Türk Gökkuşağı Sinemasından Bir Seçki

Eşcinsellik Türk sinemasına ancak 1960’lı yıllarda konu olmaya başlamıştır. İlk dönem filmlerinde daha çok kadın-kadın cinselliği işlenmiştir fakat bu filmlerde amaç homoseksüaliteye dikkat çekmek değil cinsellik sömürüsü yapmaktır. Hele ki 1970 sinemasının erotik furyasının avantür ve komedi filmlerinde kadınlar, yalnızca izleyiciyi tahrik ve tatmin etmek için öpüştürülmüştür.1970’lerin sonlarında bu durum biraz yıkılmış ve daha estetik, kadın-kadın tutkusunu ve aşkını gösteren sahneler çekilmeye başlanmıştır. Sadece Türk değil Dünya sinemasında da LGBTİ filmleri genellikle pornografiktir.  Erkek eşcinselliği toplum tarafından daha çok tepki aldığı için sinemada da ancak 1980 sonrasında yer almaya başlar. Bu kez de filmlerde eşcinseller için ‘travesti’ yakıştırması yapılır. Türk sinemasında uzun bir süre eşcinselliğe karşı gerçekçi olunamamıştır. Bu filmler ister istemez homofobik algıyı doğurur.  Son dönem LGBTİ sinemasında da bu homofobik algı dram öğeleriyle yıkılmaya çalışılmaktadır. Fakat ne yazık ki bu kez bu öğeler senaryonun değil hayatın gerçekleridir. Günümüzde filmlerde çoğunlukla homoseksüel bireylerin hayatı ve bu hayata dahil olmaya çalışan elalem (toplum) işlenir. Beyoğlu’nun arka sokakları mesken tutulur ve filmlerin sonu çoğunlukla bir cinayete kurban gider…

Biraz film arşivlerinden biraz da kendi zihnimin raflarından derlediğim yazıyı huzursuzlukla okuyunuz. Umuyorum homofobinin dramını değil aşkın filmlerini izleriz.

Haremdeki Dört Kadın

1

1965 yılında siyah- beyaz olarak yayınlanmış Türk sinemasında ilk kez lezbiyen ilişkinin gösterildiği Halit Refiğ filmi. Film Osmanlı dönemindeki eşcinselliğe ışık tutmaktadır.

Yönetmen: Halit Refiğ

Senarist: Kemal Tahir, Halit Refiğ

Yapım Yılı: 1965

IMDb: 7

 

Beddua

2

Beddua, erkek eşcinselliğinin konu olduğu ilk Türk filmi sayılır. 1980’lerin ‘olmamış’ LGBTİ sinemasının en iyi örneklerindendir. Eşcinsellikle alakalı doğru bilgilendirilme yapılmaz. Eşcinsellik havada bırakılmış içi boşaltılarak işlenmiştir. Yine de alçaktaki ilk basamak olması onu değerli kılar. Erkeklik ve kadınlık arasında gidip gelen şarkıcı Bülent’in hikâyesi anlatılır. Şarkıcı Bülent karakterini Bülent Ersoy oynamıştır.

Yönetmen: Osman F. Seden, Melih Gülgen

Senarist: Osman F. Seden, Melih Gülgen

Yapım Yılı: 1980

İMDb: –

 

Gece, Melek ve Bizim Çocuklar

3

– Kıız, orda da mı Fulya diye geziyodun?

+ Olur mu, orda ben çapkın erkek pozlarında.

-Yok canım!

+ Valla.bi ara öyle takıldım. Baktım delircem, bi gün çarşı meydanında avazım çıktığı kadar bağırmışım.

– Ee, ne diye?

+ Kadınıııım, kadınıım, var mı diyceğiniz diye.. artık gelmişler bana

– E ne dediler peki

+ Aman ne diycekler, önce sıkı bi dayak sonra da hastane. Biliyo musunuz istesem orda hiç çaktırmadan yaşar giderdim, bu konulara hiç uyanmazlardı. Ben çocukken mahallede öyle tipler olurdu artık her şeyi besbelli. Şey denirdi : ‘ bir kız sevmiş, vermemişler, hayata küsmüş, hiç evlenmemiş.’

Filmin konusunu bir sır olarak bırakacağım. Kulağınıza izlerken fısıldanması için. Mutlaka izleyin. Film, 1980 sinemasının gerçeklikten uzak ve aşağılayıcı yorumunun ardından LGBTİ sinemasında yeni bir döneme işaret eder. Filmde gerçek travestiler ve hayatın gerçekliği vardır. Feminen olduğu için aşağılanan, çirkin bulunan, fahişelik yapan erkek eşcinsel imajı yerine ruhu ve bedeniyle kendine 3. cinste yer bulmuş eşcinseller çizilmiştir.

