Tanrı’nın Ressamı Michelangelo

Rönesans döneminin ünlü sanatçıları ve klasizm akımının başlıca temsilcileri Leonardo, Michelangelo, Donatello ve Rafael’dir. Yazıyı yazmaktaki amacım muhteşem dörtlüyü tanıtırken tanımaktı. Ne şanslıyız ki Michelangelo bu oyunu bozdu. 90 yıllık yaşamında bir çok eserle dönemine ve sonraki dönemlere damgasını vuran, heykeltraş sanatında adını dünyaya duyuran II Divino’nun şimdilik yalnızca Sistina Şapeli tavanına yaptığı fresklerden bahsedeceğim. Ne şanslıyız ki dedim çünkü ölümünün son anına kadar tutkuyla çalışan, kendisine II Divino (Tanrısal) takma adı yakıştırılan bu dahinin eserini inceleme ve araştırma imkanı buldum, yazarken de büyük bir zevkle yazdım. Şimdi uzatmadan konuya giriyorum.

Atina Okulu freski’nin yaratıcısı  Raffaello ve Venüs’ün Doğuşu isimli yapıtın yaratıcısı Boticelli gibi Rönesans döneminin efsanevi sanatçıları Sistina Şapeli’nin duvarlarını süsledi. Eni 14 metre, boyu 41 metre olan şapelin boş tavanını Michelangelo tek başına süsledi. Her ne kadar 12 havarinin tasviri istense de o İncil’deki Tekvin (Yaratılış) bölümünden 9 önemli olayı betimlemeyi tercih etti ve olayları üçer gruba ayırdı. İlk üçü evrenin yaratılması, diğer üçü insanın yaratılması ve cennetten kovulması, kalan üçü ise Nuh’u ve büyük tufanı anlatır.

Tanrı,“Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu. (Yaratılış 1:3)

Yerin ve göğün tözü Tanrı’nın ruhuydu. Bir buyrukla başladı: Işık olsun. Aydınlık, gündüz; karanlık, gece oldu. Gece gündüz birbirini kovaladı ve ilk gün oluştu.

Yerin üstündeki ve altındaki sular ayrıldı. İki arkadaş (gece-gündüz) bir kez daha yakalayamadılar birbirlerini. Üçüncü güne başlarken sular bir yana toplandı, kuru kalan alana kara adı verildi, toplanan suya da deniz dendi. Böylece sular ve karalar birbirinden ayrılmış oldu.

İki ışık (ay-güneş) ve yıldızlar yaratıldı ki insanlar zamanı ayırt edebilsin. Oyunbazlar’ın anneleri (ay-güneş) çıkageldi. Ay geceyi, güneş gündüzü sahiplendi. Başladılar oyunlarına ve dördüncü günü oluşturmaya. Beşinci gün su ve gök için canlılar yaratıldı ve ona egemen olacak bir insan.Altıncı gün sonlandı, Tanrı yoruldu. İşlerini bitirdi, artık dinlenme vaktiydi bu nedenle yedinci günü kutsadı.

Tanrı, “Kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım”dedi. (Yaratılış 1:25)

Tanrı, Adem’i topraktan yarattı; ona kendi ruhundan üfledi. (Adem’in Yaratılışı)

“RAB Tanrı Adem’e derin bir uyku verdi. Adem uyurken, RAB Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı. Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem’e getirdi.” (Yaratılış 1:21-22) (Havva’nın Yaratılışı)

İlk Günah ve Cennetten Kovuluş




Râb onları Aden bahçesinde istediği ağaçtan meyve yiyebileceklerini yalnızca iyiyle kötüyü bilme ağacının meyvesini yiyemeyeceklerini söyledi: “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.” Yaratılış 2:17

Kurnaz yılan;  meyveyi yediklerinde ölmeyeceklerini, iyiyi ve kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaklarını söyledi. Adem ve Havva çıplaktı, çıplaklık nedir bilmezlerdi ta ki iyiyi ve kötüyü bilme ağacının meyvesinden ısırık alana kadar. İncir yapraklarından önlük yaptılar ve ağacın arkasına gizlendiler. Tanrı “Neredesin” dedi. Adem çıplak olduğunu bu sebeple gizlendiğini söyleyince olay anlaşıldı. Gökten üç ceza düştü. Tanrı, yılana ömür boyunca karnının üzerinde sürüneceğini; kadına çocuk doğururken ona çok acı vereceğini; adama yaşam boyu emek vermeden yiyecek bulamayacağını buyurdu. “Toprağa dönünceye dek, ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın. Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın. Ve yine toprağa döneceksin.” Yaratılış 3:19

İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladı. (Yaratılış 6:6)

Tufan

Yeryüzünü kötülük kaplamıştı, eğrilerin arasında tek bir doğru vardı: Nuh. Tanrı tufan gönderecekti, insanlarla birlikte kötülük silinip süpürülecekti. Nuh kalabalıklar arasından sivrildi, ona bir buyruk verildi. Gemiyi yaptı ve ailesini, tüm canlı çeşitlerinden dişi ve erkek olmak üzere iki çiftini yanına aldı. Kırk gün boyunca yağmur yağdı.

Tüm canlılar gemiden çıktı. Nuh, Tanrı’ya sunaklar (Nuh’un Kurbanı) sundu. Çoğalmaları, yeryüzünü doldurmaları istendi.

Nuh bağ dikti, sarhoş oldu. Çırılçıplak uzandı. Nuh’un oğulları Ham, Yafet, Sam’di. Kenan’ın babası Ham, babasını o şekilde görünce diğer iki kardeşine haber verdi. Sam ile Yafet yüzlerini çevirerek (Nuh’un Sarhoşluğu) babalarının üstünü örttü. Nuh uyanınca Kenan; Yafet ve Sam’a kul olsun dedi. Kenan’a lanet etti, Yafet ve Sam’e övgüler dizdi.

Muhteşem Sistina Şapeli’nin tavanındaki hikaye sona erdi. Büyük aşkı heykel olan bu dahinin neden ustaca yapılmış heykellerinden bahsetmediğim konusundaki eksikliğim için kızgın olabilirsiniz ama anlayışla karşılamanızı niyaz ediyorum. Bir sonraki yazımda bu eksikliği kapatacağıma söz veriyorum. Sıkılmamanız için yalnızca bir eserini size sunuyorum.

KAYNAK

Sistina Şapeli Michelangelo’nun Büyük Eseri. (23 Eylül,2015). Alınan yer: https://www.rotasenin.com/sistina-sapeli/

Yazar: Betül Beyza Gültekin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir