Soğuk ve yorgunluklarla dolu bir kış bıraktık arkamızda. Hepimizin tatil ve biraz inzivaya ihtiyaç duyduğu günler geldi çattı. Biz de her zamanki gibi önerilerimizle bu günlerinizi şenlendirmeye geldik. Haziran ayı önerileri bu kez münasebetsizce karşınızda.
Kitap: Sıradan Delilik Öyküleri – Charles Bukowski

Charles Bukowski kendinden önceki, sonraki, kısacası tüm zamanları aşan bir yazar. Kaleminden çıkan her bir anlatı hayatta yaşanmaya yüz tutmuş anların kağıda birer yansıması gibi adeta ve sıradanlıkla aykırılığın kesiştiği yolu çizen bir eser var karşımızda. Bukowski’nin kaleminde yenilgileri bulacaksınız, hep kıyıya köşeye atılmışlıklar yüzünüze yansıyacak. Sıkışmışlığın, bilinmezliğin ve bulunamamanın dünyası Bukowski’nin öyküleri. Sıradan Delilik Öyküleri yazarın kaybedişin ve kabullenişin tezahürlerine ışık tutan bir kitap. Charles Bukowski’yi bugün anmamıza delalet eden en meşhur öyküleri barındıran kitap, neden Bukowski’nin yazmak tarafından seçildiğini gözler önüne seriyor.
Film: The Death of Stalin

Stalin hakkında politik görüşlerimizi bir tarafa bırakıp bir konsensüs oluşturalım. Stalin çok fazla insanın hayatına kıymış bir diktatördü. Stalin yüzünden acı çekenlerin sayısı milyonlara ulaşan insanların olduğu bir gerçeklikte onun ölümünün ne kadar trajikomik olabileceğini bir düşünün. Joseph Stalin’in insanı hayrete düşüren icraatlarına baktığımız zaman ilmek ilmek ördüğü ve muhteşem bir işçiliğe sahip olan bir korku imparatorluğunu görmemek ne mümkün. Bu öylesine yüce bir emekle ortaya çıkmış bir imparatorluk ki Stalin’in ölümünden sonra dahi yaşamına devam edebilmeyi başarıyor. Elbette Stalin’in ölümünün ardından onun bu imparatorluğu kurmasında dalkavukça yardımları olan yoldaşlarının yeni iktidar mücadelesine girmeleri de çok uzun sürmüyor. Bir çizgi roman uyarlaması olan The Death of Stalin (Stalin’in Ölümü) filmi İngiliz mizahının esintileriyle dolu absürt ve bir o kadar alaycı bir komedi sunuyor bizlere.
Oyun: ABZU

Huzur dolu ve okyanusun derinliklerinde geçen, bir serüven vaat eden bir oyunla karşınızdayız. ABZU bildiğimiz klasik hikayesi ve anlatımı olan farklı bir deneyim sunuyor bizlere. Özellikle görselliği ve oynanışıyla mükemmel bir atmosfer yaşatıyor size bu yapım. Oyundaki her bir bölüm özenle hazırlanmış ve size kendi dünyası içinde bir yer sunuyor. Alışılmış oyun sürelerinin yanı sıra ABZU çok kısa bir oynanış süresine sahip. Bu durum oyun için dezavantaj olarak görülebilse de tatmin edici bir deneyim yaşatmadığı anlamına gelmiyor. Son olarak da müziklere değinmek gerekiyor. Oyun genel itibarıyla bölümlerdeki atmosfere uygun müzikler tercih etmiş vaziyette ve çoğu zaman dinginlik hissi veren müziklerle bezeli bir yapıya sahip. Kısacası ABZU mutlaka göz atıp deneyimlemeniz gereken bir yapım.
Müzik: Nina Simone – Don’t Let Me Be Misunderstood
If I seem edgy
I want you to know
I never mean to take it out on you
Life has its problems
And I get more than my share
But that’s one thing I never mean to do
Yazar: Mert Çetli