Yönetmen: Atıf Yılmaz

Senarist: Yıldırım Türker

Yapım Yılı: 1992

İMDb:7.1

Düş Gezginleri

4

Bir eşcinsel film festivaline katılan ilk Türk filmidir. İlkokul arkadaşı iki kızın yıllar sonra yeniden karşılaşmasını ve aralarındaki tutkulu aşkı konu alır. Filmdeki erotik sahneler ile lezbiyenlik eğlendiricilikten çıkıp romantizme ve realizme kavuşmuştur. Aynı zamanda Meral Oğuz’un canlandırdığı karakterin doktor olması her statüden insanın eşcinsel olabileceğini düşündürmüş, saf ya da ‘yollu’ olduğu için eşcinsel olan kadın imajını yıkmıştır.

Yönetmen: Atıf Yılmaz

Senarist: Atıf Yılmaz

Yapım Yılı: 1992

İMDb: 8.1

Dönersen Islık Çal

5

Bir cüce ve bir travestinin hikâyesi. Cüce, travesti rolündeki Fikret Kuşkan’ı onu gerçek bir kadın sanarak serserilerin saldırısından kurtarır. Başta kabullenemediği bu durum aralarında samimi bir dostluğa dönüşür.

Yönetmen: Orhan Oğuz

Senarist: Nuray Oğuz, Cemal San

Yapım Yılı: 1992

İMDb: 7.3

 

Ağır Roman

6

‘İnsanın kan kardeşi tekerlek olur mu?’

Filmin bol entrikalı hikâyesinin merkezinde ateşli heteroseksüel bir aşk var. Ama film yayınlandığı dönemde Orhan’ın çırılçıplak Salih’i beklediği sahne ile büyük yankı uyandırdı. Eşcinsellik ana tema olarak değil bir motif olarak görünse de Türkiye’de ön yargıların yıkılması konusunda büyük önem taşır.

Yönetmen: Mustafa Altıoklar

Senarist: Mustafa Altıoklar, Metin Kaçan

Yapım Yılı: 1999

İMDb:7.9

 

Zenne

7

  1. Antalya Altın Portakal Film Festivalinde oldukça ses getiren bu film gerçek bir yaşam öyküsünü anlatıyor. Gerçekte, Türkiye’de bilinen ilk gay namus cinayeti olan Ahmet Yıldız’ın öldürülüşünü konu alıyor. Filmin yönetmenliğini Ahmet Yıldız’ın arkadaşları Caner Alper ve Mehmet Binay yapmış. 2011 de vizyona giren film; müzikleri, görselliği ve hikâyesiyle oldukça başarılı.

Yönetmen : Caner Alper, Mehmet Binay

Hikâye : Caner Alper

İMDb: 7.3

Lolla + Bilidikid

8

Türk-Alman ortak yapımı bir Kutluğ Ataman filmi. Türk toplumunun eşcinsellere karşı tutumunun oldukça gerçekçi anlatıldığı film Berlin’de yaşayan eşcinsel Murat’ın, trans Lola ve Bill ile hikâyesini anlatıyor. Türkiye’de eşcinsel film kültürünün önünü açmış ve konuyu ciddiyetle ele alan değerli yapımlardan.

Senarist, Yönetmen: Kutluğ Ataman

Yapım Yılı: 1999

İMDb: 6.9

 

Güneşi Gördüm

9

“ Bütün dünyada güneşe aşık tek bir canlı vardır o da Berfin’dir(Kardelen). Güneşe aşıktır ama güneşi hiç görmemiştir. Çünkü bilir ki güneşi gördüğü an canından olacaktır. Bütün Berfinler canından olacağını bile bile güneşi görüp o an ölürler. Berfin kadar hiçbir şey cesur olamaz.”

 

Ötekileri ve önyargıyı anlatan filmlerden biri, Güneşi Gördüm. Zorunlu göç yüzünden köylerinden İstanbul’a gelmiş bir ailenin hikayesi. Filmin ‘öteki’ yüzlerinden biri olan Kadri, erkek bedenine hapsolmuş bir kadındır. İstanbul’a geldikten sonra abisinden gördüğü şiddetten kaçarak asıl istediğine doğru bir yola koyulur ve Travesti Berfin olur. Fakat Berfin’in ömrü güneşi görünceye kadardır.

Yönetmen: Mahsun Kırmızıgül

Senarist: Mahsun Kırmızıgül

Yapım Yılı: 2009

İMDb:6.5

 

İki Genç Kız

10

Bu film de pornografik sahneleriyle oldukça çarpıcıdır. Hatta erotik sahneleri yüzünden çok eleştiri almıştır. Perihan Mağden’in İki Genç Kızın Romanı adlı kitabından uyarlanmıştır. Farklı karakterdeki iki kızın ortak bir yalnızlıkta buluşması ve aralarındaki sevgi anlatılır.

Yönetmen: Kutluğ Ataman

Senarist: Perihan Mağden, Kutluğ Ataman

Yapım Yılı: 2005

İMDb: 5.8

 

Yardımcı Olanlar:

http://www.kaosgl.com

http://www.sinematurk.com

 

Takılıp da uykuya düşerken ne güzel oluyor Barış Manço’yu dinlemesi.

Psifest’16 da görüşmek dileğiyle.

YAZAR: Elif Gül ŞAHİN

Elif Gül Şahin

TPÖÇG Blog Yazarı | İstanbul Medipol Üniversitesi Psikoloji Öğrencisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.