Haziran Ayı Önerileri: “Yaz”

Merhaba Sevgili Okur!

Güneşin kendini iyice gösterdiği, günlerin uzadığı ve sabahlara sıcak esintilerle başladığımız yaz mevsimi geldi. Kalın kıyafetlerimizi raflara kaldırıp hafif olanları çoktan çıkardık bile. Haziran, baharın gelgitlerinden sonra artık biraz yavaşlama ve dinlenme eşiği gibi. Bu ayki yazımda biraz da bu ruhu yakalamaya çalıştım. Bu ayın önerileriyle hem yalnız kalmanın tadını çıkarabileceğiniz hem de sevdiklerinizle paylaşıp mutlu olabileceğiniz bir duygu yakalayacaksınız. Dolayısıyla bu öneriler sadece zaman geçirmek için değil; biraz gülümsemek, hayal kurmak ve de kendine dönmek için. Yazın ritmini yakalamak için hazırlanın. Şimdiden keyifli okumalar!

Oku: Sessiz Ev / Orhan Pamuk

Pamuk’un ikinci romanı olan kitap; 1980 darbesi öncesinde Gebze yakınlarında geçen bir haftalık sürede, Darwinist tarihçi Selahattin Bey’in yaşlı eşi Fatma Hanım’ın evinde bir araya gelen torunlar ve çevresindekiler aracılığıyla anlatılır. Pamuk’un bu romanı özellikle sessizlik ve anlatılamayanlar üzerine kuruludur. Fatma Hanım geçmişte yaşayan, huzursuz yaşlı bir kadındır. Torunlardan Faruk, babasının bilimsel çalışmalarını düzenlemeye çalışır. Metin, Batılı bir yaşam biçimi sürer; Nilgün ise idealleri olan sol görüşlü bir kadındır. Son olarak Hasan ise sağ görüşlüdür ve radikal bir görüş benimser. Roman, yaz mevsiminde geçse de gerilimli ve çözülmeyi bekleyen çatışmalarla dolu bir olay hikâyesine sahiptir. Yazın sıcaklığı, karakterlerin iç dünyasındaki gerginlikleri arttırır. Karakterler yaz tatili için toplansalar da bu toplanma bir aile buluşmasından çok bir yüzleşme olarak karşımıza çıkar. Yaz burada eğlencenin değil daha çok bir çözüme ulaşmanın ve ayrışmanın mevsimidir. Oldukça akıcı olan bu kitabı elinize aldığınızda hemen bitireceğinize eminim. 

Dinle: Yaz / Sezen Aksu

Türk müziğinin eşsiz bir sesi olan Minik Serçe’nin bu şarkısı 2003 yılında “Yaz Bitmeden” albümünde yer alır. Yaz; yaşanması gereken, geçici ama tutkulu bir dönem olarak vurgulanır. Sonbaharın habercileri olan olgunluk ve yaş alma kavramlarını göz ardı ederek sadece yazı yaşamanın isteğini hissederiz. Yazı bir zaman dilimi olmaktan çıkarıp bir hâl olarak karşımıza sunar. Şarkının sonunda da aşkın en güzel ama en zalim mevsimi olduğundan bahseder çünkü ne olursa olsun yaz geçecek ve bitecektir. Benim de çok sevdiğim bir şarkıdır ve sizin de beğeneceğinize eminim çünkü yaz mevsimini sonuna kadar hissettiriyor. Şimdiden keyifli dinlemeler!

          “Yaz bitmeden gel

            Yapraklarım solmadan narlar olmadan gel

            Gün devrilmeden

            Yeşil erik beyaz örtüye konmadan gel”

İzle: Ken Kwapis / The Sisterhood of the Traveling Pants

Yaz arkadaşlıkları da unutulmaz bir yerdedir. Romantik komedi türünde olan film dört genç kız olan; Carmen, Bridget, Lena ve Tibby’nin arkadaşlıklarını ele alır. Aynı zamanda Ann Brashares’in aynı adlı romanından uyarlanmıştır. İlk defa yazı ayrı geçirecek olan grup bunun hüznünü yaşar ve bir mucizeyle her birine de uyan bir kot pantolon keşfederler. Bu pantolonu sırayla giyerek yaz boyunca birbirlerine göndermeye karar verirler. Pantolon, fiziksel bir nesne gibi görünse de arkadaşlığın ve dayanışmanın bir simgesi haline gelir. Bir yaz günlüğü gibi olur çünkü tüm duygular onda taşınır. Film boyunca yaz, tatil olmaktan çıkıp değişim ve dönüşüm ritüeli halini alır. Bu filmi izlerken çok eğleneceğinize ve güleceğinize eminim. Şimdiden keyifli izlemeler!

Düşün: Watermelon and Fork / Yayoi Kusama

Japon çağdaş sanatının sıradışı isimlerinden olan Kusama, eserlerinde sınırları zorlayan renk kullanımıyla tanınır. Natürmort (konusu cansız varlık veya nesne olan sanat dalı) olan bu tabloda karpuz sadece bir meyve değil aynı zamanda da hislerin nesnesidir. İç tarafındaki kırmızı renk, ferahlık arayan insan arzularını temsil ederken; dış kısmındaki yeşil, doğa ile uyumu temsil eder. Bu iki zıt renk siyah noktalarla bağlanır. Çocukluğundan beri yaşamış olduğu halüsinasyonlarda gördüğü noktalar, onun sanatının temel yapı taşıdır. Sürrealist bir biçimde bunu yeniden kodlamıştır. Yaz da tıpkı bu tablo gibi parlak ve tatlı olmasına rağmen hemen tükenecek bir dilim karpuzdur.

Hisset: Yaz Mutluluğu / Edip Cansever

 İkinci Yeni’nin en içe dönük ve düşünsel şairlerinden biri olarak öne çıkan Cansever, bu şiirinde de kendini sorguladığı ve duygularıyla yüzleşir bir şekilde karşımıza çıkar. Yaz mutluluğu, gürültülü bir sevinç değil; bir kabul, sessizlik ve hatırlayış hâlidir. Bu şiiri okurken hüzünle karışık bir mutluluk haliyle iç içe oluruz. Yaz mevsimi çağrıştıran ögeleri sıkça imge olarak kullanan şair, bir sevgiliye olan duygularını ifade etmeye çalışır bu şekilde. Bu sevgili hem soyut hem de somut olarak şiirinde yer alır. Yaz, bir mendile sarılı kiraz kadar basit ama bir ömrü dolduracak kadar yoğundur. Güzel bir yaz geçirmeniz dileğiyle…

       “Sen bir karanfilsin, delisin

         İçlisin de, bükersin hemen boynunu

        Mendilimin içindeki kirazdır

       Mendilimin içi kiraz

      Bilmem ki, ne desem, yaz mutluluğu.”

Sudenaz Yıldırım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.