Savaş İki Yüzlü Bir Madalyondur

(Bu yazıyı okumak yaklaşık 3 dakika sürmektedir.)

Ölü bedenler görkemli bir dağ gibi yükselir, ruhlardan sızan kan ve irin kokusu burnu keser. naralar acı haykırışlara karışır, muharebe meydanında galip ve mağlup birer muammadır.

15. yüzyılın yarısı… Saran iç savaşın karanlığını, York ve Lanchester Hanedanı. İktidar mücadelesi beraberinde getirdi karanlığı. Asırlardır süregelen diğer tüm savaşlar gibi kan aktı. Kan, muhalifin ihtişamlı bir imzâsı. İmzânın karşılığı candır. Canların solduğu bu muhabere, York Hanedanı’nın armasındaki beyaz ve Lanchester Hanedenı’nın armasındaki kırmızı gülden alır adını: Güller Savaşı. Otuz yılda otuz bin insan verirken canını, kan ile yazılırken sulh kağıdı, askerlerin çarpışan kılıçları sonlandırır nihâyet savaşı. Muharebe meydanında tomurcuklanan güller yeni bir hanedana hayat verir: Tudor Hanedanı.


Bosworth Muharebesi’nden zaferle çıkarak iç savaşı sonlandıran Tudor Hanedanlığı İngiltere’de kurdu hükümranlığını. Zaferin sahibi Henry Tudor, uzun yıllar sürecek saltanatında VII. Henry olarak tarihteki yerini aldı. York Hanedanı’ndan II. Edward’a verdiği sözle, hanedanlarıyla beraber birleştirdi VII. Henry ve Yorklu Elizabeth’in hayatları.

İspanya ile antlaşma imzalayarak doğacak oğlu, aynı zamanda veliahtı Arthur Tudor ve Aragonlu Catherine’in evlenmesinde karar kılındı. İmparatorların iki dudağı arasındadır kader, ya da buna inanmak isterler. Aragonlu Catherine ile Galler Prensi Arthur’un hayatlarını birleştirmesinden kısa bir süre sonra ne yazık ki Prens Arthur, hayata gözlerini yumarak İngiltere’nin kaderini kardeşine teslim etti. Tanrı bozar planları. Tudor Hanedanı’nın varisi Galler Prensi Arthur Tudor’ın ölümüyle yerine geçen kardeşi Henry Tudor, İngiltere’nin tahtına oturarak tarih sahnesindeki yerini aldı. İnsanlığın hafızasının bir köşesine ve tarihin tozlu sayfalarına “VIII. Henry” olarak geçti.

Nerde kaldık…Tanrı’nın oyunları! Catherine var, Arthur yok, antlaşma var bir de Katolik Kilisesi. Arthur’un ölümünden sonra Catherine’in VIII. Henry ile yaptığı evlilik Katolik Kilisesi tarafından uygun bulunmadı.Catherine, Arthur ile ilişkiye girmemesi evliliğin gerçekleşmeme sebebi. Yaşasın İngiltere! Yaşasın İspanya!

Beraberlikleri Henry’nin başka bir kadına, Anne Boleyn’e olan aşkıyla son buldu ancak Katolik mezhebinde boşanma yoktu. Christine’den altı çocuk sahibi olan VIII. Henry yalnızca bir çocuğunun sağ kaldığına istinaden kiliseden boşanma talep etti. Yaşasın İngiltere! Yaşamasın mı İspanya? Lanetli evlilik!

Kralın uğruna İngiliz Kilisesi açtığı kadın, Anne Boleyn, zina suçuyla yargılandı, ancak kanıt bulunamadı, bu bir soru işareti. Londra Kulesi’ne kapatıldı. İngiltere’ye altın çağını yaşatacak I. Elizabeth’in annesi olması gerekçesiyle yakılmaktan kurtularak idam cezasına mahkum edildi.

Sir Thomas More(1478-1535)


Ütopya’nın yazarı, döneminin önemli yargıcı Sir John More’un oğludur, babasının izinden giderek avukatlık yaptı. Avam Kamarası’na seçilerek Parlamento’da da yerini aldı. Lordlar Kamarası Başkanlığı’na yükselerek geniş yetkiler elde etti. VIII. Henry‘nin sekreterliğine kadar yükselen More’un sarf ettiği şu sözleri sarf etti: ”Kellem ona Fransa’da bir kelle kazandıracaksa, uçurmaktan çekinmez.”

Katolik Kilisesi’nin boşanmayı kabul etmemesi üzerine Kral Henry, daha sonra Anglikan Kilisesi olarak adlandırılan İngiltere Kilisesi’ni kurarak hükümdarın kilisenin başı olacağını kabul eden Üstünlük Yasası’nı çıkarttı. More ve diğerlerinin yapması gereken tek şey yasa üzerine yemin etmekti. “Kralın sadık bir hizmetçi olarak ölürüm ama Tanrı ondan öncedir.” diyerek ölmeyi seçti. Londra Kulesi’ne kapatıldı. Ölümüne giderken en güzel kıyafetlerini giydi, celladını öptü. Tarih, namuslu insanların ölümüne pek çok kez tanık oldu, Sir Thomas More onlardan biriydi.

Yazar: Betül Beyza Gültekin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.