(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 3 dakika sürmektedir.)
Bazı anlar yaşandıkları an sıradan görünür. Herhangi bir yoldan yürünmüş, herhangi
bir sokaktan geçilmiş, herhangi bir kahve içilmiş veya herhangi bir şarkı dinlenmiştir o gün;
herhangi bir yağmur değer saç tanelerine, herhangi bir rüzgar okşar insanın tenini. Unutmak
kolaydır böyle anları. Zihin her düşüşü, her kalkışı tutmak için tasarlanmamıştır en
nihayetinde. Pek tabii zaman da almaz insandan her şeyi bir anda, son bir kahkahaya eşlik
ettiğini fark etmez, edemez insan oğlu o anda. Son bir vedadır belki o masada bırakılan, son
bir kahkahadır belki kulakları dolduran.
Zaman insandan her şeyi almaz bir anda insan zihninden elbet, daha sinsidir günleri
oluşturan saatler, saatleri oluşturan dakika ve haftaları oluşturan günler. Yavaş yavaş tutsak
eder zihni zaman; önce kenarlarını eskitir anıların. Sokakların ismi silinir usulca, adımlar
yavaşlar, yüzler bulanır, rüzgar kaybolur, hava kararır, bir zamanlar çok tanıdık gelen hisler
gömülür insanın gönlüne. Geriye boşluk bırakır zaman, zihin unutur lakin gönül unutmaz,
zihin bulanır lakin aynı adımları atar insan aynı sokaklarda, aynı sokak lambasında bekler
belki, belki aynı rüzgar soğutur içte kalan o boşluğun sızısını.
Belki de bu yüzden aynı adımları atar insan aynı sokaklarda. O ana duyulan
sadakatten, o ana duyulan özlemden, belki de o anki versiyona duyulan imrentidendir bu.
Daha uzun kahkahalara, daha uzun sohbetlere, daha uzun sessizliklere, daha uzun kahkahaları
bu kadar düşünecek kadar yalnız olmayışına duyulan imrentidir belki aynı yağmur altında
yürüyüşleri. Belki de budur gerçekliğin en kırıcı tarafı. İnsan sonmuş gibi yaşamaz hiçbir
anıyı. Son kahkahaları, son sohbetleri, son adımları, son sessizlikleri, son yağmurları koyamaz
insan çantasına. Bazı cümleler yarımdır bu yüzden, bazı düşler kırık, bazı vedalar eksik, bazı
sarılmalar yarımdır ve belki de insan, kaybolan anların ardından değil; o anların bir daha asla
aynı şekilde hissedilemeyecek oluşunun ardından yas tutar.
Pınar Yaman