(Bu yazının okunması yaklaşık 2 dakika sürmektedir.)
Olanı biteni anlamlandırmaya çalışıyorum. Bunca şeyin nasıl yaşandığını görmek istiyorum. İpi kaçmış bu düzeni içimden atmam gerek. Çözmem gereken sorunlar, tekrarlamak istemediğim hatalarım var.
Karşılaşmaktan kaçtığım nice insan yüzleri… Hiçbiri bir amaç temsil etmiyor artık. Dinamiği yıkılmış bu ilişkileri bitirmeye geç bile kalmışız. Ben de onlar için amaçsızım. Ne onlar beni ne de ben onları anlıyorum. Birbirimizin hayatında bir köşeye sığınmışız.
Hayatıma giren çıkan herkese bir görev veya rol atıyorum. Bir tanım gerekirse, bunlar; sorumluluktan ziyade bir amaç. Sanki herkesin yerine getirmesi gereken amaçları mevcut. Olayları, durumları ve kişileri bir etiket sayesinde kategorilere ayırıyorum. Bir etiket de yetmiyor bazen. Çok fazla etiket düzensizliğe de neden oluyor. Hem etiketler arası geçişe de çok izin yok!
Bazen yorgun düşüp yaptığımın doğru olmadığı hakkında da şüpheye düşüyorum. Belki doğru, belki yanlış bu yaptığım. Yine bir tezatlık beni pençesine alıyor. Düşünmek istemesem de çok düşüneceğim işte.
Kendimi haklı çıkarmayı başarıyorum yine. Anlam kazanınca çözülür düğümler, bu arayışım da ondan! Fark ediyorum ki benim de her nefesimde bir düğüm var. Bir de bu düğümlerin ağırlığı var. Sancılarımın şiddeti nedensiz değil. Sebep ve amaç arasındaki sancılar…
Görünmez olmanın vakti geldi. Kendi penceremden izleyeceğim olan biteni. Elimden kaçan ipleri tekrar tutmanın zamanı şimdi.
Kendime bir amaç sağlayamadığımın endişesine kapıldım bir an. Onlarca etiket arasından hangi etiketin bana uyduğunu bilemedim. Derin anlamlara sahip etiketleri yakıştırdım kendime. Ne olur olmaz bu etiket arayışından kimseye bahsetmemeliyim.
Dışarıyı izlemek karşısında kendi görevimi düşündüm. Aslında ne de küçük bir yerim varmış kendi hayatımda. Şimdi öncelik kendim, kendime amaçlar vereceğim.
Yazar: Samet Can Avcu
Görsel Kaynağı: Sahibi Benim