Rüyalar ve İnsanlar

Nasıl başladı her şey? İlk insan, ilk rüya. Hep merak ettim ilk rüyayı görünce insan oğlu ne hissetti? Çünkü uyuyorsun, uyumanın ne olduğunu bilmeden ve sonra bir bakıyorsun ki rüyanda garip şeyler ki rüyanın ne olduğunu da bilmiyorsun… Hayatımızın üçte birini uykuda geçirdiğimizi düşündüğümüzde rüyaların önemini daha iyi anlayabiliriz. Hatta rüyalar bizim ikinci yaşamımız bile olabilir.

Düşünün şimdi Kadıköy’de karşıdan karşıya geçiyorsunuz kaç tane insanla paylaşıyoruzdur yolu? Bir de beynimizin biz farkında olmadan onların yüzünü kaydettiğini düşünün. Bilim insanları rüyada gördüğümüz tüm yüzlerin hayatımızdaki insanlar olduğunu söylüyorlar. Sonra neden rüyalarımız şenlik yeri.

analysis-dreams-painting-sigmund-freud

PSİKOLOJİDE RÜYA

Uyku sırasında zihin çevresel uyaranların daha az farkındadır ancak zihinsel işlemler sürmektedir. Bilim insanları uykunun uyanıklıktan bağımsız, sınırları belli beş evreden oluştuğunu göstermektedir. Bu evrelerden biri REM (Rapid Eye Movement), diğer dördü de Non-REM olarak adlandırılır. Rüyalar insanların uykudayken yaşadığı her türlü görüntü, duygu ve düşünce olarak tanımlanabilir. Psikologlar ve bilim insanları neden rüya gördüğümüz veya nasıl rüya gördüğümüz hakkında henüz bir görüş birliğine varamadılar fakat birkaç kuram üretildi. Rüya denilince hepimizin aklına gelen ilk isim: Sigmund Freud. Freud’a göre rüyalarımızın içeriğini olmasını istediğimiz şeyler oluşturuyor ve rüyalarımız bilinçaltımızdan gelen duygu, düşünce ve dürtülerle ortaya çıkıyor. Hatta Freud bilincin gerilere ittiği cinsel arzuların da rüyalarda ortaya çıktığını düşünüyordu. ‘Rüyaların Yorumu’ adlı kitabında rüyaları ikiye ayırır.

Açık İçerik: Rüyadaki gerçek düşünce ve içerik.

Gizli İçerik: Rüyada gizlenmiş psikolojik anlam. Freud rüyaların bu gizli anlamını anlamak için de rüyaları 5 bölümde inceler: Yer değiştirme,yansıtma, sembolleştirme, yoğunlaşma, ikincil revizyon.

Hal böyleyken insan rüya görürken kendinde şüpheye düşüyor. Çünkü uçsuz bucaksız rüyalar var. Örneğin bu yazıyı yazarken bir arkadaşımla konuşmuştuk rüyalar hakkında ve o da bana geçen gün rüyasında bir insanın kafasını kestiğini gördüğünü söyşemişti. Şimdi gel de aynı odada uyu uyuyabilirsen onunla… Öte yandan başka kuramlar da var tabi. Carl Jung rüyalar konusunda Freud’un söylediklerinin çoğuna katılsa da rüyaların aynı zamanda gerçek hayattaki ruhun az gelişmiş kısımları için bir telafi olduğunu düşünüyordu. Bu noktada da aklıma rüyamda araba kullandığım –ehliyetim hala olmasa da- ve kendi kendime rüyamda “Çok da güzel kullanıyorum ya!” deyişim geliyor.

Öte yandan rüyalar geçmiş yaşamlarımızın birer yansıması olabiliyor. Lisede biyoloji öğretmenimin anlattığı bir bilgiyle ilgim artmıştı evrime ve onun beynimize yaptığı etkiye. Hani uykumuzda tam da rüyamızın orta yerinde birden yüksekten düşüyormuş hissine kapılırız ya bunun atalarımızdan kalıp genlerimize işlenen eski bir alışkanlık olduğunu öğrenmiştim. Biliyorsunuz yerleşik yaşama geçmeden önce insanlar ağaç kovuklarında yaşıyordu ve uykularında tedbirli olmaları gerekliydi aşağı düşmemek için. Bazen aşağı da düştüler ama hep tetikte kaldılar uykularında. İşte biz de bu bilgiyi genlerimizde yaşadığımız için bazen düşüyoruz rüyalarımızda.

RÜYALARIN ANLAMI

Bizim kültürümüzde de geleceğe merak hep vardır ve bunun için rüyalar güzel bir kaynak olmuştur. Bu yüzden piyasada yüzlerce ‘Rüya Tabirleri Kitabı’ vardır. Rüyalarımız habercidir ama gelecekten değil. Rüyalar bizim bilincimizle, ruh halimizle ilgili bilgi verir. Freudyen kuram bağlamında rüyalarda sıklıkla görünen birkaç temayı inceleyecek olursak şunları yazabiliriz:

Ölmek ya da yaralanmak: Rüyayı gören kişinin hayatında artık iyiye gitmeyen bir kişisel ilişki ya da bağı sembolize eder. Gerçek ölüm düşüncesiyle ya da yaygın inanıştaki “Ölü görmek, diri görmektir.” deyip kişinin ömrünün uzadığını göstermez.

Doğal felaketler: Kişisel sorunlardan bunalmış bir insanı veya olayların kontrolden çıktığı duygusunu gösterir.

Uçmak: Bir durumdan kurtulma, kaçma ve özgür olma düşüncesinin ifadesidir.

Kovalanmak ya da saldırıya uğramak: Sosyal korkudan çok fiziksel korkuyu ifade eder. Çocuklar kendilerini incinebilir ve savunmasız hissettiklerinde görürler. Yetişkinlerde ise stres altında olmaya işarettir.

Düşmek: Kontrol kaybını ve bunalımı ifade eder.

Yolda kaybolmak: Hayatını yoluna sokmaya çalışmayı ama bunu nasıl yapacağını bilememeyi ifade eder.

Arabanın kontrolünü kaybetmek: Böyle bir rüya, stres ve korku duygularından kaynaklanır.

Halka açık alanlarda çıplak olmak: Bu tür rüyalar utanç ya da kırılganlık hissiyle ilgilidir.

Hazır olmadığınız bir sınava girmek: Hepimizin sınav dönemlerinde –uyuyabilirsek tabi- sıklıkla gördüğü rüyalardandır. Bu tür rüyalar korunmasız hissetmekle ilgilidir. Başkası tarafından değerlendirilip yargılanmayı sembolize eder.

ruya2

Rüyalar insanlık için gizemli bir kapı hala… Ama ya olmasalardı? Eminim çok sıkılırdık. O yüzden hepinize şimdiden iyi rüyalar, iyi uykular! Sakın yatmadan önce bunları düşünüp kafanızı yormayın sadece uyuyun. Bu güzel şarkı da benden size.

YAZAR: Büşra DUMAN

Büşra Duman

TPÖÇG Blog Yazarı | Özyeğin Üniversitesi Psikoloji Öğrencisi

Rüyalar ve İnsanlar” için bir yorum

  • 15 Nisan 2019 tarihinde, saat 23:28
    Permalink

    Ruyada dusme ya da karabasan hissi vücut zihin dengesizliğinden kaynaklanır bildiğim kadarıyla . Düştüğümüz hissi bir nevi beynin uykuya geçip vücudun uyanık olması, karabasan hissi de vücudun uyanık zihnin hala uyanik olmamasıdır. Atalarımızdan kalma düşme hissi çok romantik 🙂

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir