

ve artık hikâyesi evin içinde yaşanmaya devam ediyor. Sokağın ayrımına gelince köşede bir

gölge fark ediyorsun. Küçük bir kız altına koyduğu yarı ıslak kartonun üstünde soğuktan

büzülmüş şekilde elinde ve önünde bulunan kibrit kutularıyla oturuyor. Elindeki kutudan

yavaşça bir kibrit çıkartıyor, gözlerini kapatıp kibriti yakıyor. Daldığı hayallerle etrafta olan

biteni duymadan kendi dünyasına çekiliyor.

Diğer yol ayrımına doğru ilerliyor ve adımlarını hızlandırıyorsun. Dikkatini bir oyun

parkı çekiyor, boş salıncaklar rüzgârın esintisiyle ağır bir şekilde sallanıyor. Burada önceden

var olmuş kahkahaların sesini duyuyor gibi oluyorsun. Çocukların koşuşturmaları ve oyuna

dahil edilmeyen, ağlayan miniklerin teselli edilişleri dönüyor kafanda. Hepsi geçmişte

yaşanmış olsa da geçmişin izleri gelecekteki zihninde var oluyor. Adımların parkın ilerisinde

görünen maviliğe doğru ilerliyor. Artık yarı aydınlanmış gökyüzü sabahın ilk ışıklarını

yeryüzüne getirmek için çabalarken bu çaba dalgaların üzerine yansıyor. Parkı aşıp vardığın

ayakkabılarına değen kumlar sayesinde maviliğe artık daha yakınsın.Diğer sesler susmuş, kulağına gelen tek ses huzurun sesi diye düşünüyorsun. Bu his

seni sakin ve rahatlamış hissettiriyor. Zihnin seni bir süreliğine kendi kendine bırakıyor ve

sabahı bu şekilde karşılamana izin veriyor. Bu his kalıcı olmasa da asla silinmeyecek anıların

arasında var olmak için ekleniyor. Senin için oluşan şu anın huzuru geçmişe çoktan eklenmiş,

geleceğe zemin hazırlayan bir anı olmuş durumda bile.

Elif Özcan

https://pin.it/3IrUkMnda

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.