Değer Vermek Üzerine

Beynimiz en iyi dostumuz ve aynı zamanda en kötü düşmanımız. Bu bizim onu nasıl kullandığımız ile alakalı olduğu kadar onun bizi nasıl kullandığı ile de alakalı. Dr. Schwartz “You’re Not Your Brain” adlı kitabında beynimizin otomatik olarak alıp işlediği bilgilerden gelen mesajların en tehlikeli olanlarından yanıltıcı beyin mesajlarını; yanlış veya hatalı düşünceler, yararsız dikkat dağıtıcı dürtüler ya da sizi hayattaki gerçek amaç ve niyetlerinizden uzaklaştıran arzular olarak tanımlar. Buna ek olarak insan, bilinçdışında kendinden şüphe etme eğilimindedir. Aslında bu şüphe de o mesajların bir sonucudur. Başkalarının gözünden görülen kendisine ait özellik ve değer, kendisi tarafından fark edilemez. Birisi size gelip “Gülüşün çok güzel.” dediğinde içinizde beliren “Hadi canım sen de!” hissi aslında o kişiye duyduğunuz güvensizlikten değil, kendinize duyduğunuz güvensizlikten ve şüpheden kaynaklanmakta.


Bazı insanların kendisinden çok başkalarına değer vermesinin altında da bu sebep vardır. Kendilerinin başkaları tarafından sevgi, şefkat, nezaket ve ilgi hak etmediklerini, değersiz olduklarını düşünürler. Kendi değerlerinden şüphe ederler. Bu, insanın kendini en acı şekilde aşağılama yöntemidir belki de. Buna karşın kendilerinde bulamadıkları değeri, değer verdiği insanlardan beklerler her zaman. Genellikle kendilerine en ufak ilgi gösteren insanlardan bir parça sevgi görmek için onlara fazlaca değer verip onları kaybetme korkusu ile sevgiye boğan insanlar, karşısındaki insanın en ufak ilgisiz ya da kırıcı hareketi karşısında hem üzülür hem de suçu karşıda değil kendilerinde bulurlar.

Kimilerinin ise bunun için daha bilinçdışı sebepleri olabilir. Örneğin ince düşünce denilen şey aslında acıma duygusu olabilir. Başkalarından göremediğiniz sevgiyi karşıdaki insana acıyıp ona veriyor, sevgisizliği tecrübe edip üzüldüğünüzden dolayı karşıdaki üzülmesin diye de üstüne titriyor olabilirsiniz.

İnsanın başkalarına ve kendilerine verdiği değerde her zaman bir denge olmalıdır. Kendinizi tamamen unutup kendinizi başkalarına adayıp altruizmin eşiğine gelebilirken başkalarını tamamen unutup kendinizi üstün görüp narsisizme de ulaşabilirsiniz.

Peki onca değere rağmen neden o insanlar size kaba ya da düşüncesiz davranır? Öncelikle şunu belirteyim; bu, günümüz insanının sorunu değil. Bu yüzden cevabını 19. yy. filozofu Schopenhauer’dan nakledeceğim: “Bir dosta karşı gururlu ve onu biraz ihmal edici bir biçimde davranarak onu yitirmeyiz ama ona karşı çok fazla dostça ve kibar davranırsak onu yitiririz. Çünkü bu davranışımız onu küstah ve katlanılmaz kılacaktır, bu da bir kopmaya yol açacaktır. İnsanlar, özellikle onlara muhtaç olduğumuz düşüncesini kesinlikle kaldıramazlar. Kibir ve kendini beğenme bu düşüncenin ayrılmaz eşlikçileridir. Hemen onların nazını çekmek zorunda olduğumuzu düşünürler ve nezaket sınırlarını genişletmeye çalışırlar.”

