Korkularımızın Umutsuz Kayıpları

"Ne için yaşadığımızı kaybediyoruz oyalanarak, hislerimizi kaybediyoruz aceleci olarak ve tutkularımızı kaybediyoruz temkinli davranarak! Her şeyi kaybediyoruz yavaş yavaş..."

(Bu yazının okunma süresi yaklaşık 2 dakika sürmektedir.)
“Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma. Herkes kağıt üzerinde yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin.Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse onu tanımaz.” -Üç Aynalı Kırk Oda / Murathan Mungan

Herkes, dünyanın içinde bir yerlerde kayboluyor. Kimi bunu kıyıda ve köşede yapmayı tercih ediyor ve dünyayı sessizce izliyor fark edilmemenin verdiği güvenle. Öyle ki kayboldukları bile anlaşılmıyor var olduklarını biliyor ama bunu hissetmiyor kimse. Kimisi de herkese görünerek kayboluyor başka dünyalarda; filmlerde her daim olan ama asla fark edilmeyen figüranlar gibi insanların içine karışıyor, onların içinden hayatlarına değmeden geçiyorlar. Her zaman varlar ama kimse tarafından merak edilmedikleri için ruhları kayıp bu insanların. Birileri de kendi içinde kayboluyor bu arada, onların kaybolmaları sadece kendilerinin bildiği, içine girdiklerinde dönüş yolunu bulamadıkları sonsuz ve hepsi birbirine benzeyen yıldızlardan, çekim kuvvetine karşı konulamayan gezegenlerden, dünyada hiç bilmediği renkleri içeren bulutsulardan oluşan bir uzay boşluğu. Herkes ortak bir noktada buluşuyor; kaybolduğunda kendini yalnız ve anlaşılamaz hissediyor. Hayatı ve elinden aldığı zamanı anlamak için çok küçük ve çaresiz kaldığını, ne yaparsa yapsın hep kendi hikayesi içinde kilitli kaldığını fark ediyor. “Dünya sanki var olmak için değil, kaybolmak için var olduğumuz bir yer!” Diyor Mungan. Bazen kendimizde, bazen bir başkasının düşüncesinde, bazen her şeyde! Kayboluyoruz… Ne için yaşadığımızı kaybediyoruz oyalanarak, hislerimizi kaybediyoruz aceleci olarak ve tutkularımızı kaybediyoruz temkinli davranarak! Her şeyi kaybediyoruz yavaş yavaş… Aslında kaybetmekten korkarak kaybediyoruz hayatı, bir tek korkularımız kalıyor geriye. Birilerinin hayatına değmekten, başka birilerinin bizim hayatımızdan teğet geçmesinden, bilinmezden ve değişmekten korkarken kaybolan birilerine dönüşüyoruz. Gerçekten yaşıyor muyuz? Yoksa yaşayan bir bedeni mi izliyoruz kendimizi kaybettiğimiz yerlerden birinde? Korkularımızın umutsuz kayıpları olan zavallı bizler… Bir depremde sağa sola kaçışan ve doğru yolu bir türlü bulamayan insanlar gibi savruluyoruz oradan oraya. Kaybediyoruz, kayboluyoruz ve bir yerlere sürüklendikten sonra sonunda yaşamın bu ve bundan ibaret olduğuna karar veriyoruz ve en sonunda anlıyoruz, dünyanın var olmak için değil, kaybolmak için olduğunu…
Yazar: Yaren Köse

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.