İletişim ve Psikolog Olmak

Dünyanın varoluşundan bu yana insan iletişim kurmaya gereksinim duyar. Anne rahminden başlayıp dünyaya varan yaşam serüveni içerisinde anlama ve anlatma ihtiyacı, ilk olarak ağlama, daha sonra göz teması, el kol hareketleri ve en sonunda konuşmanın öğrenilmesi ile karşılanır.

İnsanın sözlü – sözsüz, yazılı – yazısız öyle ya da böyle çeşitli yollarla iletişim kurabilmesi bu iletişimin her zaman sağlıklı bir biçimde gerçekleştiği manasına gelir mi,  iletişim nedir, bir psikoloğun özel yaşantısında ve mesleki yaşantısındaki sağlıklı iletişimi ne gibi anlamlar ifade etmektedir sorularına bu yazıda yanıt arayacağız.

İletişim Nedir?

İletişimi geniş bir çerçevede tanımlayan Ünsal Oskay, “İletişim, birbirlerine ortamlarındaki nesneler, olaylar, olgular ile ilgili değişmeleri haber veren, bunlara ilişkin bilgilerini birbirlerine aktaran, aynı olgular, nesneler, sorunlar karşısında benzer duygular taşıyıp bunları birbirine ifade eden insanların oluşturduğu topluluk ya da toplum yaşamı içinde gerçekleştirilen tutum, yargı, düşünce, duygu bildirişimleridir.”  demektedir.

Kısaca; duygu, düşünce ve haberlerin çeşitli şekillerde karşı tarafa aktarılmasıdır fakat her aktarım şekli her bağlama ve her alıcıya uygun değildir. Bazen bunların yanlış eşleşmesinden, bazense alıcı veya göndericinin içinde bulunduğu durumdan kaynaklı, iletişimde aksaklıklar meydana gelebilir. İletişimde meydana gelen veya gelebilecek sorunlar toplumsal yaşam içinde aslında göründüğünden daha büyük problemlere neden olur, bu yüzden iletişimin sağlıklı kurulması gerekmektedir.

 

Sağlıklı İletişim Nedir?

Evde, okulda, iş yerinde, arkadaş ortamında, romantik ilişkilerde yaşanan sorunların pek çoğu aslında iletişimsizlikten değil, iletişimin sağlıklı olarak kurulamamasından kaynaklanır ve yalnızca geri dönüt alabildiğimiz iletişim şekilleri sağlıklı iletişim kapsamında değerlendirilir. Yani göndericinin iletisi alıcıya doğru ve eksiksiz bir şekilde aktarıldıysa ve alıcı bu iletiye geri bildirim verdiyse bu iletişim sağlıklı olarak kurulmuştur. İletişimde geri bildirim ise kaynağa gönderilen mesajın alınıp alınmadığını belirten imler bütünüdür.

Peki bir psikoloğun gerek mesleki yaşantısında gerekse özel yaşantısındaki sağlıklı iletişimi ne anlam ifade etmektedir?

Temelde yaşamsal bir eylem olan iletişimi, insanlar; var olmak, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek ve yönlendirmek, eğlenmek ve mutlu olmak şeklinde beş ana amaca yönelik olarak kullanırlar. Bununla birlikte psikologlar iletişimi insanların yaşamını daha iyiye yönlendirmek gibi daha spesifik amaçlar dahilinde kullanırlar.

İletişim terapistin/psikoloğun uygun zamanlarda, danışanın bilgi paylaşmasını ve uygun olduğunda kendini yansıtmasını kolaylaştıracak doğru soruları sorma becerisine sahip olmasını gerektirmektedir.

Bir psikoloğun danışanı ile iletişimi ise terapötik olmalıdır, Yönelimsel İlişki Modeli’ne (YİM) göre iletişim; liderlik etme, sorumluluk alma, empati ve terapistin amaca yönelmesi söz konusu olduğunda terapötik kabul edilir. Bu durumda terapist/psikolog üst düzey sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerine sahip olmalıdır.