Özünde insanların bir arada yaşaması, arkadaşlıklar kurmasının nedeni farkında olmasak da çıkarlardır ve bu çıkarlardan elde edilen tatmin olma duygusudur. Bir insana sizden elde edebileceği tüm çıkar ve değeri siz bir anda ve bütün olarak sunduğunuzda bu kişinin sizinle iletişimini koparması sizden alabileceği daha fazla bir şey kalmamasındandır aslında. Schopenhauer’ın kopma dediğinden kastı da budur.
Bu kopmalardan sonra insanlar genelde olduğundan daha fazla yanıltıcı mesaj alır. “Değersizim, kimse beni sevmiyor, benden hiç bir şey olmaz, zamanım boşa gitti…” vs. Yanıltıcı beyin mesajları size sağladığı güvensizlik etkisiyle bir yandan sizi hedeflerinize ulaştıracak çabalardan, denemelerden, kendinizi sorgulamanızdan alıkoyarken bir yandan da başkalarından kendinizde bulamadığınız ilgi ve sevgiyi aramanıza devam ettirir. Bu, ayrıca çaba ve özgüven gerekerek ulaşacağınız bir şeyin hazzını alamadığınızdan; bu hazzı başkalarından ilgi, sevgi görerek ve onlara fazlaca değer vererek almaya çalışmanıza da neden olur.  

Çoğunlukla gençlikte yaşanılan bu durum çocukluktan çıkıp toplumla daha fazla iç içe olmaya başlandığı zaman başa gelir. İnsanın yaşı ilerledikçe çıkarları da artar çünkü. Ayrıca toplumda yer edinme çabası, toplumun oluşturduğu baskılardan dolayı bizi kendimizden çok toplumu ve diğer insanları düşünmeye iter. Pek çok insan kendisine değer vermeyi, kendisini keşfetmeyi zor yoldan yani başkalarının defalarca onu kenara atması sonucu, başkaları için uğraşırken yıllarının akıp geçtiğini fark edince öğrenir.

Özellikle genç yaşta insan kendisini geliştirmek için çaba harcamalı. Kendisini geliştiren ve değerinin farkında olan birisi zaten çevre tarafından da değer ve ilgi görür. Ayrıca okuduğu kitaplar, edindiği hobiler sayesinde her şeyi acı yoldan öğrenmesine de gerek kalmaz. Schopenhauer gibi nice filozoftan, ressamdan, yazardan, sporcudan deneyim ve derin düşünme öğrenebilir insan, yeter ki dikkat etsin, çabalasın. Kendisine bir hiç gibi davranan X insanına doğum gününde ne alacağını saatlerce düşünmek, araştırmak yerine bir yapıt hakkında saatlerce düşünsün.

Örnek vermek gerekirse, kendimizi ağaç, meyvelerimizi çabalayarak elde ettiğimiz sonuçlar, suyu ise çaba ve değer olarak düşünelim. Eğer suyu başka ağaçların dibine döker ve kendimizi unutursak hem hiç meyvemiz olmayacak hem de kuru bir ağaç olup ormanın bir parçası olamayacağız. Suyu kendimize verip meyveler elde ettiğimiz takdirde ormanın bir parçası olacağız. Kim bilir belki de adını günümüzde bile kullandığımız Arthur Schopenhauer gibi köklü bir ağaç oluruz.

YAZAR: Kardelen ŞENSOY

Değer Vermek Üzerine” için 2 yorum

  • 25 Eylül 2017 tarihinde, saat 14:06
    Permalink

    O kadar güzel bir yazı olmuş ki ellerinize sağlık. Kendimi buldum yazınızda sanırım en çokta bu yüzden etkilendim.

    Yanıtla
  • 30 Eylül 2017 tarihinde, saat 18:29
    Permalink

    merhabalar ben 2.sıınıf psikoloji ögrencisiyim okulumun eğitim dili ingilizce oldukca zorlanıyorum doğrusu 🙂 sizden bişey isticektim deneysel psikoloji dersinde hangi konu üzerinden hipotez üretip nasıl bir deney yaptınız ayrıntılı olarak acıklarsanız cok sevinirim tesekkür ederim 🙂

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.