(Bu yazının okunma süresi yaklaşık olarak 2 dakika sürmektedir.)
Sizin de benim gibi kendinizi yetersiz hissettiğiniz oldu değil mi? Daha iyisini yapabileceğinizi düşündüğünüz ve yapamadığınız, her şey için kendinizden nefret ettiğiniz… “Evet.” dediğinizi duyar gibiyim. Yalnız olmadığını bilmek biraz olsun daha iyi hissettiriyor insana.
Zaman zaman bu hisse kapılıyorum. Her defasında neden daha iyisini yapabilecekken yapamadığımı, beceriksiz olduğumu ve hiçbir şeyi hak etmediğimi düşünüyorum. Bu, berbat bir şey! İnsanın tüm enerjisini düşürüyor. Kendine karşı beslediği sevgiyi alıp götürüyor. Geleceğe karşı olan umudunu söndürüyor. Bir çukurun içine gömüp nefes alacak bir delik dahi bırakmıyor. Müthiş bir delilik…
Böyle anlardaki ortak his ve düşüncelerime baktığımda hep bunları yaşadığımı gördüm. Her defasında aynı şeylerle boğuştuğumu anladım ama bir gün öyle bir şey fark ettim ki o benim aydınlanmam oldu.
Ben bunları bir şeyler yaptıktan sonra şu anki benle geçmiş bene bakarken yaşıyorum. Geçmişimi bugünümle yargılıyorum. Bu, ne kadar doğru? Geçmişteki benle şu anki ben bir mi? Hiç de değil. Biz birbirimizden farklıyız. O anki ben zaten elinden geleni yaptı. Daha fazlasını yapabilseydi yapardı. Şu anki benin düşünceleri; bir şeyleri yaşamış, görmüş, deneyimlemiş halimin bana söyledikleri. Zaten öncesinde bunlara sahip olsaydım öyle yapmazdım ki! Elbet bir şeyler farklı olurdu. Bunun yüzünden kendimi hırpalamam ne kadar sağlıklı?
Canımızı acıtmak için her şeyi yapıyoruz sanırım. Biz, bize bunları yapıyorken başkaları bize neler yapmaz ki! Önce ben, benin ellerinden tutmalı ki sonrasında diğerleri tutmadığında kendini yere çakılmış gibi hissetmesin.
Eğer ben kendimi beceriksiz olarak görseydim daha en başında o işi yapmak için adım atmazdım. Diyelim ki o adımı attım ve sonuç hiç de istediğim gibi olmadı. Bu benim beceriksiz olduğumu göstermez ki! Elimden gelenin ne kadar olduğunu bilmediğimi ve beklentilerimin yüksek olduğunu gösterir. O kadar çok yüksek ki ona ulaşamadığım her an beni beceriksizlikle suçluyor. Her defasında daha da geriye düşmeme sebep oluyor. Canımı acıtıp kalbimi milyonlarca parçaya bölüyor. Sonra ben o parçaları birleştirmeye çabaladığımda kulağıma “Bu sefer de olmayacak.” diye fısıldıyor. Daha sonrasındaysa o fısıltılar giderek yükseliyor ve ben iç sesimi duyamaz hale geliyorum.
Buradan beklentilerimizin olmaması gerektiği çıkarımını yapmayın lütfen. Tabii ki beklentilerimiz olacak, bu çok normal bir şey. Sadece gerçekçi olmayan beklentilerimiz olmamalı. Eğer olursa bir yerde hayal kırıklığı yaşamamız işten bile değil. Bu yüzden de beklentilerimizi kendimizi tanıyarak mantık çerçevesinde kurmalıyız. Böylelikle canımız daha az acır. Daha az acır, dedim çünkü bazen gerçekçi beklentiler içerisinde olsak da işler yolunda gitmeyebilir, hesaba katmadığımız durumlar ortaya çıkabilir. “Bu kadarı da olmaz.” dediklerimiz olmadı mı? Elbette oldu, olmaya da devam edecek gibi duruyor.
Ben; kendimi yapabildiklerim kadarıyla kabullendiğimde, beklentilerimi arşa çıkarmadığımda ve bazen öngöremediğim şeylerle karşı karşıya kalabileceğimi anladığımda daha iyi hissedeceğim. Umarım ki benimle beraber sizler de bunları yaparsınız ve kendinizi o soğuk odalara kapatmazsınız.
İrem Avşar
https://tr.pinterest.com/pin/19281104651507072/