EFPSA Türkiye Mind to Mind ve Better Together Koordinatör ve Gönüllüleriyle Röportaj

Görkem Çakmak, Çukurova Üniversitesi’nde 3.sınıf Psikoloji öğrencisi ve 8. dalga Mind the Mind Adana Gönüllüsü

  1. Mind the Mind Sosyal Etki Kampanyası hakkında ne düşünüyorsun?

Bu proje hem gönüllülerine hem de sunuma dahil olan katılımcılara çok şey öğretti bence. Hem aldığımız eğitimler hem de yaptığımız sunumlar bize çok şey öğretti. Becerilerimizi geliştirdik, bildiklerimizi anlattık ve katılımcılardan da aktarımlar alıp kendimizi geliştirdik.

  1. Atölye ve sunum süreçleriniz nasıldı, gerçekleştirirken zorlandığınız durumlar neydi?

Atölye ve sunum için bir okul ile görüştüm ve öğrencilere sunumlar gerçekleştirdim. Bunlar öncesinde Sunum teknikleri eğitimi ve Patolojik bilgi odaklı eğitimler aldık. Sunum esnasında kullanmamız gereken becerilerimizi geliştirdik. Zorlandığım durumlar oldu. Örnek olarak katılımcıların konuşmaya çalışıp sunuma engel olma gibi bir durumu yaşandı. Ama o noktada hem benim duruşum hem de sınıfta bulunan hocanın durumuyla sunumu devam ettirdim.

  1.  Atölye ve Mind the Mind sürecinin sana neler kattığını düşünüyorsun?

Hem sunum becerilerimi geliştirmek hem de sosyal anlamda değerli hissettirme konusunda çok güzel bir projeydi. Hazırlık süreci, aldığımız eğitimler, diğer gönüllü arkadaşlarımızla ve koordinatörümüzle kurduğumuz iletişimler beni ve çevremdeki insanları çok geliştirdiğini düşünüyorum. Burada öğrendiğim becerileri ve kendime kattıklarımı hayatımın diğer alanlarında da kullanabileceğimi düşünüyorum.

Ece Polat, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Psikoloji mezunu, 8.dalga Mind the Mind Ankara Koordinatörü

  1. Mind the Mind Sosyal Etki Kampanyası hakkında ne düşünüyorsun?

Bu kampanyayı ilk gördüğüm andan itibaren ne kadar güzel bir amaca hizmet ettiğini düşünmüştüm. Dünyada hala bazı ruhsal bozukluklar hakkında yapılan yargılamalar, bu bozukluklardan muzdarip kişilerin hayat kalitesini düşürüyor ve kendilerini diğerlerinden soyutlamalarına sebep oluyor. Özellikle böyle bir projenin Avrupa ülkeleri arasında uzun yıllardır devam etmesi, doğru adımların atılmaya başladığının göstergesi bence. Bu projenin hem koordinatörü hem de gönüllüsü olma imkânı bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

  1.  Atölye ve sunum süreçleriniz nasıldı, gerçekleştirirken zorlandığınız durumlar neydi?

Genel olarak proje gönüllülerinin hepsi bu kampanyaya çok motive başlıyor. Çünkü amaç güzel, ulaşılacak kitle birbirinden çok farklı. İyi bir amaca hizmet ettiklerini biliyorlar yani. Fakat okullar aynı farkındalıkta olmayabiliyor, özellikle devlet okulunda bir atölye düzenlenecekse işler daha zor. İzin konularında çok sıkıntı yaşamıştık. Sunumun hazırlık aşamasında herhangi bir sıkıntı olmuyordu fakat sunum yapacak yer bulmak bizi zorlamıştı.

  1. Atölye ve Mind the Mind sürecinin sana neler kattığını düşünüyorsun?

Tekrar bakınca iyi ki katılmışım da birçok güzel insan tanımışım diyorum! Aynı farkındalığa, motivasyona ve bilince sahip insanlarla ortak bir amaç için birleşmek bambaşka bir duyguydu benim için öncelikle. Bunun yanında atölyeler insana sunum yapma becerisini geliştirme imkânı sunuyor. Bu açıdan da kişilere iyi bir deneyim oluyor. Kişi bildiklerini aktarmayı, onu ilgi çekici hale getirmeyi öğreniyor. Farklı kitlelere ulaşabilmek de çok değerli kesinlikle. Şizofreni tanısı almış bir kişi ile yaptığımız röportaj önyargısı olan her bireyin bu yargılarını kırmakta başarılı olmuştur diye düşünüyorum.

Bilge Kilci İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji 4. sınıf öğrencisi ve 8.dalga Mind the Mind İstanbul gönüllüsü.