Psikoloğun danışanıyla olan iletişiminin kişiler arası beceriler kategorisinde yer alması için

  • Sözel iletişim,
  • Sözel olmayan iletişim,
  • Tek yönüyle karşı iki yönlü iletişim,
  • Terapötik dinleme,
  • Danışandan geri bildirim isteme ve geri bildirime tepkide bulunma,
  • Danışanlara yapı, yönlendirme ve geri bildirim sağlama boyutları olmalıdır.

Bu boyutlarla birlikte psikolog görüşme sırasında danışanına empatiyle yani Cüceloğlu’nun tanımıyla “İnsanın diğer insanların gerçekliğini nasıl algıladıkları ve yorumladıklarını, bu gerçekliğe ilişkin kendi görüşünden vazgeçmeksizin anlama yetisi” ile yaklaşarak danışanların terapi deneyimine diğer tüm yönleriyle şahit olma davranışını önemser. Terapistler danışanların duygusal deneyimleri ve psikolojik deneyimleriyle özellikle ilgilenebilirler.

İyi ve başarılı bir psikolog olabilmenin temel gerekliliği özel yaşantıda sağlıklı iletişim kurabilmekten geçiyor çünkü bu meslek arka planda yalnızca görüşme esnasında danışanla yaptığınız konuşmadan çok daha fazlasını gerektiriyor.

Görüşmeden çıkıp özel yaşantınıza döndüğümüz andan itibaren sosyal hayatta psikolog kimliğinden sıyrılıp farklı rollere bürünürüz. Büründüğümüz farklı rollerin gerekliliği olarak diğer insanlarla kurduğumuz iletişim bizim psikolog kimliğimizle bütünleşerek sosyal yaşantımızı kolaylaştırıcı olmalıdır. Bu durumda birçok meslekte olduğu gibi mesleki kimliğimizden tamamen ayrışmamız pek mümkün görünmüyor.

Peki ya sosyal yaşantımızda tamamen sıyrılamadığımız psikolog kimliğiyle nasıl bir yaşam süreceğiz?

İki insanın birbirinin farkına varmasıyla iletişimin başladığını öne süren Doğan Cüceloğlu iletişimi iki düzeyde değerlendirir: Bireylerin “sosyal dış dünyası” ve bireylerin “öznel iç dünyası”. Öznel iç dünya, bizim mahrem dünyamızdır; ancak bizim tarafımızdan gözlenebilir. İletişim, anlamını ve anlamsızlığını bu iç dünyadaki algı ve yorumlarda bulur. Yine Doğan Cüceloğlu insanın öznel iç dünyasını “can” olarak adlandırarak “Gerçek iletişim, bir canın başka bir cana ulaşmasıdır.” der.

Canın başka bir cana ulaşması için dinleme ve konuşmanın düzgün bir biçimde gerçekleşmesi gerekir. Ünlü Alman yazar Geothe’ye göre ise konuşmak bir gereksinim, dinlemek ise bir sanattır. Bu durumda bir psikoloğun özel yaşamındaki iletişiminin temelini de dinlemek oluşturur. İletişim esnasında aktif bir dinleyici olan kişinin duygu – sezgisel yetilerini arttırması başarılı iletişimci olmanın ön koşullarından biridir.

Eğer birbirimizi dinlemezsek evlilikte de, iş yaşamında da ilişkiler gelişme potansiyelini ve kalitesini kaybeder ve ilginç olan bir ilişki gelişmeyince ilişki içindeki insanlar da gelişmez.

Sonuç olarak biz psikologlar ve psikolog adayları olarak hiçbir yerde ve hiçbir zaman psikolog kimliklerimizden tamamen sıyrılmış bir biçimde yaşayamayacağız, bu yüzden mesleğimizin getirisi olan iletişim yeteneklerimizi sosyal bağlarımızı güçlendirici olarak kullanmalıyız.

YAZAR: Burcu KAPLAN

Kaynakça

İlker Bıçakçı, İletişim ve Halkla İlişkiler, Mediacat yayınları, Ankara, 1999

Doğan Cüceloğlu, İletişim Donanımları, Remzi Kitapevi, İstanbul, 2002

Üstün Dökmen, Küçük Şeyler 2, Sistem Yayıncılık, İstanbul, kasım 2006

Burcu Semin Akel & Sevginar Vatan, Yönelimsel İlişki, Sözkesen matbaacılık, Ankara

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir