Şeker Bir Bağımlılık mıdır?

Genelde moraliniz bozulduğunda, enerjiniz düştüğünde ya da bir şeyler atıştırmak istediğinizde aklınıza ilk gelen besinler şekerli olanlar mı? Peki, neden?

Şeker ve bağımlılık kelimesinin bir araya gelmesi bir süredir gündemde olan bir konu. Siz de çevrenizde şeker tüketimini azaltmaya veya bırakmaya çalışanları görmüş ya da duymuşsunuzdur. Hatta bırakmaya çalışırken zorlandıklarından, ruh hallerindeki ve vücutlarındaki genel değişimlerden bahsederler. Aslında bu durumun bir nevi sigarayı ya da alkolü bırakma hikayesiyle benzerlikleri vardır. İşte tam bu noktada şeker, bağımlılık kavramıyla birleşir.

Şeker denince ilk akla gelen çikolata, bisküvi, dondurma gibi ürünlerdir. Peki, aslında süpermarket raflarındaki ürünlerin %80’lik kısmına bağımlı olabileceğimizi düşünmüş müydünüz? Evet, raflardaki şekerli ürünlerin tüm ürünlere oranı tam tamına %80. Çünkü şeker sadece abur cubur reyonundaki ürünlerde bulunmuyor; yediğimiz meyveli yoğurt, hamburger, ekmek, soslar, makarna, salça vb. hepsi şeker içeren gıdalar. Peki sizce bu kadar fazla oldukları için mi bağımlıyız yoksa bağımlı olduğumuz için mi her yerdeler? Bu soru tavuk-yumurta problemine benzese de reklamların ve popüler kültürün psikolojiye etkisi herkes tarafından bilinen bir gerçek. Teknoloji marketlerinden oyuncak ve giyim mağazalarına kadar şekerli gıdaları her yerde görüyoruz. Hatta dikkat ederseniz yüksek raflarda değil, çocukların rahatça ulaşabileceği yerlerde. Yapılan bir araştırma gösteriyor ki çocukların şekere ilgisi yetişkinlerden daha fazla. Sizce markalar bu araştırma sonucunu dikkate almış ve bu yüzden rafların boyunu kısa tutmuş olabilir mi?

Ürünlerdeki şeker miktarının bu kadar artması, artan obezite vakalarının nedenini bulmak için başlayan “Şeker mi, yağ mı daha zararlı?” tartışmasından şekerin galip çıkmasıyla başlamıştır. Ürünlerdeki yağ miktarları tehlikeli kabul edilmiş ve bu yüzden bugünkü şekersiz beslenme popülaritesi gibi yağsız beslenmeye ilgi artmış ve insanlar sağlıklı ve fit olabilmek için yağsız ürünleri tüketmeye başlamıştır. Ama besinlerden yağı çıkardığımızda tatsız olacağı için de yağ yerine şeker eklenmiş ve bu sayede rafine şeker kültürü ortaya çıkmıştır. Ama ne yazık ki yağ çıkarıldığında obezite ve diğer metabolik hastalıklarda bir azalma olmamış ve bu durum “Şeker mi, yağ mı daha zararlı?” tartışmasını tekrar ortaya çıkarmıştır. Bugünlerde ise şekerin kilo problemlerine yol açmasının yanı sıra bağımlılık yaptığı, ruh halimizi ve düşünce yapımızı bile değiştirdiği tartışılıyor. Bazı bilim insanları bağımlılığın asıl nedenini evrimsel olarak açıklıyor. Eskiden doğada az miktarda bulunan şeker hızlı ve kolay bir enerji kaynağıydı. Bu yüzden beynimiz hızlı enerji veren şekeri bulmak ve onu elde etmek için evrimleşmişti. Ancak şekerin bağımlılık yaptığını düşündüren asıl tartışmalar, yapılan deneyler sonucunda başlamıştır.

Bağımlılıkla ilgili en şok edici bilgi farelerle yapılan “şeker-kokain” deneyinden elde edilmiştir. Bu deneyde kokain bağımlısı yapılmış 43 fareye 15 gün boyunca şekerli su ve kokain seçeneği sunuluyor ve farelerin 40 tanesi kokain bağımlısı olmasına rağmen şekerli suyu tercih etmiştir. Bu deney sonucunda bilim insanları kokain ve şekerin beyinde aynı etkiyi yaptıklarını gözlemlediler. Hatta şekerin kokainden tam 8 kat daha fazla bağımlılık yaptığını söylediler. 

