(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 4 dakikadır.)
Hayat ne garip değil mi?
Her insan hayatının her döneminde istemediği, korktuğu ya da hiç hayal etmediği bazı sorunlar, gerçekler veya olaylar ile karşı karşıya geliyor. Hayatımızda yaşadığımız her hüsran ya da çaresizliğin ardından ne kadar üzülürsek üzülelim ne kadar kaçarsak kaçalım; insanoğlu yeni sayfaları, yaşanabilecek güzel günleri hasret dolu gözlerle bekliyor ve hayallerle dolu günleri çaresizce umut ediyor. Sahiden yaşadığımız tüm bu acılara rağmen bıkmadan, usanmadan yaptığımız bu “umut etme’’ eylemi kendimizi avutmak için bir ilaç mıdır yoksa çaresizliğimizden mütevellit ortaya çıkan bir zorunluluk mudur?
Kimi zaman yaptığımız hatalar, kimi zamansa bize yapılan yanlışlar sonucunda; insan kendisini daima kaçarken, korkarken ya da yaşanılan tüm bu acılara benliğini ve duygularını mahkûm ederken buluyor fakat biz insanların unuttuğu bir gerçek var: Hayatta aradığımız, beklediğimiz ya da umut ettiğimiz tüm mucizeler kaçtığımız duygular ve olgularda saklıdır.
Yaptığımız yanlışlar ve hatalar hayatımızın yönünü belirler, büyüklerimiz bizlere ne kadar “Hayatı hata yaparak öğreneceksin!’’ dese de biz insanlar her zaman hata yapmaktan korkmuşuzdur. Oysaki hayat yanlış tercihlerden oluşur, bunların sonuçlarına katlanmaya da yaşamak denir. Ne kadar acı verici bir gerçek…
Maalesef küçüklüğümüzden beri istediğimiz, hayalini kurduğumuz birçok şeye başkaları tarafından amansızca ket vuruluyor. Bizlerse çoğu zaman bizlere dayatılan bu gerçekliği olmayan sözleri ve cümleleri hayatımızın bir gerçeği haline getiriyor ve hayatımızı ona göre şekillendiriyoruz. Neden insanların bizim hayatımız, isteklerimiz ve hayallerimiz hakkındaki düşünceleri bizler için bu kadar önemliydi?
Kendimize olan güvenimiz ve geleceğimize olan bakış açımız o kadar sarsıldı ki gözlerimizin önünde duran o tuzağa düştük, tuzaksa şuydu: Hayattaki en büyük yanılgı aynı durakta otobüse bindiğimiz insanların bizimle aynı durakta ineceğini zannediyor olmamızdı. Oysaki kendimizi sevmeye başlamamızın ilk koşulu, bizleri hak etmeyenlere altın tepside sevgimizi sunmayı bırakmaktır.
Unutmayın: Sevgi karşılıklı bir akıştır. Talep edilmez ve dilenilmez ölü çiçekleri sulamayı bırakmalıyız. Eğer bu tuzağa ve yanılgılara düşülürse geriye keşkeler ve neyseler kalır avucunuzda ise iç çekişler ve vazgeçişler yer alır…
Hayat: Sizlerin kaptanı olduğu bir gemidir. Dümeni başkalarına bırakırsanız sizleri sonu belli olmayan bir kargaşaya ve karanlığa götürürler fakat kaptan daima siz olursanız dalgaların ardında saklı rengârenk duygularınıza ve bulutların arkasında sizleri ufka götürecek o güneş ışıklarına ulaşacaksınız.
Elbette kaptan siz olduğunuzda dahi türlü türlü zorluklar sizleri bekliyor olacak ama unutmayın: Hayat yağmurun dinmesini beklemek değil, yağmurun altında dans etmesini bilmektir.
Yağız Efe Yaşin
Görsel Kaynak: https://tr.pinterest.com/pin/418482990394562615/