Üçüncü Göz

"Üçüncü bir göze ihtiyacım var. Hem görmeyi hem de hissetmeyi sağlayarak yere baktığımda toprağın içini, göğe baktığımda evrendeki tüm yıldızları görebilme yeteneğini verecek."

(Bu yazının okunması yaklaşık 2 dakika sürmektedir.)

4 Nisan 2021 22.37
Sevgili Günlük
İçimde hala yüzleşemememin hıncını taşıyorum. Aslında hınç da sayılmaz çünkü sakinim, dalgaya alıyorum ve aynı zamanda ciddiyim. Tarifi zor bir duygu. “Hıncım neye?” diye düşündüğümde karşımda cevabını alabileceğim bir şey göremiyorum. Belki zamanın veya yılların zalimliği hıncımı çıkarmak için bana nesne olabilir. Zalimliğinin kaynağı sana her şeyi çok önceden göstermiş olması ve tek bir kelime bile etmeden senin anlamanı beklemesidir. Tabii anlaşılana kadar yaşanılanların, hatıraların, umutların, hayal kırıklıklarının, öfkenin, hataların önüne geçemiyorsun. Yaşayan körleriz adeta. Yaşamışsın, görmüşsün, duymuşsun ama hissedememişsin, fark edememişsin. Sonrası ise tanıdık hikâye “Nasıl?” diye kalakalıyorsun, kendini ve çevreyi sorguluyorsun.
Yaşarken fark etmememize yardım edecek ve geleceği aydınlatacak ipuçlarıyla dolu aslında yaşadığımız “şu an”lar. Belki de bizi sonraya dönük sorgulamadan kurtaracak başlangıç noktası da burada saklıdır. Hani derler ya kimse geleceği bilemez, tahmin edemez. Yalan. Geleceğe şahit olan, onu bilen ve bilme gücünü elinde tutan “şu an”dakiler. Bu konumda durup ipuçlarını yakalayabilirim düşüncesi beni hüsrana uğrattı. Çünkü onları görebilmem için iki gözümün yeteceğine dair bir inancım kalmadı. Üçüncü bir göze ihtiyacım var. Hem görmeyi hem de hissetmeyi sağlayarak yere baktığımda toprağın içini, göğe baktığımda evrendeki tüm yıldızları görebilme yeteneğini verecek. Toprakla ve gökyüzüyle işim olmadığı için ben yeryüzündekilerle ilgilenmeyi tercih ediyorum. Bu yeni gözüm doğruları veya yanlışları göstermek gibi görevleri yerine getirmekten ziyade gerçekleri görmemi sağlasa yeter. Gerçekler; geçmiş, gelecek ve şimdi gibi zaman kalıplarını aşan küçük bir göz. O zaman yüzleşebileceğim ve hınç taşımayacağım yola adım atabilirim.
Üçüncü gözümü nasıl açacağıma dair bir fikrim yok. Garip ritüeller ya da okumalar yapacak kadar bu kavrama hâkim de değilim. Belki basit kelimelerden oluşmuş fakat denerken zorlanacağım bir cümleyle başlayabilirim. “Anda kal”. Dikkatimi topladığım zaman bünyem alışacak, birçok pratikle ve uzun süreyle gözümü açabileceğim. Başkalarına “gelecekten bilgi getiriyorum” umudu satamam ama kendi geleceğimi görüp çizebilirim, sürpriz olaylar haricinde. Yapboz parçaları misali toplayıp birleştireceğim ipuçları, resmin bütününü görmemi sağlayarak bana geleceğin kapısını aralayacak.

Yazar: Beyza Nur Fındıkcı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.