                                         (Kokain ve şekerin beyinde uyardıkları bölgeler)

Başka bir deneyde şekerli su verilen farelerin sahte bağımlılık ve yoksunluk sendromu sergiledikleri görülmüştür. 

That Sugar Film belgeselinde; Damon Gameau 2 ay boyunca günde 40 çay kaşığı şeker tüketme deneyi yapıyor. Bu deney sonucunda fizyolojik ve metabolik değişimlerin yanında kendini halsiz hissettiğini, uyanmakta zorluk yaşadığını, şeker yediğinde kendini aşırı uyarılmış hissetse de bunun kısa sürdüğünü ve sonrasında tekrar halsiz, dalgın, dikkati çabuk dağılan birine dönüştüğünü söylüyor. Bu semptomlar madde kullanımıyla çok benzerdir. 

Aslında şekerin davranışa etki etmesinin nedenlerinden biri insülin diyebiliriz. İnsülin kan şekerini düzenlemeye yardımcı bir hormon. Ani şeker alımında (örn: meyve suyu) hemen insülin salgılanır ve şekeri düşürür. Ama kişi eğer fazla şeker tüketimine alışmışsa kan şekeri düşünce adrenalin gibi stres hormonları salgılanır ve tekrar şeker alımı ister. Bu sürede hızlı bir şekilde düşüp-yükselen kan şekeri yani glikoz miktarı beynin dengeli düşünmesine engel olur. Hatta sık sık salgılanan adrenalin hormonu panik atak ve anksiyeteye yol açabilir. Aşırı şeker tüketiminin insan davranışlarını etkilemesinin yanında, çocuklarda görülen hiperaktivite ve öğrenme güçlüğü artışıyla bağlantısı olduğu düşünülüyor. Dr. C. Keith Connor’ın yaptığı çalışmada çocuklarda aşırı şeker tüketiminin yüksek tansiyonla, şiddet içeren davranışla ve öğrenme güçlüğüyle bağlantısı olduğu bulunmuştur. 

Hapishanelerde yapılan bir deneyde ise rafine şeker kullanılarak yapılan yemekler kaldırıldığında, mahkumlar arasındaki şiddetin büyük oranda azaldığı gözlemlenmiştir. Bu deneyi eğitime uyarladığımız düşünülürse, okullardaki ve hatta günlük hayatta karşılaştığımız şiddet miktarında azalma sağlayabiliriz. Eğitim sistemi dünyanın en iyileri arasında gösterilen Singapur, 1991 yılında şekerli ve gazlı meşrubatların okul ve öğrenci merkezlerinde satışını yasaklamıştır. Ülkemizde de ilk olarak 2011-2012 yılları arasında, daha sonra 2016 yılında böyle bir girişim olmuş ve kantinlerdeki hamburger, kola, cips satışları yasaklanmış meyve satışı teşvik edilmiştir.

Peki ne yapmalıyız? Diyetisyenler ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) toplam alınan enerjinin sadece %5-10 arasında sınırlandırılması gerektiğini belirtiyor. Yani önerilen şu ki; şekeri hayatımızdan tamamen çıkarmak ya da bir besini bütün hastalıkların nedeni olarak görmek yerine miktarına dikkat etmeli, yediklerimizin içinde ne olduğu hakkında bilinçlenmeli ve kararımızı ona göre vermeliyiz. Belki de yapmamız gereken ilk şey içeriklerini okumaya başlamak olmalı çünkü hiç beklemediğiniz ürünlerdeki şeker miktarları eminim ki sizi çok şaşırtacak. Hadi marketlerdeki, kantinlerdeki, yurttaki, evdeki paketli gıdalara bakalım, ne kadar ilave şeker içeriyorlar.

Not: “1 küp şeker = 4 gram”

Kaynaklar

Daniel Reid – Detoks 

That Sugar Film – https://www.youtube.com/watch?v=jzW4tgqpV1Q 

Fed Up – https://www.youtube.com/watch?v=uwoJmC8Kp0s 

http://www.hurriyet.com.tr/kantin-yasagi-18844112

Diyetisyen Kübra Alkaya’ya teşekkürler.                                                 

Yazar: Beyza Alkaya                        

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.