Sadece 26 Dakika

“Geberiyorum gönlünüz olsun

Bir habersiniz haberiniz olsun” diye devam eden şarkıyı kapatıyorum. Saat 10.37. 

Bir yolculuktayım ve hüzünüm gereksiz. Yeşili seyrederken birçok problemime çözüm buluyorum ve hüzne yakışmayacak bir yaşta hüzne veda ediyorum. Ruhumu kemirenlerden daha çok kızdığım şeyin kendim olduğunu fark ediyorum eş zamanlı olarak. Saat 10.39.

Aslında insan, kendinin en büyük yarasıdır. Yaramı kapatıyorum. Saat 10.40.

Uzun zamandır unuttuğum şeyleri, özellikle de kendimi hatırlıyorum. Unuttuğum hayallerimi, geçmişimin huzur dolu salaş kıyafetlerini hatırlıyorum, hüzün hep gereksizdi tekrar farkediyorum. Saat 10.41.

Gördüğüm yeşil orman mavi gökyüzüyle birleşiyor. Saat 10.43.

Yaşadığımı hissediyorum, aynı zamanda müthiş bir hızda kalbimin atışını hissediyorum. Uzun zaman olmamıştı, aslında neyse önemi yok zamanın, ben yaşıyorum hem de çok güzel yaşıyorum. Yağmur başlıyor, aklıma bir şarkı geliyor Emre Aydın’dan. 

“Büyüdün dedi, bu yağmurlar bu yüzden.” Saat 10.44.

Veda ettiğim tek şey hüzün değil, aylardır hüzünü kalbime yerleştirmekte mecburmuşum gibi davranan ve bana benzemeyen kendim, seninle de yollarımız ayrılıyor. Hoşçakal, bir daha uğrama buralara ve kendime iyi bak. Saat 10.46. 

Yolların gitmekle tükendiğini, problemlerin çözüldüğünü, hayatın her zaman yaşamaya değer olduğunu fark ediyorum. Belki de hatırlıyorum. Saat 10.47.

Etrafıma bakıyorum, insanlar… Ah, evet insanlar.

İnsanlarda kendimi göreli biraz zaman oldu, peki insanlar bende ne bunu sorgulamak istiyorum ve evet, en çok sorguladığım ve merak ettiğim dönemlerdeyim. Öğrenecek çok şeyim ve gidecek çok yolum olduğunu fark ediyorum. Saat 10.49.

Fark edişlerimin sonunun gelmeyeceğini fark ediyorum. Her an bir farkındalıkla yaşadığımızı ve farkındalığın bir zincir olduğunu da farkediyorum. “Fark etmek” tabi ya, sadece bilincin açık olduğunda yapabilirsin bunu! Demek ki bilincim açık; şu an yaşamak için en iyi zaman ve bugün yaşamak için en iyi gün. Saat 10.51.

Yağmur duruyor, ülkemden çok uzakta çok soğuk bir yerdeyim. Yollar uzadıkça düşüncelerim büyüyor ancak her düşünce saatinden sonra bir sorunu daha çözdüğümü fark ediyorum. Ferahlıyorum, bu gerçek bir ferahlık. Saat 10.52.

Kapattığım şarkıdan bir cümle geliyor aklıma. “Bazen gereklidir maviliği hissetmelisin” Ben maviye yeşili de ekliyorum, hissediyorum. Ah, gerçekten gerçek bir his bu! Saat 10.54. 

Bütün sesler belirginleşiyor, o kocaman karanlık bulut kalkıyor üstümden. Evine hoş geldin kendim. Bu sensin huzurundan, tanıdım seni. Sakın bir daha gitme olur mu? Saat 10.57.

Kendimi buluyorum. Yeni bir kapı açılıyor ve ismini bilmediğim hareketli bir şarkı eşliğinde içeriye giriyorum. Yeşile ve maviye bakıyorum. Yaşıyorum. Saat 11.00.

Hüzne dair cümlelerim bitiyor, artık her şey bana yeniay! Saat 11.02.

Sadece 25 dakikada yapabildiklerimi, yapabileceklerimi, yapabileceklerimizi fark ediyorum. 

İnsan, evet insan. İnsan kendine yetiyor. Fark ediyorum, insan kendinin hem cenneti hem cehennemi ve insan zihni, cehennemin de cennetin de yansıması. Saat 11.03.

Cehennemimi cennete çeviriyorum. 

Evime hoş geldim. 

Yazar: Sevde Tuğçe Sedef

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir