Veda

O kadar ağır ki varlığın, kat kat örtüyü aşıp göğsümü deliyorsun ve yine sen sızıyorsun içeri.

(Bu yazının okunması yaklaşık olarak iki dakika sürmektedir.) 

Sana veda etmek çok zor benim için. Yolda yürürken yanından bile geçmemişken, köşeyi dönerken çarpışmamışken, kokunu uzaktan da olsa duymak için derin nefeslerimi boşa harcamışken sana veda etmek çok zor. 

Gözlerimi dolduran, ağzımı açtırmayan bu ağırlık hangi anımızın gölgesi? Birikiyor hepsi üst üste. Örtüyor tüm gölgeler göz yaşlarımı. Ben yine geceye sığınıyorum. Kaybetmişken kendimi kollarımı açıp göğsümü siper ediyorum gölgene. O kadar ağır ki varlığın, kat kat örtüyü aşıp göğsümü deliyorsun ve yine sen sızıyorsun içeri.

Etrafımı saran düşüncelerin gecemi gündüzümü kovalıyor. Dolduramıyorum açtığın yarayı. Ne dikiş tutuyor ne de toprağı yutuyor. Öylece duruyor orada. Ne unutturuyor ne de kendisi unutuyor. Toprak bile dolduramıyor yerini. Ben nasıl unutayım seni.  Rüzgar estiğinde usul usul sızlıyor. Yağmurla ıslandığında bir bataklık oluyor ve içine davet ediyor beni. Soğuk ve karanlık belli ki bataklık da seni özlüyor.

Ne bedenimde ne ruhumda güç kalmamışken, sırtını dönüp gidiyorsun. Gecenin içinde, anıların gölgesinde bırakıyorsun beni. Beraber yürüyemediğimiz yollar, eline değmemiş elim, sesini duymamış kulağım… Tüm bedenim kör ve sağır sana ama ruhum aşina. Ne zaman gözlerimi kapatsam, benimlesin. Varlığının sıcaklığı sarıyor beni. Ellerine ihtiyacım yok, sözlerine de. Sıcaklığın yetiyor bana. 

Yazar: Züleyha Yıldırım

Görsel Kaynak: https://pin.it/6BHLqQv

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.