Oku-Dinle-İzle: Nisan Ayı

Günlerin, ayların mevsimlerin birbirine karıştığı zamanlardan geçiyoruz. Kimse için kolay değil fakat yine de ayakta kalmamız gerekiyor. Bu sebeple de son derece safiyane duygularla Nisan ayı önerileri sunar. 

Kitap: Kingdom Come

Kahramanlarımız kurtarılmaya ihtiyacımız olduğu için mi yoksa kurtarılmayı istediğimiz için mi var?

Kingdom Come gelmiş geçmiş en iyi çizgi romanlardan biridir. Onu özel kılan birçok detayı da kapağını ilk açtığınızda fark etmeniz mümkün. Öncelikle söylemem gerek ki Kingdom Come klasik bir süper kahraman öyküsü değil, bir mesih ve başlı başına bir din alegorisi var karşımızda esasen. Bir özeleştiri mahiyetinde de okumanın mümkün olduğu bu eserde sorgulanan şey yalnızca süper kahramanların misyonu değil aynı zamanda onlara ihtiyacımızın varlığını ve sebeplerinin de irdelendiği bir eser. Toplumda kahramanların neden idealize edildiğini, idealize edilmesine aslından kahramanlardan ziyade insanların ihtiyaçlarından doğdukları gibi birçok felsefi ve insana dair cevaplarını bulabilmek mümkün bu çizgi romanda.  Nihayetinde idealize edildikçe tanrısal hale gelen kahramanlar ve onları idealize ettikçe aslında insanlaşan toplumu görebileceğiniz ve tanrı kalmak için insana ihtiyaç duyan ile insan kalmak için tanrıya ihtiyaç duyan varlıkların meta anlatımının en başarılı örneklerinden birini görüyoruz. Çizgi roman mecrasının aslında görsel ve edebi değerini başlı başına ortaya koymaya yetecek güce sahip bir eseri mutlaka deneyimlemenizi tavsiye ediyorum. 

Film: Becoming Bond

Belgesel türüne ne kadar aşinasınız bilmiyorum fakat Becoming Bond’u önyargılarınızı bir kenara bırakarak bir şans vermeniz gerekiyor. Avustralyalı genç bir adam olan George Lazenby araba tamirciliğinden dünyanın en ikonik karakterlerinden biri olan James Bond olma serüvenini ele alan bir yapımla karşı karşıyayız. Bu şekilde bile ne kadar ilgi çekici bir macera filmi havası veren bu öyküyü film olarak izlemiyor olmamız bence büyük şans zira George Lazenby’nin bizzat kendi anlatımından dinlediğinizde olayların gerçekçiliği ve eğlencesi kat be kat artıyor. Belgesel türünün tüm nimetlerini de kucaklayan bu yapımda öyküye yaraşır şekilde bir anlatım ve kurgu var. Kısacası George Lazenby gibi nevi şahsına münhasır bir anlatımla son derece sürükleyici bir yapım Becoming Bond. 

Oyun: Gris

Son dönemlerde bağımsız oyun dünyası olabildiğine üretken bir dönemden geçiyor. Bağımsız oyun dünyasının alameti farikalarından olan yaratıcılık ve özgünlük de bugün bahsedeceğim oyunda hakkını sonuna kadar veriyor. Muhteşem oyun içi çizimleri, hikayede önemli yer tutan müzikler ve buna uygun kullanımıyla sanatsal yönü son derece ağır basan bir oyun diyebiliriz. Bunların yanı sıra hikayesiyle de ön plana çıkan bir yapım Gris. Hiçbir diyalog olmadan yalnızca görsellerle bir hikayenin dahası derinlikli ve katmanlı bir hikayenin nasıl anlatabileceğine şahit olacaksınız bu oyunla birlikte. Özellikle alışılmışın dışında bir oyun dizaynına sahip olan Gris mekaniklerini atmosferine uygun olacak şekilde düzenleyerek oynama noktasında da tatmin edici bir deneyim sunuyor. Nihayetinde Gris herkesin farklı bir anlamlar çıkarabileceği nadide bir deneyim. 

Müzik: Skinny – KALEO

Your face is rotten
Ugliest smile I have seen
Your name’s forgotten
Now go on and cut yourself clean

Yazar: Mert Çetli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.