Merhaba Sevgili Okur!
Her ay farklı bir tema etrafında şekillenen ayın önerileri kısmında bu ayın teması da psikoloji. Dünya Psikologlar Günü’nü de içinde barındıran bu mayıs ayında seçilebilecek en güzel temalardan birinin de bu olduğunu düşündüm. İnsan zihninin karmaşıklığı, duygularımızın nasıl dışa vurulduğu, davranışlarımızın ardındaki gizli nedenler ve daha fazlası… Psikoloji sadece makalelerde veya terapi odalarında değil kitaplarda, filmlerde hatta gündelik yaşamımızın en sıradan anında bile karşımıza çıkabilir. Ben de bu yazımda sizi belki bir filmde kendi iç çatışmanıza ayna tutabileceğiniz belki de bir kitapta geçmişe dair farkındalık kazanabileceğiniz önerilerle buluşturmak istedim. Şimdiden keyifli okumalar!
Oku: Öğretmenim Mori’yle Salı Buluşmaları / Mitch Albom
Kitap; üniversite yıllarında çok sevdiği hocası Morrie Schwartz ile yıllar sonra tekrar buluşan yazarımız Mitch’in, her salı günü yaptığı ziyaretlerde edindiği hayat derslerini konu alan dokunaklı bir anı-roman eseridir. Mitch Albom’un bir televizyon programında rastgele izlediği bir haber sayesinde yıllardır görüşmediği hocası Morrie’nin ALS hastalığına yakalandığını öğrenmesiyle başlar. Her salı, Mitch ve Mori bir yaşam dersini ele alır: Aşk, aile, evlilik, affetmek, anlam arayışı ve daha bir sürü konu… Morrie, ölümün kıyısında olmanın getirdiği bilgelikle, bu konularda kendi görüşlerini ve deneyimlerini paylaşırken Mitch de kendi hayatını sorgulamaya başlar. Morrie’nin ölümcül hastalığını kabullenme süreci, Elisabeth Kübler-Ross’un beş aşamalı yas modeline (İnkar, Öfke, Pazarlık, Depresyon, Kabullenme) benzer bir çizgide ilerler. Pek çok psikolojik alt metin içeren bu eseri okurken kendinizden birçok parça bulabileceğinize eminim.
Dinle: Rehab / Amy Winehouse
Soul, R&B ve caz müzik türlerinin eşsiz sesi Amy Winehouse, henüz 27 yaşında iken alkol zehirlenmesinden hayatını kaybeder. 2006 yılında Back to Black albümünde yer alarak piyasaya çıkan şarkı sanatçının imza şarkısı oldu diyebiliriz. Winehouse’un yardım çağrılarına rağmen rehabilitasyon merkezine gitmeyi reddetmesi birçok insanın kendi içsel mücadelelerinde yaşamış olduğu direnci simgeler. Şarkının sözleri bu savunma duvarının ardındaki yalnızlığı ve anlaşılma ihtiyacını bizlere hissettirir. Çoğu zaman iyi değilken bile iyiymiş gibi davranıp öyle gözükmeye çalışmamızı bazen de sadece yargılamadan dinleyecek bir dosta ihtiyacımız olduğunu güçlü sesiyle anlatır Amy bizlere. Dinlerken o hissi yaşayacağınıza eminim. Keyifli dinlemeler!
“Beni rehabilitasyona göndermeye çalıştılar ama
Hayır, hayır, hayır dedim.
Evet kötüyüm ama döndüğümde fark edeceksin.”
İzle: Hayat Var / Reha Erdem
2008 yılında vizyona giren film, ergenliğe geçiş zamanlarında bir kız olan 14 yaşındaki Hayat’ın gözünden anlatılır. Film boyunca kimlik mücadelesi veren Hayat, annesiz büyüyen ve toksik bir babayla yaşayan bir kızdır. Yaşadığı nevrotik kaygılarla başa çıkmak için çeşitli yöntemlere başvurur. Gerileme savunma mekanizmasını kullanır ve parmağını emer. Bu şekilde kaygı durumunu hafifletmeyi amaçlar. Ona gereğinden fazla yüklenmiş görevlerden sıyrılıp bir sevgi arayışına girer. Başına gelen onca felakete rağmen verdiği tepki sadece sessizliktir. Filmde sık sık deniz, nehir gibi su ögeleri vardır. Güldüğü tek sahne son kısımdaki teknede suda süzülürken olduğu için de suyun bir kaçış ve arınma yöntemi olduğu düşünülebilir. Oldukça psikolojik yorumlamalar yapılabilecek bir eser olan bu filmi izlerken siz de çokça düşüneceksiniz. Keyifli izlemeler!
Düşün: The Fairy Feller’s Master-Stroke / Richard Dadd
Oryantalist ressam Richard Dadd, bir gün Nil nehri gezisi sırasında yaşadığı hezeyanlar neticesinde Mısır Tanrısı Osiris’in ruhunu taşıdığına inanmaya başlar ve gezi arkadaşları bu durumun güneş çarpması sonucu olduğunu düşünerek üstünde durmazlar. Krizlerinin birinde iblis olduğunu düşündüğü babasını öldürür. Paranoid şizofreni tanısı koyularak ünlü Bethlem Hastanesi’ne yatırılır. Burada çizmesi dokuz yıl süren en ünlü tablosunu ortaya çıkarır. Psikolojik ayrıntılarla dolu olan bu resim ressamın ölmesiyle yarım kalır. Tablonun bu kadar uzun sürmesi aşırı detaycılık, obsesif kompulsif özelliklerin bir yansıması olabilir. Ayrıca ortadaki baltasını kaldırmış adam, bir eylem planlamaktadır ama o eylem hiçbir zaman gerçekleşmez. Bu da Dadd’in içinde bulunduğu zamanın durmuş olduğunu gösterebilir. Her köşesinde ayrı bir hikaye ve gizli bir figür barındıran bu tablo bir nevi ressamın zihninin detaylı bir haritası olarak karşımızı çıkar.
Hisset: Evler / Behçet Necatigil
Şiirin başında bahsedilen evler metaforu aslında kişinin kendi iç dünyasını sembolize eder. Bir evin içinde yaşananlar nasıl dışarıdan görünmüyorsa, kişinin iç dünyasında yaşananları da sadece kişinin kendisi bilebilir. Şiir, bireyin bastırmış olduğu ve karanlık yönlerini anlatır. Carl Jung’un gölge arketipine bir örnektir bu. Aidiyet, travma, çaresizlik gibi konuları çok iyi bir şekilde alır Necatigil bu şiirinde. Her ev bir travma, sır, hikaye gibidir. Kimse görmese de duymasa da herkesin yaşadığı olaylar olduğunu anlatır bizlere. Psikolojinin bir şiiri çözümlemede bile olan etkisinin çok büyük olduğunu da görebiliriz böylece. Bu önemli bilim dalının daha çok hak ettiği yerlerde olması dileğiyle…
“Vurulmuş vurgunların yücelttiği evlerde
Kalbi kara insanlar oturdu.
Gündelik korkuların çökerttiği evlerde
O fıkara insanlar oturdu.”
Sudenaz Yıldırım