Vicisti, O Aspidistra!

(Bu yazının okunma süresi 2 dakikadır.)

Yatılı okuluna burslu bir öğrenci olarak başlayan sekiz yaşındaki bir çocuğun, okul müdürünün sıkı bir disiplin ile yönettiği okulda diktatörlüğe olan nefretinin tohumlarını ekeceğini kim bilebilirdi ki?

Her hatasına burslu bir öğrenci olduğu yüzüne vurulmuş, kendisi de bu olayları “İşte O Günler” adlı yazısında anlatmıştır. Küçüklüğünde ettiği sessiz isyanlar giderek artmış, tüm dünyada ses getirecek eserler ortaya koymuştur. Bir seçim sonucu hata yapmış ve yapmış olduğu hatadan utanan Eric Arthur Blair kendisine yeni bir sayfa açmış olup bu sayfaya George Orwell olarak devam etmiştir.

Takma adı George Orwell olan özgür ruhlu yazar, hastalığı esnasında birçok Jack London kitabı okumuştur, Jack London’ ın kitaplarını yazmak için alt sınıflar gibi yaşamasından etkilenmiş olacak ki kendisi de bu fikre kapılıp uzun bir yolculuğa çıkmıştır. Bu yolculuk sivil halka işkenceler, haksızlıklar yapılmasını görmesinden çok onların yaşadıklarını hissetmesine olanak sağlamıştır. “Önemli olan yaşamak değildir, başarmak hiç değildir. Önemli olan insan kalmayı bilmektir.” Orwell ’ın bu sözü aslında insanlar arasında yaşarken edindiği deneyimleri özetler nitelikteydi. İnsan kalmak için uğraş veren George Orwell İkinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği esnada Hayvan Çiftliği’ni yazmaya başlamıştır. Snowball ile Napolyon arasındaki çekişmeleri, George Orwell muazzam yaratıcılığıyla kaleme aldığı başyapıtta bahseder. Sorgulamayan, gerçeği aramayan toplumlar daima sömürülmeye mahkumdur. Baskıcı rejimler, toplumları gerçeklerden uzaklaştırarak kendi yalanlarına yaklaştırır. Sistemi sorgulamayan, sistemin sunduklarını koşulsuz kabul eden, düşünme yetisini kaybetmiş toplumları bağnazlaşmış bireyler meydana getirir. Bu durum Orwell’ın 1984’üne atıf yapmayı zorunlu kılar: “Düşünün. Çünkü henüz yasaklanmadı.

George Orwell Hayvan Çiftliği adlı kitabında asıl anlatmak istediği ne komünizm ne de Stalin’dir. Komünizmin çarpıtılarak diktatörlüğe dönen yönetimin halk üzerindeki etkilerinin anlatılmasının yanı sıra kitabın bir sonunun olmadığını da anlatmıştır. Eşek Benjamin’e göre: “O da durumun hiçbir zaman daha iyi veya daha kötü olmadığını ve böylece sürüp gideceğini söylüyordu. Açlık, zorluk ve hayal kırıklığı hayatın değişmez yasalarıydı. Gene de hayvanlar umutlarını yitirmiyorlardı.” Yaşlı eşek Benjamin aslında her şeyi özetlemiştir. Kitabın bir sonunun olmaması yaşanılan her dönemde bu olayların olabileceği gibi bir sonuç çıkarmamıza imkan vermiştir.

Orwell’ın diğer bir yapıtı Aspiristraya değinmeden geçilmemelidir. Üç ortak kitabın kaderi bellidir. İngiltere’de bir zamanlar statü simgesi olarak kullanılan, orta sınıfın evinin bir köşesinden asla eksik etmediği, sınıf atlama kapısının yegane anahtarı olan Aspidistra çiçeği ile savaşında yenilen Gordon Comstock haykıracaktı: “Vicisti, O Aspidistra!” (Sen kazandın, Ey Aspidistra)

1984, tehditvari bir şekilde ekliyordu: “Büyük birader seni izliyor.”

Eşek Benjamin ise cümlesine devam ediyordu: “Gene de hayvanlar umutlarını yitirmiyorlardı.”

“Bir gün karanlığın olmadığı bir yerde buluşacağız.”

Yazar: Betül Beyza Gültekin 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.