(Bu yazının okunma süresi 3 dakikadır)
Simsiyah gökyüzünün altında parıltıyla parlayan yıldızları gördükçe, yalnızlık vuruyor gölgeme. Yıldızların nasıl da kalabalık olduğunu gördükçe, ışıkları düşüyor gözbebeklerime. Ve nasıl da kalabalık gökyüzünde, nasıl da yalnız yıldızlar…
Akşam olduğunda kafasını gökyüzüne çevirmiyor çoğu insan. Muhteşem karanlıktaki yıldızlar bilinmiyor. Hâlbuki ne çok şey öğrenilir yıldızlarda. Ne çok mâna saklıdır parıltılarında. Bir yıldıza her baktığında, farklı hayallere dalıp farklı dünyalara gitmeyi göze almak zordur. Çünkü korkunç gelir bu insana. Çünkü nesillere kaçmak öğretilir. Hani duygulardan kaçmak ve bastırmakla savaşmak… Ardından dünya için çabalamak değil de, kendiyle mücadele etmek kalır insana. Geceler hareketlendirilir ve başa çıkması kolaylaştırılır insanın kendisiyle. İnsanlar konuşmayı seçer ya, yeryüzü gürültülüdür. Dinlemek gökyüzüne kalır. Ve sessizlik ona yaraşır bu yüzden. Sessizliğin yaraştığı gökyüzünden bir parça olmalı insanda. Yıldızlar kadar kalabalık ve yıldızlar kadar yalnız. İnsanlar da kalabalık ama yalnız değil. Susmayı beceremediklerinden sessizlik yaraşmadı kendilerine. Kaçmayı öğrendiklerinden yüksek sesli geceler. Oysa yıldızlar gibi insanlar da barındırmalı yalnızlığı içinde.
İnsanlar içlerinde barındırdıkları gökyüzüne baktıklarında kalabalık, sevdikleriyle dolu laciverti görebilmeli. Yakınlaştırdıkça o laciverti, kendine yaklaşabilmeli.
Bazen kalabalık laciverti yakınlaştırıp, yıldızın içindeki beyaza düşmeli insan. Yıldızlar gibi sahiplenmeli yalnızlığını. Kendine yakınlaştıkça susacak, sustukça sessiz çığlıklarını duyacak ve böylece sessizliğe yaraşacak insan. Kendini tanımalı insan ve o kalabalık laciverte, diğer yıldızlara dönebilmeli tekrar tekrar.
Sessizliğin yaraştığı insan, kolay kolay yenilmiyor. Yenilgilerini fark ettikçe büyük zaferler getiriyor. Sustukça, feryatla kopan çığlıkları duyuyor. Sustukça daha çok susmayı öğreniyor. Karanlık, karanlıkla silinmiyor. Bu yüzden karanlığa rağmen yaşamayı öğreniyor. Ve işte bitti bir gece daha… Her akşam yalnızlığında, susmayı unutuyoruz bir kez daha.
Geceyi zimmetlemişler hüznün koynuna. Vurmuşlar duyguları, güçsüzlüğe. İnsanlarda prangaymış hareketli geceler. Ve kodlanmış kaçışlar zihinlere. Yoktanmış aslında geceler.
Yazar: Berceste Özdemir