Aşırı Bilimsel Yazı: Aşk Dediğin…

         Aşırı Bilimsel Yazı : Aşk Dediğin…

Efendim yazıya başlamadan önce editörümüz Yunus Emre’nin doğum gününü kutlamalıyım. Çünkü blogdan beni atması yakındır. Geçen sefer yazdığım delilere bir çağrı niteliğinde olan “Deli Manifesto”nun olası etkilerinden epey tedirgin olmuştu kendisi. Şimdi de sizler huzurunda başka bir kitleye “Üşengeçlere” bir çağrıda bulunuyorum.

görsel

Neyse efendim asıl konuya gelelim. Efendim aşk önemli bir konu ve önemli bir geçim kaynağı. Türk Pop müziğini yıllardır ayakta tutan, sinemacıların yüzünü güldüren, şairleri ve yazarları duman eden bir şey bu aşk… Önce aşkı tanıyalım, sizlere tanıtalım… Bu aşk bize nerden gelmiş, nerden kafamıza esmiş, aşık olmak da neymiş? Diye kamuoyu araştırma şirketleriyle(seçimlerden sonra ne iş yaptıkları merak konusu olan grup) ortak araştırmalar yaptık. Peki bakalım vatandaş ne diyor aşka?

(Aşırı Sıradan Vatandaş Fahrettin B)

-Aşk güzel bir şey herhalde. Umarım ucuzdur da. Bu aşk denen şey Beylikdüzü’ne de gelecek mi?

 

(Ultra zeki, ayküsu 4 haneli Burcu A.)

-Hani rüyada non-ram fazından geçersin ya… Neyse basit bir dille anlatıyım. Valla billa bilimsel anlatmıcam, çok basit anlatıcam. Türkiye şartlarında marsmallow yemek gibidir aşk… Lükstür her şeyden önce, egzantiriktir, bir değişiktir. Pür heves aldığın kocaman poşet marsmallow nasıl yarısında içini bayarsa aşk da öyle. Damağında kalan tat da genelde çipçirkin olduğundan sorasında başka tatlar aranır.

 

(Serbest Meslek erbabından Harun Y.)

-Aşk İnstagramda başlar. Takipleşirsin Twittera geçersin. DM’den numarasını alırsın, Whatsapp’a geçersin. Her gün yatmadan önce Facebook’ta stalklayarak içinde büyüyen bir duygudur aşk.

 

(İstanbul Üni. Öğrenci Kolektiflerinden Berfin S.)

-Aşk devrimciliktir. En yüksek sesle kral çıplak diyebilmektir…

(An itibariyle Cumhurbaşkanına hakaretten soruşturmada ve “Sen seçilmiş Cumhurbaşkanına kral mı dedin? Çıplak mı dedin?” Sorularını cevaplamakta. Vicdan azabı çekmiyorum. Zaten haftada iki gün karakolda polis amcalar özlemişler onu. Biz de bahane olmuşuz ne güzel.)

Sinirbilimcilere göre aşk, ilk görüşte aşk fenomeniyle alakalı. Yani beyin ilk başta fiziksel çekiciliğe ve görsel beğeniye bakıyor. Yani efendim hep o “ben fiziğe bakmam göbekli erkek, erkeğin hasıdır zaten” diyen kızlar aslında yalan söylüyor. Tabi ileri de entelektüel birikiminizle, kişiliğinizle birilerini aşık etmeniz mümkün. Ki ben bu yola inanaraktan böyle yazılar yazıyorum ama geri dönütler çok farklı oluyor!!! Nasıl? Mesela; liseliler daima mesaj atıp “Abi sizin maaşlar ne kadar, pdr’ciler diyor ki onlardan adam olmaz, siz ilaç bile yazamıyormuşsunuz.”

lm

Fotoğraftakilerin gerçek Leyla ile Mecnun olduğu söyleniyor. Şaka be şaka o zaman fotoğraf mı var? Ama yukarıdaki çiftin en az onlar kadar dev bir aşk yaşadıkları da bir gerçek yani bu da ot ve kelebek teoremini güçlendiriyor. Aşkın kimyasalları da bu durumu anlamakta bize yardımcı olmakta:

Birincisi dopamin; Dopamin ödüllendirme ile alakalı. Aşık olmak dopamini arttırır bu da bizi ödüllendirir. Ödüllendirilince kafayı o kişiye takarsın. Aynı bir madde bağımlısı gibi… Tabi terk edilince de bu iş tersine. Oksitosin… Bizi mala öhöhö maşuka bağlayan hormon Serotonin ise aşık olduğumuzda azalıyor. Depresyonda da aynı şekilde azalan serotoninin aşık olan bünyeye melankoli verdiği, onu yemeden içmeden kestiği düşünülüyor.

Vazopresin erkeklerde öbür erkeklere karşı saldırganlığı tetikleyen bir hormon. Bu da erkek saldırganlığını ve kıskançlığını açıklayabiliyor.

Efendim vücudun durumuna göre hormonlar salgılanıyor, beyinin bazı bölgeleri aktif çalışmaya başlıyor. Yani öyle her zaman da aşık olunmuyor. Kafan güzelse ağaç da güzel gelebiliyor bazen sana o yüzden dikkat etmek lazım… Bazı bölge dediğim bölgeler bir fındık tanesi büyüklüğünde. Yani fındık tanesi büyüklüğündeki yer savaşlar çıkartıyor, imparatorluklar batırıyor yuvalar yıkıyor…

Biraz daha açarsak; aşık olduğunuz zaman beyniniz iyi bir halt yemişsiniz gibi sürekli sizi ödüllendiriyor. Karşılaştırmanız için söylersek söz konusu bu bölgeler tastamam bir şekilde kokain kullanımında da aktive oluyor. Yani aşk bir müptezellik bir bağımlılık hali…  Beynin ön (frontal) bölgesini sıkı bir şekilde çalıştırıyorsunuz aşık olunca. Aşıkın maşukunu sürekli düşünmesi, aşık olunan kişinin her lafını kendine yontması, içi içine sığmama hali de bundan kaynaklanmakta.

SUALLER:

1-) Kanka ayağına yatmak bilimsel açıdan işlevsel midir?

Fazlasıyla evet… Kaynak göstermeye üşendim şimdi ama araştırmalar var. Sık karşılaşma olumlu etkiliyor.

2-) En çok nasıl insanlara aşık(uzun, kısa, yakışıklı vb) oluyoruz?

DNA olarak uzak (akraba evliliği neticeleri vermemesi için) kişilik olarak yakın. Yani kocandan karından yakınıyorsan sitemin bil ki sana…

3-) Eş zamanlı birkaç kişiye aşık olmak mümkün müdür?

Valla billa…

4-) Ayrılık acısı kaç gün veya hafta vs sürer?

Yaklaşık 17 gün.

5-) Aşkın süresi var mıdır? Ne kadardır?

Valla babuş bize gelişi 3 yıl ama sizi bir ömür diye kandırıyorlar ehehehe.

6-) Peki ayrılınca n’apmalıyız adım adım anlatır mısınız?

  1. Eve gitmeyin…

2.Kankalara psikologlara sığının ki bence asıl psikologlara sığının nöbetçi bulamazsanız kanka…

  1. Çekildiğiniz selfiler, kalpli kupalar, ayıcıklı pamuklu donlar ve birlikte yediğiniz tüm hurmalar… Alayını hayatınızdan atın…
  2. Son görülmesini en son ne zaman görmeli?- En iyisi onu engellemeli.
  3. Dalgalanıp durulmalı ardından yeni sevdalara koşulmalı…

Yani yazımı son bir dörtlükle bitiricem. Kurban’a ait bir parçadan:

Yalan dostum aşk diye birşey yok

Aşk dediğin üç günlük eğlence

Bilemedin beş gün sürsün

Kapılıp da sürünen çok…

YAZAR: Halil BABACAN

Halil Babacan

TPÖÇG Blog Yazarı | İstanbul Üniversitesi Psikoloji Öğrencisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.