  1. Merhaba Bilge, öncelikle Mind the Mind hakkında genel olarak ne düşünüyorsun?

Bu projenin her ülke bazında çok önemli bir proje olduğunu düşünüyorum. En başta damgalamayı öğrenip kendi dilimizden silmeyi ve insanlara bu konuya dair bir farkındalık kazandırmayı sağlıyor. Onların damgalamalarını kırıyoruz. Özellikle gençlerin kendi yönlerini bulmalarında, farkındalık kazanmalarında ve damgalamanın önüne geçmede çok önemli ve farkındalık kazandırıcı olduğunu düşünüyorum.

  1. Proje süreci sana ne kattı, bize bahsedebilir misin?

Mind the mind sürecinde hem psikolojinin içinden bilgiler öğrendim hem de eğitimler sayesinde psikolojinin içinde oldum. Bana takım çalışması becerisi kattı, hedef kitlemizle beraber çalışma deneyimini ve becerisini kazandırdı. Sosyal medya içerikleri de çok keyifliydi, konular üzerine araştırma yapabilmek bana çok şey kattı. Aynı zamanda bir eğitmen olarak şunu da ekleyebilirim, sunum teknikleri konusunda da size bir beceri kazandırıyor.

  1. Atölye ve sunum süreçleriniz nasıldı, onları gerçekleştirirken zorlandığınız durumlar neler oldu?

Bu süreçler aslında çok keyifliydi, bizde bilen ve ilgili bir kitle vardı. Genel olarak keyif aldık diyebilirim. Atölyelerde gelecek sorulara hazır olmak güzel oluyor. İstekliydik ve zorlanmadık aslında. Gelen sorulardan bazıları bizi bazen geriyordu ama bunlarda bile çok zorlanmadık. Sunumumuzu bir vakıf okulunda yaptık, yaptığımız yer bizi zorlamadı, hocalarımız yardımcıydı.

Hatice Canoğlu, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde 2.sınıf Psikoloji öğrencisi, 8.dalga Bursa Mind the Mind ve Better Together Koordinatörü

  1. Merhaba Hatice, Better Together nedir ve hakkında ne düşünüyorsun?

Better Together benim için bir başlangıçtı. Birinci sınıftım, “Psikoloji öğrencisiyim bir şeyler yapmalıyım neler yapabilirim?” diye düşünüyordum. TPÖÇG’ü ve EFPSA’yı takip ediyordum. Sonra bu projenin koordinatör çağrısını gördüm ve ayrımcılık konusunda çalışmaları beni çok mutlu etti, hemen başvurdum. Benim için de çok güzel bir başlangıç ve deneyim oldu. Bursa’da da projeyi çevreme anlatıp insanları çekmeye çalışıyordum. Birlikte büyüdüğüm ve gelişmemi sağlayan bir projeydi. Kendime ve çevreme bir şeyler katabildiğimi gördüm. 

  1.  Proje süreci sana ne kattı, bize bahsedebilir misin?

Bu süreç bana sosyal bir konuya bir adım da olsa farkındalık yaratabilme açısını kattı, bu konuyla ilgilenen kişilerle birlikte çalışabilme fırsatım oldu. Genel olarak bu konularda kendimi eksik hissettiğim noktalarda iyileştirici ve geliştirici oldu. Çevremde insanlar “Bu yargılar değiştirilemez, ayrımcılık oluşur.” gibi düşüncelerle geliyorlardı. Ben de bu projeyi gördüm ve başvurup bu konuda çalışmak ve kendi ekibimi kurup bu alanda ilerlemek istedim. Daha sonrasında çevreme sordum ve gönüllülerin tepkileri de beni çok heyecanlandırdı. Atölye yaptıkça da gelişip bizi daha iyiye götüren bir sürecin içinde oldum.

  1. Atölye ve sunum süreçleriniz nasıldı, onları gerçekleştirirken zorlandığınız durumlar neler oldu?

Gönüllü bulma süreci biraz zorlayıcıydı, okullarda atölye yapmak bizi zorladı çünkü devlet okulları bizi Milli Eğitim’den izin almadığımız sürece kabul etmiyordu. Çocuklarla bire bir iletişime geçmek zorlayıcıydı, onlar istekliydi ama projeyi gerçekleştirebileceğimiz alanlar kısıtlıydı. Dershanelere ve özel kurumlara başvurup atölye yaptıkça insanlar birbirlerine söyleyerek projeyi iyice yayıp atölyeleri gerçekleştirmeye çalıştık. Bursa’da bir gençlik merkezinde çalıştık. Gönüllülerle birlikte olmak bizi çok mutlu ediyordu, her konuya değinebilmek çok güzeldi. Çocukların katılımı ve ilgisi de çok güzeldi, onlar katılım sağlamaya çok isteklilerdi. Biz de oyunlar oluşturduk, onların oyunlara katılıp ayrımcılık konusuna değinmeleri de bizi çok mutlu etti. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.