43

'Durmadan kanayacağına ve kimsesiz olduğuna inandığım yaralarım şimdi yavaş yavaş kapanıyor. Sakındığım ve sakladığım her bir kusurumdan öpen sevda, ruhuma pamuk ipliği gibi sarılıyor.''

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakika sürmektedir) 

Hiç okumadığım, görmediğim, bilmediğim bir yer sevilmek ve olduğum gibi sevmek. Bir çift gözün göz bebeklerimi parlatmak suretiyle ruhuma dokunduğu, parmak uçlarımdan saç tellerime kadar nüfuz eden, her geçen gün içimde çiçek açtıran bir büyü bu. Her şeyden öte tüm bu  hayata karşı yanımda benimle beraber dimdik duran biri var. Aynı hayata aynı yerden, aynı hislerle bakıyoruz. Ne büyük nimetmiş sevda. Ne büyük şansmış sevdalanmak. 

Siyah ve beyazdan oluştuğuna inandığım renkler şimdi rengarenkler. Güneş hiç olmadığı kadar kızıl, gökyüzü hiç olmadığı kadar mavi. Ayrıca mor falan da eskisi gibi gereksiz gelmiyor gözüme. Aksine menekşeleri hatırlatacak kadar neşelendiriyor beni. Küçük bir kız şımarıklığıyla uyandığım günlerde elimin gittiği pembe kıyafetlerim var artık. Siyah ve beyazdan oluştuğuna inandığım dolabım da ruhum gibi çiçek açıyor. Yalnızca nota ve satırlardan oluştuğuna inandığım şarkılar, şimdilerde ya sevdamı körüklüyor ya da  hasretimi kavuruyorlar. Bağırarak söylememe gerek yok ayrıca onları, fısıldasam da duyuluyorum artık. Şarkılardan öte bir kemanmışım ve sevda her telime bir bir dokunuyormuş gibi her notamı biliyor, her satırı kendi elleriyle yazıyor gibi. Bu sevda bam telime itinayla dokunmuyor, basite indirgediğim tüm bu nota ve satırları ruhumun ihtiyacı olan dilden içime işliyor gibi. Denizleri, dalgalarını ve neden sürekli kıyıya vurduklarını daha iyi anlıyorum artık. Ben de bir deniz kadar mayhoş, dalga kadar avareyim şimdilerde. Her yorulduğumda vurduğum bir kıyım, tuzundan mayhoş olduğum bir sevdam var. Ne büyük nimetmiş insanın vuracağı bir kıyısının olması. Ne büyük şansmış kıyıya vurabilmek ve sevdanın tuzunda marine edilebilmek.

Durmadan kanayacağına ve kimsesiz olduğuna inandığım yaralarım şimdi yavaş yavaş kapanıyor. Sakındığım ve sakladığım her bir kusurumdan öpen sevda, ruhuma pamuk ipliği gibi sarılıyor. Ve bu pamuk ipliği her bir yarama merhem oluyor. Tuz basmıyor, yarabandı olmuyor; mayasındandır ki sevda şifa oluyor. 

Ekmek bir tohumu toprağa ve yeşermesini beklemek gibi

Meşrulaştırmak hasreti ve beklemek ölmektir diri diri. 

İlk günkü gibi sevmek seni, her gün daha da yeşermek 

Nefes almak gibi, doğmak ve ölmek arasında bir yerde nefes almak gibi. 

                                                                                                                Eslem Uyar

                                                                                                 Bu fotoğraf şahsım 

  tarafından çekilmiştir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.