Ağustos Ayı Önerileri: “Veda”

Merhaba Sevgili Okur!

Her başlangıcın içinde bir vedanın tohumu vardır. Veda, sadece bir bitiş değil aynı zamanda bir teşekkür ve hatırlatmadır. Ağustos ayı hem mevsimin hem de bu yolculuğun son sayfası oluyor benim için. Eski halimize, dönüştüren süreçlere, tamamladığımız rollere veda ediyoruz. Aylar boyunca severek, hissederek ve aynı heyecanla kendimden parçalar katarak yazdığım bu serinin artık sonundayım. Bu köşede her ay sizlerle buluşup kelimelere duygularımı ve gözlemlerimi katmak harika bir deneyimdi. Şimdi de bu göreve veda etme vakti geldi. O zaman son kez, keyifli okumalar!

Oku: Ruhi Mücerret / Murat Menteş

2013 yılında okuyucularıyla buluşan kitap, mizahi dili ve sıradışı karakterleriyle dikkat çeker. 93 yaşında bir İstiklal Gazisi olan Ruhi Mücerret, hayatının son düzlüğünde hem fiziken hem de ruhen büyük bir vedanın içindedir. Torunu gibi sevdiği ancak reklam şirketi tarafından hunharca öldürülen Hayati Tehlike’nin ölümü ise Ruhi Mücerret’in içindeki büyük vedayı tetikleyen kırılma noktasıdır. Veda bu noktada onun için intikam haline gelir. Menteş, bize vedanın her zaman sessiz değil bazen de yüksek sesli kahkahalarla da yaşanabileceğini gösterir. Çok eğlenceli diyaloglarla ve olay örgüsüyle oluşan bu romanı okurken çok güleceğinize aynı zamanda çokça düşüneceğinize eminim. 

Dinle: İstediğin Buysa / 110

Şarkı, grubun 2010 yılında çıkarmış olduğu “Sıfır” albümünde yer alır. Gitmek zorunda kalmanın, veda etmenin, bırakılmanın acısını hissettirir bu parça bizlere. Veda burada fiziksel bir ayrılış ziyadesinde ruhsal bir kopuşu ifade eder. Cesaret işi olarak da karşımıza çıkan veda, aslında bir tür dürüstlük ve öz saygıdır bu şarkıda. Parçayı dinlerken zarif bir geri çekiliş biçimi olarak karşımıza çıkan vedaya oldukça saygı duyarız. “Artık gitmeliyim” dediğiniz anlarda size oldukça yardım edecek bir eser. Şimdiden keyifli dinlemeler.

          “İstediğin buysa eğer,

           O zaman bitmeliyim, o zaman bitmeliyim.

           Son sözlerin buysa eğer,

          O zaman gitmeliyim, o zaman gitmeliyim.”

İzle: Sonbahar / Özcan Alper

2018 yapımı olan film, tam olarak sessiz vedaların filmidir diyebiliriz. Gürcü sınırına yakın, sisli ve yorgun bir Karadeniz köyünde geçen bu film; genç yaşta devrimci bir ruha sahip olup hapishaneye atılan Yusuf’un hikayesini anlatır. Tahliye olduktan sonra eve dönen Yusuf, bir kavuşma değil aksine veda yaşar. Hapishaneden geçen on yılın ardından hem bedenen hem ruhen tükenmiştir. Doğa yavaş yavaş yapraklarını dökerken, Yusuf’da da bir şeyler eksilmeye başlar. Bu filmde veda çok yönlü olarak ele alınır. Sadece sevdiklerine değil; gençliğine, hayallerine, politik ütopyasına, kültürüne de bir vedadır. Sessizce yapılan vedaları anlatan bu filmi izlerken kendinizden bir şeyler bulacağınıza eminim. Şimdiden keyifli izlemeler!

Düşün: The Farewell of Telemachus and Eucharis / Jacques-Louis David

Bu eser, veda temasını hem mitolojik hem de duygusal düzlemde çok iyi anlatır.  Homeros’un Odysseia destanına dayanır. Odysseus’un oğlu Telemachus’un babasını arayış yolculuğu anlatılır. Yolculukta; Telemachus, Eucharis adında bir periye aşık olur ama görev duygusu aşkının önüne geçer ve aşkına veda eder. Eserin odak noktası, figürlerin birbirine sarılışı ve yaslanan bedenleridir. Sıcak renk paleti veda atmosferini daha iyi yansıtır. Eucharis’in Telemachus’a sarılışı, bir tutunma ve bırakmama arzusunu gösterir. Telemachus bedenen orada olsa da bakışları uzaklara doğrudur. Bu içsel bir bölünmeyi temsil eder. David, tam bu anda zamanı durdurur. Bize de birine veda ederken belki bir hayale ve geleceğe de veda ettiğimizin farkındalığını yaşatır.

Hisset: Lady Lazarus / Sylvia Plath

Şiir, 1962’de Plath’in intihar girişiminden sonra yazılır. İlk bakışta bir ölüm ve direniş anlatısı gibi görünse de detaylarında bedene, sisteme, erkek egemene ve kendi geçmişine bir veda söz konusudur. Ölümü bir sanat olarak sunan Plath, bu imgeyi bilinçli bir vedaya dönüştürür. Ayrıca eril gücü temsil eden her şeye öfkelidir. Patriarkal sisteme de radikal bir hesaplaşmayla veda eder. Dizenin sonlarında vedayı bir son değil aksine bir yeniden doğuş olarak ele alır. Bu sayede vedayı sadece bir kaçış değil, kendine dönme ve güçlenme olarak da yorumlarız. Sylvia, bize küllerinden doğmak için bazen veda etmemiz gerektiğini en mükemmel şekilde aktarır. Siz de bunu her zaman hatırlayın. Kendinize çok iyi bakın.

          Ölmek,

            Her şey gibi, bir sanattır.

           Bu konuda yoktur üstüme.

          Öyle ustaca yaparım ki cehennem gibi gelir.

         Öyle ustaca yaparım ki gerçekmiş gibi gelir.

        Bir talebim olduğunu bile söyleyebilirsiniz.”

Sudenaz Yıldırım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.