Merhaba Sevgili Okur! Beklenen cemreler birer birer düştü. Bahar güneşinin ısıtan ışıltıları içimizdeki umut tohumlarını yeşertmek için parıldıyor âdeta. Hâl böyleyken Blog Ekibi olarak Nisan ayını “Umut ve Bahar” temasıyla karşılayalım istedik. Keyifli okumalar dileriz!
Oku: Martı / Jonathan Livingston
Baharın gelişiyle umut dolu bir kitaptan bahsetmek istiyoruz bu ayki kitap önerimizde. Uçmayı sadece karnını doyurmak için yapmayan kendini, “Ben belki de sadece uçmayı çok seven bir martıyım…” olarak tanıtan Martı Jonathan Livingston’ın hikâyesi bu. Martı Jonathan, diğer martılar gibi elindekilerle yetinmeyen, hep daha fazlasını arzulayan ve bu nedenle de kendi sürüsünden dışlanan bir martı.
Kitapta, Martı Jonathan’ın kanat çırpma ve kendini geliştirme yolculuğuna tanık oluyoruz. İdealleri uğruna toplumdan dışlansa bile kendini var edenlerin, bilgi uğruna cesurca adım atmaktan çekinmeyenlerin hikâyesi bu. Defalarca çabaladığı ama başarısız olduğu anlarda da şu alıntıyı görüyoruz kitapta: “Kanatları kurşun gibi ağırdı ama ona asıl ağır gelen şey başarısızlığıydı.” Yine de buna rağmen pes etmeyen Jonathan, diğer martılardan daha iyi uçmayı ancak kendi potansiyelini binlerce kez deneyerek gerçekleştiriyor. Kitabın satırlarında, umut etmenin önemini, bu uğurda çalışmanın sonucunda özgürlüğe adım atabileceğimizi ve belki de en çok kendi cesaretimizi buluyoruz.
“Onlar için uçmanın tek anlamı karınlarını doyurabilmektir. Oysa Martı Jonathan Livingston için önemli olan yemek değil uçmaktı.”
Bir martı gibi özgürce kanat çırptığımız, hayal kurup gökyüzünden umut yakaladığımız günlere!
Yazar: Ayşegül Çıkrıkcı
İzle: The Intouchables / Olivier Nakache
Bahar yeniden doğuşu, yeni bağları ve içtenliği doğurur çorak topraklara. Doğaya düşen cemreler gibi umut haleleri düşer insanın yüreğine. Dostluk, içtenlik, sevgi bir nehir misali taşar semadan. Baharın müjdesi nisan ayında umut ve dostluğun cümbüş halini aldığı, yönetmen koltuğunda Olivier Nakache, Éric Toledano’nin yer aldığı “The Intouchables/ Can Dostum” filmi bu ayki önerimiz olarak sizlerle buluşuyor.
Farklılıkların ayrılık değil birleşim noktası olduğunu bize derinlemesine hissettirmesiyle gönlümüze taht kuruyor. Paraşüt kazası sonrası felç kalan zengin bir iş adamının kendisine bakıcı aramasıyla başlayan film, yaşam mücadelesi veren siyahi bir gencin ona bakıcı olmasıyla şekillenir. Bakıcı-hasta ilişkisinden daha çok iki dost bağı kurmalarıyla, insanın engellere rağmen nasıl çiçek açacağını izleyiciye derinlemesine yansıtır. Kalpler sevgiyle buluştuğunda sevginin insan ruhuna nasıl dinçlik ve bahar getireceğini gösterir.
“Bazen kendimizde eksik olan şeyi bulmak için başka birinin hayatının derinliklerine ihtiyaç duyarsınız.” Repliğiyle insanın insanı, insanın yaşamı nasıl tamamlayacağı üzere küçük bir ipucu sunmaktadır. Doğa insanla, insan sevgiyle tamamlanır.
Yazar: İrem Tokyürek
Dinle: Spring Waltz / Carla Bruni
Bu ay ki şarkı önerimiz ise Carla Bruni’ den Spring Waltz. Carla büyüleyici sesiyle bizi baharın hafif esintisinde bir gezintiye çıkarıyor. Öyle ki yavaş adımlarla çiçek bahçelerinin arasından geçerken kulağınıza uzaktan Spring Waltz ezgileri çalınabilir. O ânda adımlarınızını sakinleştirebilir ve kendinizi güzel hisler filminin ağır çekimli sahnesinde gibi hissedebilirsiniz. Eğer vaktiniz varsa belki bu şarkıyla güzel bir dans size iyi gelebilir. İyi dinlemeler sevgili okur.
Yazar: Seher Avcı
Hisset: Baharın İlk Sabahları / Orhan Veli Kanık
Baharın gelmesiyle ve doğanın yeniden canlanışıyla ruhumuzda yeni umutlar filizlenir. Hele ki o bahar sabahları… İşte o; her şeye rağmen, ruhumuzda yeşeren yaşama sevincini uyandırır. Orhan Veli Kanık’ın “Baharın İlk Sabahları” şiiri, bizleri bu coşkuya davet ediyor.
Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.
Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: “Sıkıntılar duradursun!”
Şairliğimle yetinir,
Avunurum.
Yazar: Aziz Akar