(Bu yazının okunması yaklaşık 3 dakika sürmektedir.)
Hiç de güzel uyuyamadım bu gece. Sabah da erkenden uyandım. İçimde derin bir gerginlik var. Nasıl kaygılıysam boğazım bile düğümlendi.
Yataktan kalktım ve bolca su içtim. Su içerken anladım ki, seni suçlayabilecek kadar cesurum bu sefer. Bunca zaman sonra tekrar yüz yüze gelecek olmanın getirdiği enteresan bir burukluk…
Yüzümü yıkadıktan sonra mutfağa geçtim. Haftasonu sabahları birlikte kahvaltı hazırladığımız zamanlar canlandı gözümde. Pazar günü tembellik yapıp yataktan çıkmak istemiyordun ya (!) Kahvaltıyı ben hazırladığımda hemen de masanın başında belirirdin. Bir an için kahvaltı yapmak istemedim.
Tüm bunları düşünürken omletin yandığını fark ettim. Kendime birkaç parça şey hazırlamak bile zorlaşmıştı artık. Her şeyi mahvetmeyi nasıl da güzel beceriyorsun! Keşfedemediğim ne çok yeteneğin varmış… Bu esnada aslında seninle o kadar da buluşmak istemediğimi fark ettim.
Tavayı bir kenara bırakıp birkaç dilim ekmek aldım. Ballı yer fıstığı ezmesi yemeye karar verdim.
Aylar sonra benimle konuşmaya nasıl da cüret ediyorsun? Kuru kuru gitmez bu kahvaltı, hemen kahve hazırlayayım ben. Daha çok düşüneceğim en nihayetinde.
Kahvaltımı bitirdim ve odama geçip hazırlanmaya karar verdim. Doğrusu uzun uzun baktım boy aynasına seninle yüzleşmek için. Aynaya bakarken karşımda sen olduğunu sandım. İçimdeki hesaplaşmaları tekrar ettim. Bana anlatacaklarına karşı gardımı aldım. Kaybedenin kim olduğunu sana tekrar ispat edeceğim. Çıkmak için hazır olduğumu onaylamak için güneş gözlüğümü taktım. Ardından senin çok beğendiğin süet ceketimi giydim. Çantamı da alıp çıktım evden.
Yol boyunca Mutlu Türkçe şarkılar çaldım. Yabancı pop dinlemenin sırası değil diye düşündüm. Şimdi en atarlı o şarkıları çalacağım. Kalbimdeki o öfkeye kor salacak şarkılar… Havanın güneşli olmasına aldırmadım bu sefer. Yüzüm biraz yansa da bir süre kadar yürüdüm.
Bizim mekanın önüne geldim. İlk buluşmamızda geldiğimiz kahveci yani… Kalbim ağzımdan çıkacak! Her zamanki gibi geç kalmışsın. Bahçede bir masaya oturmaya karar verdim. Bu sayede geldiğinde hemen göreceksin beni. Belki de görüp geri dönersin. Keşke diyorum, ben geri dönseydim, sen ilk buluşmamıza geç kaldığında…
Oturup konuşacak bir şeyimiz kalmadı bence. Buraya gelmiş olmam bile bir hata. Bu masadan kalkmam gerek, buradan koşarak kaçmalıyım. Uzaklara gidip seni bir daha görmemeliyim. Sesini duyarsam bir canavara dönüşeceğim.
Çantamı alıp ilk gelen taksiyi durdurdum. Yürümeye halim yoktu. İçimdeki sevgi ve o tutkulu aşk öylece nefretle yıkandı. Biz birbirimizin hayatından ayrıldık. Şimdi bu yanlışa bulutlar eşlik edecek.
Yazar: Samet Can Avcu
Görsel Kaynağı: Sahibi Benim