Hepinize selamlar sevgili okurlarım. Çoğumuz okul döneminin sonlarına yaklaştı. Kimimizin finalleri bitti kimimiz hala ölüm-yaşam savaşı vermekte… Ben de bu yazı yayınlandığı sıra finaller ile cebelleşiyor olacağım ne yazık ki… Neyse bunları artık düşünmeyelim sizleri mutlu edeceğini düşündüğüm bir haberim var. Bu ayın ülkesi FRANSA uzun zamandır listelerde hep ikinci olan Fransa artık herhalde tüm rakiplerini yere sermeyi başardı ya da yere serecek rakibi kalmadı bilemiyorum. Önerilerimize geçmeden önce Ağustos ve Temmuz aylarının ülkelerini belirlemek için açtığım formlarda görmek istediğiniz ülkelere oy vermeyi unutmayın efenim. Keyifli okumalar diliyorum.
Temmuz Ayı Ülke Formu: https://forms.gle/YZkY5fH5dyNDQPYS9
Ağustos Ayı Ülke Formu: https://forms.gle/vWw5PzJercmZxV2S6
Kitap: Ayrı Yol –Andre Gide

Direkt bam güm diyerekten kitabın konusuna giriş yapayım efendim. Kitabımız Michael abimizin hayatı etrafında şekillenmekte tamamen. Daha önceden neredeyse hiç tanımadığı birisi olan Marceline ablamızla evlenen Michael abimizin başına gelmeyen kalmıyor açıkçası. Bir Michael abimize bir şeyler oluyor bir Marceline ablamıza bir şeyler oluyor bunlar olurken de sürekli olarak kendini keşfetmeye çalışıyor Michael abimiz. Michael abimizin kendi üzerinde yaptığı bu keşiflerden habersiz olan Marceline ablamıza üzüldüm açıkçası çünkü iki “Ayrı Yollar” ın insanları… Bu arada sizlere küçük bir önerim olsun kitabı okumadan önce yazarımız olan Andre abimizin hayatını bir küçük kurcalayın bence kitaptaki karakterleri daha derinlemesine anlayacaksınız. Şimdiden hepinize keyifli okumalar diliyorum efenim.
Müzik: Mon amour, mon ami – Marie Laforêt

Çapkın kız, çapkın kız benim adım çapkın kız
Aşk yalan inanmam benim adım çapkın kız
Çapkın kız dinleyim derken bunu buldum. Hangisi orijinali sizce?
Müzik Linki: https://www.youtube.com/watch?v=oxnX23_494U
Film: Van Gogh (1991) – Maurice Pialat

Öncelikle filmin 2 saat 38 dakika olduğu uyarısını geçeyim. Yine direkt olarak atlıyorum filmin içerisine arkadaşlar. Başka yerlerde de kısa kısa Van Gogh’tan bahsedildiğini görmüşsünüzdür ve büyük ihtimalle ön planda Van Gogh değil resimleri vardı. Bu film için tam tersi olduğunu söylemeliyim. Filmin merkezi tamamen Van Gogh’un iç dünyası, duygu durumu ve dünyayı boş vermişliği. Jacques Dutronc abimiz Van Gogh rolünde harikalar yaratmış bence, karaktere o kadar güzel bürünmüş ki Van Gogh’un filmin her saniyesinde bomboş baktığını daha doğrusu zihninin başka şeylerle meşgul olduğunu belki de hayatına bitse de gitsek gözüyle baktığını aşırı iyi hissettiriyor seyirciye. Bu arada filmin Van Gogh abimizin hayatının son dönemlerini konu aldığını söylemeyi unuttum. Van Gogh denilince herkesin papağan gibi söylediği cümleleri bilirsiniz “Döneminde değeri bilinmeyen bir ressamdı.” Bu cümleyi de yine aynı şekilde filmin neredeyse her yerinde görebiliyorsunuz. Neyse daha fazla uzatmadan hepinize keyifli seyirler diliyorum efenim.
Yazar: Emin Özbayrak