Temmuz Ayı Önerileri

Hepinize selamlar sevgili okurlarım. Umarım tatiliniz istediğinizden de güzel geçiyordur. Staj yapan arkadaşlara ise Allah yardımcınız olsun bu sıcaklarda (bana da Allahım nolur..).  O zaman hiç oyalanmadan temmuz ayının önerilerine geçelim. Keyifli okumalar dilerim efendim.

Kitap: Julian Barnes – Bir Son Duygusu (Psikolojik Kurgu)

Julian abimize 2011 Man Booker Ödülü’nü kazandıran bu kitap okuması benim için çok farklı bir kitaptı çünkü ana karakterimizin iç yüzleşmeleri kitabın neredeyse yüzde doksanını oluşturuyor. Bu iç yüzleşmeleri yaparken de asla sıkmadığını belirtmem gerekir. Sıkmamasının sebebi de kitabın başından sonuna kadar götürdüğü gizemli havası büyük ihtimalle. Kısaca ana hikâyeden bahsedecek olursak baş karakter olan Tony abimizin lise döneminden yaşlılığına kadar uzanan bir zaman çizgimiz var. Kitap içerisinde her şeyi Tony abimizin gözünden görüp onun aklındaki düşünceleri dinlemekteyiz. Hikâye devam ederken geçen zamanla birlikte teknolojinin de geliştiğinin belirtilmesi ve bunu gözümüze sokulmadan yapılması beni etkiledi açıkçası aklıma gelmişken belirtmek istedim. Hatta içeriği hakkında bence daha fazla bir şey öğrenmenize gerek yok Tony abimizin iç yüzleşmeleriyle sizi baş başa bırakmak istiyorum. Belki sizler de benim gibi Tony abimizin felsefi düşüncelerinden zevk alırsınız. Eğer kitap okumaya vaktim yok diye mızmızlananlarınız var ise kitabın filme uyarlaması da var ben izlemedim ama fragmanından kitapla birebir gidiyormuş gibi duruyor. Keyifli okumalar diliyorum efendim sizlere.


Müzik: Sakin – Denek Hayatım

Sakin adlı grubu bu kadar geç keşfettiğim için açıkçası çok üzgünüm o yüzden bu şarkının yanında iki tane daha aşırı beğendiğim şarkılarından da bahsedeceğim ama önce gelin asıl önerim olan şarkının hikayesini öğrenelim. Bu noktada gidip şarkıyı dinleyin ve kendiniz sözlerinden anlamaya çalışın yine de bilemezseniz buraya geri gelirsiniz. Şarkı da Ankara Tren Gar’ında 2015 yılında gerçekleşen terör olayını ele almakta. Ben de en değişik etkiyi bırakan şarkı olabilir sanki içimi kolay, insanın gırtlağını yakmayan ama sonrasında fena sarhoş eden bir içki gibi şarkı. Aman dikkat edin biraz can acıtıcı bir bağımlılığı var siz benim kadar kapılmayın efendim. Grubun diğer şarkılarından Laleler  Beyaz, Yağmur Güncesi ve Edepsiz Komedya gözden kaçırmayın keyifli dinlemeler dilerim. 


Film: Before Night Falls (Dram/LGBTQ+/Biyografik)

      Valla arkadaşlar açıkçası şöyle bir yazdığım eski önerilere bakınca bu şaheserin tekrar hatırlatılması gerektiğini düşündüm o yüzden buyrun efendim. Julian Schnabel’in yönetmenlik yaptığı ikinci film olan Before Night Falls, taşrada büyümüş olan Reinaldo Arenas’ın çarpıcı hayatını konu almaktadır. Filmin ilk on dakikasında Reinaldo, onu şiire olan yeteneği yüzünden reddeden dedesine rağmen hayallerinin peşinden koşmak için aile evinden firar ediyor. İlerleyen zamanlarda hem yazar olması hem de eşcinsel olması sebebiyle fişlenerek hapse atılıp hak etmediği halde işkenceye maruz kalıyor. Nasıl yaşadığı ve ne yazdığı bile umursanmadan devrim karşıtı ilan edilerek zulme uğramış Reinaldo tüm risklere rağmen kalemini bırakmıyor. 

      Schnabel’in mükemmel iş çıkardığı noktalardan birisi olayların akış hızı. Çocukluğunda ışık hızında geçen filmin, Reinaldo büyüdükçe ve yaşanılan olaylar ağırlaştıkça paralel bir şekilde yavaşlaması beni per perişan etti hayranlıktan. Filmin akış hızına ekleme yapacak olursam filmin ilk saati yarım saat gibi hissettiriyor insana. Yönetmenin ustalığını konuşturduğu bir diğer konu ise sahne geçişleri. Öyle klasik Türk dizisi Kız Kulesi geçişi gibi değil izlerken bazen kendimizi bir anda geçmişin derinliklerinde kaybolmuş, bazense bir anda saatler, aylar, yıllar sonrasının içine savrulmuş buluyoruz. Filmin müzik seçimleri ise gönlümü fethetti. Olayların duygusal yüküne göre mükemmel bir eşleştirme yapılmış. 

      Film içerisinde iki tanıdık yüzle karşılaşıyoruz; birincisi ve filmin başrolü Javier Bardem, film üzerinde doğal olarak en dikkat çekici oyunculuğu sergiledi ve bu muhteşem performansıyla 2000 yılının Oscar En İyi Erkek Oyuncu ödülüne aday gösterildi. Diğer tanıdığımız yüz ise Karayipler’in Johnny Depp’i. Kendisi filmde birbirinden çok farklı iki karakteri canlandırmakta. Sahne süresi iki karakterin de çok uzun olmasa da akıllarda iz bıraktı. Tabi burada diğer oyuncuların emeğini yabana atmamak lazım, böyle yetenekli iki oyuncuya ayak uydurmak kolay olmasa gerek. Keyifli seyirler diliyorum efendim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.