Ayna Nöronlar: Qualia

Qualia (ya da tekil olarak quale) tasvir ve tarif edilemeyen kişisel deneyimleri kapsayan olgudur. Qualia karakteristik bir algıdır, deneyimin özelliğidir. Örneğin bir gülün kırmızı rengini sosyal olarak deneyimlemek ve tarif edebilmek mümkünkenbu  deneyimi gülün dikeni boyutuna indirgemek pek mümkün değildir. Hepimiz gülün dikenini biliriz, acısından sakınırız ama bunu deneyimsel olarak iletmemiz ve tarif etmemiz pek mümkün değildir. Sinir bilim üzerinden beyindeki tüm bu patikaları gözlemlemek ve açıklamak mümkünken hala bu kişisel tecrübeyi iletmenin zorluğuyla karşı karşıyayız. C. I. Lewis’in “Mind and The World Order” ı üzerinden qualia için diyebiliriz ki; Qualia, bilimsel betimlemelerin eksik kalmasını sağlayan beyin durumu safhalarıdır. Kırmızı bir elma, kırmızı olduğunu bilse dahi bunu tarif edemeyecektir. Frank Jackson’ın ortaya attığı “What Mary Didn’t Know?” (Marry neyi bilmiyor) sorunu ortaya şunu koyar: Zihinde var olmayan bilgi, deneyimle eşleşir mi? Bu soruna göre Mary yirmili yaşlarına kadar siyah beyaz bir odada siyah beyaz bir televizyonun karşısında hayatını idame ettirir. Yeni yaşını kutlaması için Mary’e kırmızı bir elma verecek olsanız Mary bu elmanın kırmızı olduğunu deneyimleyebilecek midir? Nörolojik olarak bu varsayımı tutarlı bir şekilde onaylamanız mümkün ancak Mary bu deneyimi nasıl tarif edecektir? İşte uzun yıllardır qualia üzerine kurulan tartışmaların, oluşan ikiliklerin temelinde bunlar vardır.

1990’lı yıllarda sinirbilimci V. S. Ramachandran’ın da dahil olduğu Giovanni Rizzolatti, Vittorio Gallese ve ekibi ayna nöronlar (Ayna nöron için empatinin nörobiyolojik tanımı demek mümkün.) adını verdikleri beyinsel faaliyetleri incelediler.  Bu araştırmanın soruları taklit deneyimleri kapsıyordu. Bir maymunun karşısındaki deneyimciyi gözlemlemesi dahilinde beyninde hareket gözlemlendi ancak ortada bir sorun vardı; maymun deneyimcinin deneyimini taklit etmesine, beynindeki ayna nöronları aktive etmesine karşılık bu deneyimi algılıyor ve gerçek anlamda deneyimliyor muydu? Ayna nöronların, dünyayı algılamak ve ona bağlı eylem yapmak üzere çift amaçları vardır. Deneyimleyenin eylemleri, gözlemleyenin kendi eylem diline yansıtılmasını kapsar. Algı, sezgisel anlayışı betimler. Çocuğuna yemek yedirirken ağzını açan bir anne, filmdeki karakterin acısını paylaşma vb. gibi örnekler ayna nöronların faaliyetlerini açıklar. Elbette verilecek örnekler bunlarla sınırlı değildir, psikopati için de ayna nöronlar üzerinde araştırmalar yapılmıştır ve hala yapılmaktadır. Qualia, ayna nöronlara şu yönde bir müdahalede bulunur: Deneyimlenmemiş algılar bu nöronların ateşlenmesinde etkin rol alır mı? Sosyal Öğrenme Kuramı’ndan bildiğimiz A. Bandura’ya göre gözleyerek öğrenmede bilişsel olarak da bir işleme söz konusudur. Öğrenmenin etkili olmasında ödül-ceza pekiştireçleri etkilidir ancak ayna nöron ve qualia da işin içerisine girince bilim ile felsefenin yollarını ayırmakta ısrar eden filozofları ve bilim insanlarını anmıyor değiliz.

 

Nörofelsefe ve yukarıdaki metinde ortaya koyulan kavramlar doğrultusunda John Locke’un Tabula Rasa’sına da selam vermemiz kaçınılmaz haliyle. Öğrenmenin deneyim ve taklit yoluyla bilişsel olarak işlenmesi dahilinde ayna nöronların sürekli faaliyetinden söz ederken quale ve bilinç ile işin içinden çıkılmaz tartışmalara sürüklenebiliriz. Tüm bunlar dahilinde bilinç, zihin, deneyim ve algı gibi kavramların yalnızca başlangıç aşamasında tanımlamalara sahip olduğunu söylemek bir açıdan yanlış diğer açıdan haklı bir tanım olsa gerek.

 

Kaynaklar

 

Ramachandran, V. S., & Blakeslee, S. (1998). Phantoms in the brain: Probing the mysteries of the human mind. New York: William Morrow.

 

Keysers, C. (2011) . The Emphatic Brain. Social Brain Press.

 

  1. I. Lewis, Mind and the World Order(1929) .Scribners. New York.

 

Yazar: Şafak Tüfekçi

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir