5.Nesil Blog VEDA

Merhaba Sevgili Akıl Defterim Okuyucuları,

Bütün bir yıl boyunca sizlerle her salı, perşembe ve cumartesi günleri buluşabilmek için çok çalıştık ve en güzel çalışmalarımızı sizlerle paylaştık. A’mak-ı Hayal’de yazdığı gibi: “Gönlüm bomboştu. Gönlümde ne umut vardı, ne keder, ne heves, ne de istek… Kim bilir ne zamandır bu haldeydim.” Gönlünüz bomboş çıktığınız bu yolculukta, yolunuz 5. Nesil Blog Yazarları ile karşılaştıysa şayet ve satırları ile ne zamandır böyle olduğunu bilmediğiniz gönlünüzü doldurabildilerse eğer ne mutlu bizlere. Koca bir yılı geride bırakmış bu ekibin şimdi veda etme vakti. Aşağıda bir sene boyunca yorulmadan çalışan biz TPÖÇG Blog Ekibi üyelerinin veda yazılarını bulacaksınız. Bizden sonra gelecek ekibe başarı ve şans dileriz. 

Akıl Defterim’le kalın!

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık sonsuz dakika sürmektedir.)

Sonbahar aşkı getirir derlerdi vedalarla da gelirmiş, anladım. Ağustos ayrılırken eylülden belki hazırlıksızdı, ben hazırlıklıydım. Hazan yağmurlarından haberdardım.

Kelimeleri dizerken dinlediğim tüm melodiler tek bir şarkıya dönüşüyor, o şarkı ruhumun derinliklerinde çalıyor. Eşlik ediyorum, “iyi ki” diyorum. 

İlk günüm ile son günüm bana ne anlatıyor onları dinliyorum: Özgürlüğün tadını alıyorum, ne istediğimi, neyi sevdiğimi öğreniyorum. Ben, ben oluyorum. Yazı yazmak diyorum yazı yazmak! Tam bir yılda bana yıllar vermiş, güzel insanlar vermiş. 

Aylardır yazılarını, ruhunu okuduğum insanlarla şimdi aynı sayfadayım. Bu bir veda mı? Hayır. Yeni sayfalar açılsa da biz burada kalacağız. Her zaman aynı sayfada olacağız ve ben bu sayfayı her okuduğumda aynı şarkıyı mırıldanacağım.

Bedenim hazan yağmurlarının altında, ruhum raksta, dudaklarımda aynı şarkı, aylardan eylül, mevsimlerden son veda..

Bana dostlarımı ve beni armağan ettiği için TPÖÇG’e sımsıcak bir teşekkür…              

BETÜL BEYZA GÜLTEKİN

Merhaba;

Okuduk, izledik, dinledik bir senedir.

Fakat halen okunacakların, izlenileceklerin, dinlenileceklerin sonuna gelmedik. Yalnızca görev sürem sonlandı, tüketilecek bilgilerin ise sonunu bulan henüz olmadı. Dünya küçük olabilir fakat evren sonsuz dostlarım. Vizyonumuz da evren olsun ve onun sonsuzluğunun bilinciyle ne kadar az bildiğimizi, daha gidilecek çok yolumuz olduğunu unutmayalım. Ben bu yolda sizlere bir süre eşlik ettim, hayatımı aydınlatan film, müzik ve kitaplari sizlerle paylaştım şimdi bu meşaleyi devrediyorum. Önemli olan varmak değil yolda olmaktır ve sonuç noktası değil yolculukta gördüklerimiz hayatımızı oluşturur. Hepinize çok teşekkür ederim yolumuz kesiştiği için. 

BERRU DOĞAN

Kalemin yolculuğu ile geliştim. Tökezlediğimde mürekkebimden güç alıp yüreğimi düştüğü yerden kaldırdım. Kelimelerin zinciri, en derin yaralarıma şifâydı, bunu anladım sonra fark ettim ki bu acılar ve ortaya çıkan yazılar, hepimizi birleştiren güçlü bir çember. Bunun içinde bulunduğum için hissettiğim o tarifsiz duygu, hayatımı bambaşka bir güzelliğe dönüştürdü. Hiçbir zaman bu yolculuğun başı ve sonu olmayacak çünkü her anımsadığımda yeniden yeşerecek tüm anılar. Yıllar sonra dahi ruhumda devam eden sonsuzluğuyla bana hep yeniden bir şeyler katacak bu tecrübe… 

Ve tabii ki boyutsuz fedakarlıklarından dolayı; bu kapıyı benim için açan çiçek yürekli Elif Ezgi Avcı’ya, neşesiyle bana kendimi her zaman çok iyi hissettiren Sebile Akın’a, geceleri yazılarımızı düzenleyip muhteşem yorumlarıyla bizi en derinden mutlu eden Gizem Erdoğan’a ve bu ailenin içindeki tüm kalemdaşlarıma gönül dolusu teşekkür ederim. Bağımızın daim olması dileğiyle…

BÜŞRA ATEŞ

Yeni bir eve taşınmak gibiydi benim başlangıcım. Yeniydi evimin eşyaları, duvarların nelere şahit olacağı belli değildi. Renkli pencereleri vardı evimin, camından arka bahçemi gözlediğim. Çocukluğumda dans ediyor satırlarım, hayallerimde uçuşuyor kırmızı balonlarım. Gelen her yeni misafir bir parçasını bıraktı eve tekrar geri dönebilmek için. Kimisi en özel hikayesini, kimisi aşkını, kimisi dostluğunu… Duvarlarına en güzel öykülerimizi kazıdığımız bu yerin kapısına içindekilerle birlikte kilit vurma vakti geldi. İçini ilmek ilmek doldurduğumuz bu evden taşınıyoruz fakat her birimizde varolan bu kapıya ait anahtar, istenilen zaman da ve istenilen yerde içindeki en değerli hislere, nefeslere ulaşmayı mümkün kılacak büyüde olacak.

Benim canımın çiçekleri, benim güzel ailem, ilk ve son heyecanım. Mesafelere rağmen her zaman içimi ısıtanlarım, yolumu hikayeleriyle aydınlatanlarım. Bu yolda yürürken elimden tutan; Elif Ezgi, Gizem, Sebile, Ezgi, Elif Ayça, Ceren, Berru, Fatiha, Simay, Yaren, Büşra, Betül Beyza.. kalplerimizi ve öykülerimizi birleştirdiğimiz bu romanda bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Her kelimeme ve hislerime eşlik eden canım okurlarım hepinize teşekkür ederim. Evime bir parçasını bırakan her nefes için kocaman iyi ki! 

Aynı evde farklı hislerle tekrar buluşmak üzere…

BÜŞRA TEZCAN

Cibran demişti ki: “Sevinçliyken yüreğinizin derinliklerine bakın göreceksiniz; sizi şimdi sevindiren bir zamanlar üzenden başkası değildi. Kederli olduğunuz zaman yine yüreğinize bakın göreceksiniz, aslında, bir zamanlar neşe kaynağınız olan için ağlamaktasınız. Sevinç ve keder birlikte gelir; biri sofranızda sizinle otururken, unutmayın, diğeri yatağınızda uyumaktadır.” 

Tam 1 sene önceki sonbahardı, yapraklarının arasında sevinçle yürümeye başladığım bu yol. Şimdi ne yol aynı ne de el ele yürüyen bizler. Yazdıkça büyüdüm, paylaştıkça çoğaldım, sevdikçe öğrendim ve her nefes aldığımda buraya “iyi ki” diye bir iç çektim. Beni kaybolduğumda ilk kez elimden sıkıca tutup evime getiren ve bir daha da bırakmayan Elif Ezgi Avcı’ya, satırlarımın arasından özümü görüp her defasında sarılan Gizem Erdoğan’a, ihtiyacım olan her anda sessizce yanıbaşımda sarılan Sebile Akın’a ve kalemlerine kalplerine hayran olduğum 7 güzel kadına, aileme, Ezgi Yılmaz’a, Yaren Köse’ye, Simay Çomak’a, Büşra Ateş’e, Betül Beyza Gültekin’e, Elif Ayça Ölmez’e, Büşra Nur Tezcan’a ve hikayelerimizi sonsuz emeğiyle sizlerle buluşturan Fatiha Yücesan’a teşekkür ederim. Canım ailem, bu bir veda görünümlü başlangıç aslında çünkü “Diyeceğim o ki, aslında ışıklar sönmez. Güzel sözler, sevecek kalpler, insanın içini ferahlıkla yıkayan sabahlar bitmez. Bu dünya ışıkla, neşeyle, zevkle, aşkla dolu. Kim ne istiyorsa söylesin. Güzellikler hiç, hiç bitmez.” 

Ve yine bu satırları tek tek okuyan sen, sevgili okur, teşekkür ederim. 

İyi ki varsınız,

Sevgiyle kalın…

CEREN BAYRAM

Veda çanları çalıyor bizler için. Dolaylı veya doğrudan gün içerisinde birçok hayata dokunuyor; çoğu kişinin yoluna ışık oluyoruz. Bende canım TPÖÇG sayesinde eminim ki ruhumdan dökülüp kalemime sirayet eden duygularım, düşüncelerim ve düşlediklerimle birlikte birçok yola ortak oldum. Kimilerinin solmuş çiçek bahçesine su ve güneş oldum, kimilerinin karanlığına ufacık bir ışık huzmesi. Hikâyemin en güzel duraklarından biri olan TPÖÇG sayesinde birçok hikâyenin de yardımcı karakteri oldum ve kendimi biraz daha yakından tanımaya fırsat buldum istemsizce. Bu hikâyenin başında  “yola çık, yol açık” demiştim kendime. Ne kadar da yerinde bir söz ettiğimi şimdilerde daha iyi anlıyorum. 

Sonun başlangıcındayız. Biraz hüzünlü biraz da gururla dönüp bakarken ardıma “iyi ki” cümlesinden başka bir şey dökülmüyor dudaklarımdan. TPÖÇG Blog ekibinin güzel kızçeleriyle çok güzel bir iş çıkardık. Hikâyemizin bu kısmı burada son buluyor fakat gönül bağımız şüphesiz hep baki kalacak…

Başka hikâyelerde, başka bir kapının eşiğinde ya da farklı bir pencerede tekrar buluşmak dileğiyle.

Sevgiyle kalın. 

ELİF AYÇA ÖLMEZ

 29.07.2019… Bu ailenin bir parçası olduğum o maili aldığım gün. Tabii bu maili aldığımda bu ekibin benim için bu kadar önemli olacağını, bana bir sürü şey katacaklarını hayatıma dokunacaklarını tahmin etmiyordum. Tahmin dahi edemediğim bu olasılıklar kendini o kadar güzel ortaya çıkardı ki şimdi hepsi ailemin bir parçası. Biz sadece kendi yazılarımızı yazmadık, birbirimizin hikâyelerinde yaşadık. Yazılan yazılarda hayatlarımızdan, kendimizden çok şey bulduk. İyi ki biz olduk.

Beni bu güzel aileye dahil eden Elif Ezgi’me, kocaman sevgisiyle hep yanımda olan Sebile’me ve kendimi geliştirmemde yanımdaki en önemli insanlardan olan canım Gizem’ime ve ilk günden beri yanımda olan bundan sonraki yolda da hep yanımda olacağını bildiğim canım ekibim, Yazarlar Loncama (herbirinizin ismini teker teker yazamasam da hepiniz beni ben yapan bu yolun parçalarısınız.) çok teşekkür ederim, sizi çok seviyorum. Hayat hikayemizi yazarken de hep yanyana olmak dileğiyle.

EZGİ YILMAZ

Sadece bir kere geldiğim ve toplamda birkaç sene TPÖÇG’e katılma hakkımın olduğu  şu hayatta eğitimimin 3.senesinde TPÖÇG’le ve Yazarlar Loncası gibi harika bir ekiple tanışma fırsatım oldu. Başvuru yaptıktan sonra Elif Ezgi’nin mailini günler sonra görüp apar topar mülakata girip kabul edilmemle başladı bu yolculuk. Eylül ayında kampa katıldığımda ise kendimi tam ait hissettiğim yer de olduğumu fark ettim. Yazıları siteye yüklerken neredeyse hepsini okuma fırsatım oldu ve satırlarında kendimi bulduğum canım yazarları yakından tanımak, yüzlerini görmek çok çok güzel bir his oldu benim için. Bazen en mutsuz zamanlarımda bazen ise en yorgun zamanlarımda yazıları yüklerken isimlerini tek tek sayamadığım fakat hepsini çokça sevdiğim yazarların satırlarında teselli buldum; yorgunluğum, üzüntüm okurken hafifledi, bazen ise kayboldu. 

 Bu ekip sayesinde yazmanın, satırların gücüne tekrar şahit oldum. Hayatıma yeni bir pencere açılmış oldu. Göreve başlarken teknik anlamda bu kadar yeterli değildim ve kendi ilgilerim doğrultusunda çok geliştirici ve keyif verici bir süreçti benim için.

Yazılarıyla ve dostluklarıyla tek tek hayatıma dokunan 8 blog yazarına ve tüm Yazarlar Loncasına, yoğunluktan bazen 2-3 saatlik uykuyla bile editleri yapan sevgili Editörüm Gizem’e, anlayışıyla dostluğuyla eski koordinatörüm Elif Ezgi’ye ve her işe koşan, enerjik koordinatörüm Sebile’ye çokça sevgilerimle birlikte teşekkürlerimi iletiyorum.

Son olarak Stefan Zweig’ın kitabından bir alıntıyla veda etmek gerekirse, “Sadece kendini açman yeterli, o zaman insandan insana doğru canlı bir akıntı akar, yükseklerden aşağı dökülür, aşağılarda köpürerek tekrar sonsuzluğa ulaşır.” 

Tüm yazarlara kendileri açıp içlerindeki canlı akışı, düşünceleri ve duyguları bize aktardıkları için çok teşekkürler, sevgiler.

FATİHA YÜCESAN

 “Tüm sahip olduklarınız bir gün verilecek. Öyleyse şimdiden verin de, size ait olsun verme mevsimi, mirasçılarınıza kalmasın. ‘Veririm ama sadece hak edenlere’ dersiniz sık sık. Ne meyve bahçenizdeki ağaçlar böyle der ne de çayırlarınızdaki sürüler. Onlar yaşayabilmek için verir; çünkü vermekten kaçınmak yok olmaktır.” Halil Cibran bu satırları verdi gönlünden yaşayabilmek için, kimilerinin hayatlarına konuk oldu kimilerinin hayatlarında var oldu. Benim güzel kızlarım Ceren, Ayça, Berru, Simay, Ezgi, Büşra, Betül, Yaren, Büşra’da sizlere ruhlarının en kıymetli yerinden verdi. Yeri geldi yazıları ile yaralarınıza kabuk oldu yeri geldi uçsuz bucaksız tarlanızda yalnız olmadığınıza inandırdı. Bazen türkünüze eşlik etti, bazense ağlayan yüreğinize mendil uzattı. Kim bilir belki de tükenip giden gecelerinizi satırları ile dokudular. Bu güzel kızlarım nice gönüllerde var oldu benim gönlümde satırları ile ölümsüzleştiler onlara ne kadar teşekkür etsem azdır. 

Sevgili üçüncü gözüm Fatiha’m karanlıkta göremedim birçok şeyi bana aydınlık olup gösterdiğin için minnet borçluyum sana. Elif Ezgi’m tek kelime edilmeden insanların gönül bağları ile konuştuğu bu evin kapılarını bana açtığın için teşekkür ederim. Sebile’m hayalimdeki kırlara çıplak ayaklarla basmama, nehrinde çocuklar gibi dans etmeme, bu surlarda gönlümü inşa etmek için bana alan açtığın ve tüm süreç boyunca yanımda olduğun için teşekkür ederim.

Ve sevgili okuyucu bir sene boyunca mutfakta pişmiş yemeği her seferinde önünüze sunmak dışında size temas edememiş olabilirim ama bu süreçte öğrendiğim bir şey var ki,

‘Yol da sizsiniz yolcu da’

İyi yolculuklar..

GİZEM ERDOĞAN

Birçok vedaya kucak açtığım bir dönemdeyim öyle ya da böyle. Bazı vedalar çok can yakıyor, bazıları öğretiyor, bazıları rahatlatıyor… Ve biz değişimin kaçınılmazlığıyla ilmek ilmek işliyoruz bu hayata kendimizi. 

Sizinle tanıştığım ilk andan beri kendimle ilgili birçok vedaya şahit oldum. Tüm bu vedalar sizlerin kalemi sayesinde fark etiklerimle oldu. Benim dışımda daha birçok insana da bunu yaşattığımızı biliyorum. Canım kızlarım… Ceren, Ayça, Berru, Simay, Ezgi, Büşra, Betül, Yaren, Büşra: Her biriniz bana bir ben daha kattınız. Gizem, bu yolu benimle yürüdün, bana eşlik ettin. Sindirmemi, eşlik edebilmemi sağladın. Fatiha, kalbini açtın, kalbimi açtım, ortak olduk. 

Şimdi sizlere veda ediyor olmak, hayatınız boyunca unutulmayacağınızı bilmek rahatlığıyla kolaylaşıyor benim için. Kaleminiz, emekleriniz beni hayata ilmek ilmek işledi. 

İyi ki siz!

SEBİLE AKIN

  Her bir köşesine renkli renkli çizgiler bırakılmış bir defter düşünün. Bir sayfasına maviler boyanmış uçsuz bucaksız denizleri andıran, birine gri bulutlar çökmüş vedaları çağıran; bir sayfasında sevgi var, birliktelik hali.. İşte bu defter yıllardır bize özgürlüğü tattıracak bembeyaz sayfalar, siz okuyucularımıza da beraber paylaşacak keyifli dakikalar sunuyor. Öyle bir şey ki bu, öyle güzel anılarımız oldu ki uzaktayken bile kalplerimiz bir hissettiğimiz; birbirimizin kaleminde o kadar çok bulduk ki kendimizi şimdi o güzel günlerle dolu bir yıldan sonra, bambaşka köşelerine gidiyoruz hayatın. Biliyoruz ki bu defterin sayfaları bizi, bağımızı saklayacak; biz bir kez tutunduysak bir daha bırakmayacağız. Vedaları sevmeyiz ve hatta bu bir veda da değil bizim için ama paylaşmak gerek koskoca bir yılın yaşanmışlıklarını çünkü biz birbirimize kalpten teşekkür etmeyi, kilometrelere rağmen bir defterde buluşmayı bildik. Bir yıldır iyi ki siz diyorum bu yüzden, umarız o sayfalar daha bir dolu renkli çizgilerle boyanır. İyi ki!

SİMAY ÇOMAK

Vedalar.. Hiç sevmem vedaları! Özellikle yazılarında kendimden parçalar bulup aynı hissiyatları paylaştığım değerli insanlardan, her yazım yayınlandığında aynı heyecanla girip baktığım Akıl Defterim’den, his ve düşüncelerimi yeri gelince tane tane döktüğüm, yeri gelince içimden bir yükü atar gibi bıraktığım yazılarımı okuyanlardan ayrılmayı…

Bugüne kadar yaptığım en zevkli görevlerden birini yerine getirdim bir yıl boyunca. Bazen kendimden uzaklaştım, bazen kendimi bulmaya çabaladım. Sürekli aynı döngünün içinde dönsem dahi bunları yaparken yalnız olmadığımı anladım. Ekip arkadaşlarımla konuşmadığımız zamanlarda bile kalemlerimizle konuştuk, bazen bir cümlede hepimiz buluştuk.

Sonunda hiç bitmeyecekmiş gibi gelse de hepimizin severek yaptığı bu görevi, yazmayı seven yeni kanlara devretme vaktimiz geldi. Diğer eylemleri bilmiyorum ama yazma büyüsüne bir kez kapılan bizlerin bu eyleme sıkı sıkı tutunup hiç bırakmayacağımıza eminim. Ortak tutkular, bir araya geldiğinde kolay kolay silinmeyecek bir tad bırakır ağızda. Benim için de böyle oldu, ekibimin var olan, sonradan ayrılan ve yeni gelen her üyesini ayrı ayrı sevdim. Bu süreçte, dokunabildiğimiz, farkındalık kazandırabildiğimiz, yalnız hissettirmediğimiz herkes bizim için çok kıymetli.

Sonlar mutlu ya da mutsuz olmaz benim gözümde çünkü sadece bir sürecin bitişini temsil eder. Oysa o süreçte yaşananlar, hissedilenler zihinlere kazınır ve yeni başlangıçlara referans olur. Birlikte geçirdiğim her dakikasından zevk aldığım ekip arkadaşlarıma, yazılarımızı sıkılmadan okuyup bizlere ortak olan okurlarımıza teşekkür ediyorum, geçirdiğim bu yıldan zihnimde kalanları daima yaşatacağım…

YAREN KÖSE

                             “Elveda! Gün gelir ki, yine görüşürüz.”

                                                                                -TPÖÇG Blog 5. Dönem Yazarları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.